24

Meğer ki Allah dilemiş ola. Unuttuğun zaman Rabbini an ve: "Umulur ki Rabbim beni bundan doğruya daha yakın olana erdirir" de.

2. Yeminde (İnşaallah diyerek) İstisna Yapmak:

İbn Atiyye der ki: İnsanlar, bu âyet-i kerîme (tefsirin) de, yeminde istisnaya dair açıklamalarda bulunmuşlardır. Âyet-i kerîme ise yeminler hakkında değildir. Âyet, ancak yemin dışındaki sözlerde istisna yapmanın sünnetine dairdir. Yüce Allah'ın;

"Meğer ki Allah dilemiş ola" âyetinde, zahiri ifadenin gerektirdiği ve i'caz (veciz söz söyleme) nin güzel kıldığı bir hazf de vardır ki, ifadenin takdiri; "Meğer ki Allah dilemiş ola demedikçe" yahut da; "Allah dilerse demen müstesna" takdirindedir. O halde âyet; Allah'ın dilemesini söz konusu etmedikçe... anlamındadır. Buna göre "Allah'ın dilemesi müstesna (inşaallah)" şeklinde söylenen sözler, yasak kılınmış sözlerden değildir.

Derim ki: İbn Atiyye'nin tercih edip beğendiği görüş el-Kisai, el-Ferrâ'' ve el-Ahfeş'in de görüşüdür, Basralilar: Bu; "Allah'ın meşîeti ile olması müstesna" anlamındadır, derler. Buna göre bir kimse: Ben bu işi inşaallah yapacağım diyecek olursa anlamı, Allah'ın meşîetiyle yapacağım demek olur,

İbn Atiyye der ki: Bir kesim buradaki;

"Meğer ki Allah dilemiş ola" âyetinin daha önce geçen; " Sakın ... deme" âyetinden istisnadır. (İbn Atiyye devamla) der ki: Bu, Taberî'nin naklettiği ve reddolunan bir görüştür. Bu, o kadar yanlış ve tutarsızdır ki, bunun nakledilmemesi gerekirdi.

Yeminde istisna ve bunun hükmüne dair açıklamalar ise daha önceden el-Mâide Sûresi'nde (5/89- âyet, 16. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır. 

"Unuttuğun zaman Rabbini an" âyetine dair açıklanması gereken bir tek mesele vardır. O da; unutmaktan sonra hatırlama emrinin verilmesidir. Burada emrolunan hatırlama hakkında farklı görüşler vardır. Bunun, yüce Allah'ın:

"Umulur ki Rabbim beni bundan doğruya daha yakın olana erdirîrde" âyeti olduğu söylenmiştir. Mür'essîr Muhammed el-Kûfi şöyle demektedir: İşte bunlar, verdiği sözünde istisna yapmayan herkesin lâfızlarıyla söylemekle emrolunduğu âyetlerdir ve bunlar, istisnayı unutmanın keffâretidir.

Cumhûr ise şöyle demektedir: Bu, böyle bir tahsis sözkonusu olmaksızın yapılması emrolunan bir duadır. Bunun, kişinin yemini esnasında söylemeyi unuttuğu "inşaallah" sözü olduğu da söylenmiştir. İbn Abbâs'dan nakledildiğine göre bir kimse istisnada bulunmayı unutup da bir sene sonra dahi bunu hatırlayacak olursa, -eğer yemin etmiş İse- (istisna yaptıktan sonra) yemininde hânis (yeminini bozmuş) olmayacağını söylemiştir. Aynı zamanda bu Mücahid'in de görüşüdür. İsmail b. İshak da bu görüşü Ebû'l-Âl-iyye'den, yüce Allah'ın:

"Unuttuğun zaman Rabbini an" âyeti ile ilgili olarak nakletmektedir. O: Onu hatırladı mı istisna yapar, demiştir. el-Hasen de: Bunu hatırladığı mecliste olduğu sürece yapabilir, demiştir. İbn Abbâs ise, iki yıllık bir süre içerisinde bu istisnayı yapar, demiştir. Bu görüşünü de el-Gaznevî nakletmektedir. O, şöyle der: O takdirde bu, günahtan kurtulmak kastıyla istisnada bulunmakla (ihmai edilen) teberrükün böylelikle telafi edileceği şekilde yorumlanır. Bir hüküm ifade edecek istisna ise, ancak yemin ile muttasıl olarak yapıldığı takdirde sahih olur.

es-Süddî der ki: Bununla, unutup da hatırladığı her bir namaz kastedilmektedir. Bunun, unutmaman için Allah'ın ismini anarak istisna yap, anlamında olduğu da söylenmiştir: Onu ne zaman unutursan hemen hatırla, diye de açıklanmıştır. Bir diğer açıklamaya göre: Bir şeyi unuttun mu, Allah'ı hatırla, O da sana o şeyi hatırlatır, şeklindedir. Ondan başkasını unuttuğunda veya kendini unuttuğundu, sen onu hatırla, diye de açıklanmıştır ki, zikrin (anmanın, hatırlamanın) gerçek anlamı da budur.

Bu âyet-i kerîme, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'a bir hitaptır. Daha sahih kabul edilen bir görüşe göre yeni bir söz başlangıcıdır. Bunun, yeminde istisna ile bir ilgisi yoktur. Diğer taraftan bu âyet, Hazret-i Peygamber’in bütün ümmetini de kapsamaktadır. Çünkü bu çokça meydana gelen bir iş olduğundan dolayı bütün insanların karşı karşıya bulundukları bir husustur. Başarıya ileten Allah'dir.

24 ﴿