33Bu iki bağ, mahsullerini vermiş, hiç bir şeyi eksik bırakmamıştı. Bunların arasında bir ırmak da akıtmıştık. "Bu iki bağ" yani, bunların her birisi, "mahsullerini" eksiksiz olarak "vermiş"dir. Bundan dolayı yüce Allah burada tekil olarak; "Vermiş" diye buyurmuş, " İkisi de vermişlerdi" diye buyurmamıştır. (Her ikisi anlamına gelen):ile, lâfzı tekil midir, yoksa tesniye midir, hususunda görüş ayrılığı vardır. Basralılar bunun tekil olduğunu söylemişlerdir. Çünkü, onlara göre bu iki kelime tesniye olan bir lâfzı te'kid etmek için tıpkı çoğulu te'kid etmek için kullanılan; lâfzına benzemektedir. O bakımdan bu, tesniye olmayan müfred bir isimdir. Eğer bundan sonra zahir bir isim gelecek olursa bu lâfız ref, nasb ve cer hallerinde de aynı şekilde olur. O bakımdan; " Her iki adamı gördüm, bana her iki adam geldi ve yolum her iki adama da uğradı" denilir (ve hiç birisinde bu lâfzın şekli değişmez). Eğer bir zamire bitişecek olursa, sondaki elif, cer ve nasb hallerinde "ya"ya kalbedilerek: "Her ikisini gördüm ve her ikisine de yolum uğradı" denilir. Tıpkı "Onlara, üzerlerine" demek gibi. el-Ferrâ'' ise şöyle demektedir: Bu, tesniye bir lafızdır. "Hepsi, bütünü" lâfzından alınmış olup, sonundaki lâm, tahfif edilmiş ve tesniye dolayısıyla elif ilave edilmiştir. Müennes için kullanılan; de böyledir. Bunlar, ancak muzaf olarak kullanılırlar ve tekil olarak kullanılmazlar. Şayet tekil olarak kullanılacak olsa o takdirde; denilir. el-Ferrâ'' bu görüşüne şairin şu beyitini de delil göstermektedir: "Onun (deve kuşunun) her iki ayağının her birinde bir tek fazlalık çıkıntı vardır. İki ayağının her birisinde böyle bir fazlası vardır." O, bununla iki ayağından birisini kastettiğinden tekil kullanmıştır. Ancak bu görüş Basralılara göre zayıftır. Çünkü, eğer bu kelime tesniye olsaydı, nasb ve cer halinde zahir isim ile birlikte kullanıldığı takdirde "elifin "ya"ya dönüşmesi icabederdi. Çünkü; kelimesinin anlamı, kelimesinin anlamından farklıdır. Zira, ikincisi kuşatıcılık için kullanılırken, diğeri belli bir şeye delalet etmektedir. Burada beyiti nakledilen şairin "elifi hazfetmesi ise zaruretten dolayıdır ve o bu "elif'i zâid olarak takdir ettiğinden dolayı hazfetmiştir. Zarureten söylenen bir sözün ise delil olarak kullanılması câiz değildir. Böylelikle bunun; "Benimle beraber" anlamındaki kelime gibi müfred bir isim olduğu sabit olmada ancak tesniyeye delalet etmek için kullanılmıştır. Nitekim Arapların: "Biz" şeklindeki kelimeleri, tek müfred bir isim olmakla birlikte iki ve daha fazla kişiye delalet etmektedir. Buna şair Cerir'in şu sözleri de delildir: "Umame'nin her iki günü de engel olma günüdür. Biz, ona ancak seyrek seyrek gitsek bile." Böylelikle şair burada bu lâfzı tek bir gün hakkında haber vermek için kullanmıştır. Nitekim, yüce Allah'ın Vermiş" âyetinde de haber tekil olarak gelmiştir. Eğer tesniye olsaydı, bunun için "İkisi de vermişti" diye buyurması gerektiği gibi, şairin de burada; "İki gün" demesi gerekirdi. Aynı şekilde; "ikisi" lâfzının "elifi hususunda da ihtilaf edilmiştir. Sîbeveyh, bu "elifin te'nis için olduğunu ve buradaki "te" harfinin de lamu'l-fi'l üç harfli kelimenin son harfi) den bedel olduğunu ve aslında bunun "vav" olduğunu, kelimenin aslının ise; şeklinde geldiğini söylemiştir. Bu "vav"in "te"ye ibdatine sebep ise, 'te" harfinde müenneslik alameti bulunduğundan dolayıdır. deki "elif ise, zamir ile birlikte "ya"ya dönüşebilir ve bu durumda müenneslik alameti olmaktan çıkar. O halde "vav" harfinin te'ye ibdali, te'nis'in tekidi demek olur. Ebû Ömer el-Cermî ise şöyle demektedir: Buradaki "te" mülhaktır, (Sonradan getirilmiştir). "Elif" ise, lamu'l-fi'l'dir, el-Cermî'ye göre bu kelimenin takdiri vezni; şeklindedir. Ancak durum onun dediği gibi olsaydı, Arapların bu kelimeyi ism-i mensub yapmaları halinde; demeleri gerekirdi. Ancak, bunun yerine; diyerek "te"yi düşürmüş olmaları, onların bunu; "Kız kardeş" kelimesini nisbet yaparak; demeleri şeklindeki "te" gibi değerlendirdiklerini göstermektedir. Bu açıklamayı el-Cevherî yapmıştır. Ebû Cafer en-Nehhâs ise şöyle demektedir: Nahiv bilginleri, Kur'ân-ı Kerîm dışında, manayı gözönünde bulundurarak; "Bu iki bağ, mahsullerini vermişler,.." denilmesini câiz kabul etmişlerdir. Çünkü, bunun tercih olunan anlamı, "Her ikisi de vermişlerdir" şeklindedir. el-Ferrâ' -aynı anlamı ifade etmek üzere- denilmesini de uygun kabul etmiş ve şöyle demiştir: Çünkü bu; "Her iki bahçe de" demektir. (el-Ferrâ'') dedi ki: Abdullah (b. Mes'ûd)'un kıraatinde de; şeklindedir. Buna göre el-Ferrâ'’nın kanaatine göre anlam: O, iki bağın hepsi de yemişlerini vermiştir" şeklindedir. "Mahsul" hurma ve sair ağaçların meyveleri hakkında kullanılır. Bununla birlikte yenilen her bir şey hakkında da bu lâfız kullanılabilir. Yüce Allah'ın: "Yiyecekleri... devamlıdır" (er-Ra'd, 13/35) âyeti da bu kabildendir. "Hiç bir şeyi eksik bırakmamıştı." Herşeyi tam ve mükemmel vermişti. "Bunların arasında da bir ırmak akıtmıştık." Yani, iki bahçenin ortasından bir ırmak akıtmış ve ona akacak yer (yatak) yapmıştık. |
﴾ 33 ﴿