39

"Bağına girdiğin zaman maşaallah, Allah'ın yardımı olmadan (hiç bir şeye) güç yetirilemez, demeli değil miydin? Her ne kadar malca ve evlâtça beni kendinden az görüyorsan da;

Yüce Allah'ın:

"Bağına girdiğin zaman maşaallah, Allah'ın yardımı olmadan (hiç bir şeye) güç yetirilemez, demeli değil miydin?" âyetine dair açıklamalarımızı iki bağlık halinde sunacağız;

1. Herşey Allah'ın Kudretiyledir:

Yüce Allah'ın:

"Bağına girdiğin zaman maşallah, Allah'ın yardımı olmadan (hiçbir şeye) güç yetirilemez demeli değil miydin" âyeti, bu sözleri kalbin ile söylemeli değil miydin demektir. Bu sözler, mü’minin kâfire bir azan, ona bir tavsiyesi ve onun sözünü de reddetmesi mahiyeti adedin Çünkü o:

"Bunun ebediyen yok olacağını sanmıyorum" (Kehf 18/35) demişti.

Bu âyetteki; Ma..." ref, mahallindedir ki, bunun da takdiri: Bu bahce, Allah'ın meşîeti iledir, anlamındadır. ez-Zeccâc ile el-Ferrâ' şöyle demişlerdir: Bu iş, Allah'ın dilemesi ve iradesiyledir. Yani o, Allah'ın meşîetiyle, iradesiyle olmuştur, demektir. Bunun, cevabının hazfedildiği de söylenmiştir ki, bu da; Allah'ın dilediği olur, dilemediği de olmaz" demektir.

"Allah'ın yardımı olmadan (hiç bir şeye) güç yetirilemez." Yani, senin elinde toplanan bunca mal, yüce Allah'ın kudret ve kuvveti iledir. Senin öz kudret ve gücünle değildir. Eğer Allah dilerse malındaki bu bereketi kaldırır ve bunca mal senin elinde toplanıp bir araya gelmezdi.

2. "Maşâallah", "Lâ Havle Velâ Kuvvete İlla Billah" Dualarının Fazileti:

Eşheb dedi ki: Malik dedi ki: Evine giren her bir kimsenin bunu âyet-i kerimede geçen "maşâallah..." sözlerini, söylemesi gerekir, İbn Vehb de dedi ki: Hafs b. Meysere bana şöyle dedi: Ben, Vehb b. Münebbih'in kapısı üzerinde "Maşâallah, Allah'ın yardımı olmadan hiç bir şeye güç yetirilemez" yazılı olduğunu gördüm.

Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın da Ebû Hüreyre'ye şöyle dediği rivâyet edilmektedir: "Ben sana cennet hazinelerinden olan bir sözü öğreteyim mi? -yahut cennet hazinelerinden bir hazine olan bir sözü demiştir" Öğret ey Allah'ın Rasûlü dedim, şöyle buyurdu: "Bu, La havle velâ kuvvete illa billah'dır. Kul bunu söyledi mi, Aziz ve Celil olan Allah da: Kulum esenlik buldu ve (Bana) teslimiyetini arzetti, diye buyurur. " Müsned, II, 298, 335, 520. "... la havle velâ kuvvece illâ billâh'tır" bölümüne kadar: II, 355, 363, 403. 469, 525, 535- Ayrıca bk..- V, 145, 150, 152, 157, 179, 265

Bu hadisi Müslim Sahihi'nde, Ebû Mûsa'dan rivâyetle zikretmektedir. Bu rivâyette şöyle denilmektedir (Resûlüllah) buyurdu ki: "Ey Ebû Mûsa, yahut ey Abdullah b. Kays, ben sana cennet hazinelerinden olan bir sözü öğreteyim mi? -Bir rivâyette ise: Cennet hazinelerinden bir hazine olan bir sözü... denilmektedir-" Ben: O nedir ey Allah'ın Rasûlü deyince, şöyle buyurdu: "(O), La havle velâ kuvvete illa billah'dır" dedi. Buhâri, Meğâzi 38, Deavât 50, 67, Kader 7, Tevhîd 9; Müslim, Zikir 45-47; Ebû Dâvûd, Vitr 26; Tirmitl, Deavât 57; yakın lâfızlarla: Müsned, IV, 402, 403.

Yine Ebû Mûsa'dan şöyle dediği rivâyet edilmektedir; Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana dedi ki: "Ben sana cennet hazinelerinden olan bir sözü öğreteyim mi? -Yahut da cennet hazinelerinden bir hazine olan bir sözü-" diye buyurdu. Ben de; Buyur, öğret dedim. Şöyle buyurdu: "(Bu), La havle velâ kuvvete illa billahil aliyyi’l-azim (sözü)dür" dedi. Müslim, Zikr 44; İbn Mâce, Edeb 59; Müsned, IV, 407, 418.

Yine rivâyet olunduğuna göre bir kimse evine girince yahut çıkınca; "Bismillah, maşaallah, la kuvvete illa billah" diyecek olursa, şeytanlar onun önünden kaçışır giderler, yüce Allah da üzerine bereketler indirir.

Hazret-i Âişe de şöyle demiştir: Kişi, evinden çıkıp da "Bismillah" diyecek olursa, melek kendisine: Doğruya iletildin (hidâyet buldun) der. Eğer "maşaallah" derse, melek ona: Bu (kötülüklere karşı) sana yeterli gelir, der. Eğer "la kuvvete illa billah" derse, melek ona: Koruma akına alındın, der.

Bu hadisi, Tirmizî ayrıca Enes b. Malik'den gelen rivâyetle de kaydetmektedir. Enes b. Malik dedi ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Her kim, -evinden çıktığı vakit- Bismillah, tevekkeltü alallah la havle vela kuvvete illa billah diyecek olursa, ona: (Bu sözler musibetlere karşı) sana yeterli gelir ve sen koruma altına alındın, denilir, şeytan da ondan uzaklaşır." (Tirmizî) dedi ki: Bu, garip bir hadistir, biz bunu yalnızca bu yoldan bilmekteyiz. Tirmizî, Deavât 34

Bu hadisi Ebû Dâvûd da rivâyet etmekte olup şu fazlalığı da kaydetmiştir: Ona şöyle der: "Hidâyete İletildin, (musibetlere karşı bu sözler) sana yeterli gelir ve koruma altına alındın." Ebû Dâvûd, Edeb 102

İbn Mâce de bu hadisi Ebû Hüreyre'den rivâyet etmektedir. Buna göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Kişi, meskeninin yahut evinin kapısından çıktığında, onunla birlikte onun üzerinde görevli iki melek bulunur. Eğer Bismillah derse, o iki melek ona: Hidâyet buldun, derler. La havle vela kuvvete illa billah derse, korundun, derler, Tevekkeltü alallah derse, bunlar sana yeter, derler. Bu sefer onunla birlikte olan iki kişi (ins ve cin şeytanları) onunla karşılaşırlar, şöyle derler: Doğru yola İletilmiş, korunmuş ve söyledikleri sözler kendisine yeterli gelmiş bir kimseden ne istersiniz." İbn Mâce, Dua 18

el-Hakim Ebû Abdullah da "Ulumu'l-Hadis" adlı eserinde şöyle demektedir: Muhammed b. İshak b. Huzeyme'ye, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın: "Cennet ile cehennem birbiri ile tartıştılar. Bu -yani cennet- bana zayıf kimseler girecektir der.,." Hadisin tamamı için bk,: Buhârî, Tefsir 50. sûre 1; Müslim, Cennet 34-36; Tirmizî, Sıfatu'l-Cenne 22; Müsned, II, 276, 314, 450, III, 79. hadisinde geçen "zayıflar" ile kimler kastedilmektedir? Muhammed b. İshak dedi ki: (Zayıf kimse), güç ve kuvvetten uzak olduğunu, hiç bir güç ve kuvvete sahip olmadığını ifade eden kimsedir. Yani, (bunu anlatan sözleri) günde yirmi veya elli defa tekrarlayandır.

Enes b. Malik de dedi ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Kim, bir şey görüp de onu beğenecek olursa, "maşaallah la kuvvete illa billah" derse ona hiç bir nazar değmez." el-Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, V, 109, râvilerinden Ebû Bekr el-Hüzeli'nin "oldukça za.- Bir kesim de şöyle demiştir: Maşaallahu kâne: Allah'ın dilediği olur, deyip de kendisine her hangi bir şey isabet eden herkes, mutlaka ona razı olur,

Yine rivâyet olunduğuna göre dört şeyi söyleyen kimse dört şeyden emin olur. Bu sözü söyleyen nazar değmesinden yana emin olur, hasbunallah ve ni'melvekil diyen şeytanın desiselerinden emin olur, ufevidu emri ilallah diyen şeytanın hile ve tuzaklarından emin olur, lâ ilahe illa ente subhaneke innî kuntu minezzalimîn diyen kimse de üzüntü ve kederden emin olur.

"Her ne kadar malca ve evlatça beni kendinden az görüyorsan da..." âyetindeki; "...sa" şart edatı olup; Beni görüyorsan..." ise, ondan dolayı cezm edilmiş bir fiildir. Cevabı ise: "Belki Rabbim..." âyetidir, " Ben" ise, fasıla olup İ'rabta mahalli yoktur. Bununla birlikte, "nun" ile (hazfedilmiş) "ya"yı tekid için nasb mahallinde olması da mümkündür.

Îsa b. Ömer "Her ne kadar... beni kendinden az görüyorsan da" âyetindeki " Az" kelimesini ref ile okumuş ve o, böylelikle; Ben" kelimesini mübteda ve: " Az" kelimesini de onun haberi olarak kabul ederken cümleyi de ikinci mef'ûl konumunda değerlendirmektedir. Birinci mef'ûl ise, "beni... görüyorsan" anlamındaki fiilin sonundaki "nun" ile "ye"dir. Ancak "ye" harfi kesrenin kendisine delâlet etmesi dolayısıyla hazf edilmiştir. "Ye"yi isbat ile okumak da oldukça güzeldir ve aslolan da budur; çünkü hakikatte isim odur.

39 ﴿