56Biz peygamberleri ancak müjdeleyici ve korkutucu kimseler olmak üzere göndeririz. Kâfir olanlar ise hakkı yerinden kaydırmak İçin batıl ile mücadele verirler. Âyetlerimi ve kendisi ile tehdit edildikleri şeyi ise alaya alırlar. "Biz Peygamberleri ancak" îman edenleri cennet ile "müjdeleyici ve" kâfir olanları da azap ile "korkutucu kimseler olmak üzere göndeririz." Bu âyetin benzerleri daha önceden geçmiş bulunmaktadır. "Kâfir olanlar ise hakkı yerinden kaydırmak İçin batıl ile mücadele verirler." Denildiğine göre bu âyet, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) hakkında tartışarak sihirbaz, deli, şair ve kahin gibi değişik kanaatler ileri süren "bölüşenler" hakkında nazil olmuştur. Önceden (el-Hicr, 15/8990. âyetler ve tefsirinde) geçtiği gibi. "Yerinden kaydırmak" âyeti yerinden izale etmek, iptal edip çürütmek anlamındadır. Bunun asıl anlamı ayağın kayması manasınadır. "Ayağı kaydı" demektir. Muzari' ve mastarı: d'Ye gelir. "Güneş semanın ortasından (batı'ya doğru) kaydı" demektir. "delili çürük oldu" anlamındadır. "Allah onu (delilini) çürüttü" demektir. ise kaydırmak demektir. Sırat köprüsünün niteliği hakkında da Hazret-i Peygamber şöyle buyurmaktadır: "Ve cehennemin üzerine köprü kurulur, artık şefaat(e) izin verilir ve tahakkuk eder. Onlar (köprüden geçerlerken) Allah'ım esenlik ver, Allah'ım esenlik ver, diye dua ederler". Ey Allah'ın Rasûlü! Köprü nedir? diye sorulunca, O: "(.......): Üzerinde ayakların kaydığı kaygan bir yerdir" diye buyurdu... Buhârî, Tevhîd 24; Müslim, Îman 302; Müsned, III, 17. Şair Tarafe der ki; "Ey EM Münzir, sen vefakârlığı isteyip durdun ve onu pek büyük bildin, Tıpkı bir deve gibi, ayağı kaydırıcı zeminlerden de uzak geçtin." "Âyetlerimi" Kur'ân-ı Kerîm'i "ve kendisi ile tehdit edildikleri" korkutuldukları "şeyi ise alaya alırlar." "Kendisi ile tehdit edildikleri şeyi" âyetindeki; mastar manasını verir. Buna göre, kendilerine yapılan tehditleri alaya ahrlar, anlamındadır. Bunun; ism-i mevsûlu anlamında olduğu da söylenmiştir. Yani onlar Kur'ân-ı Kerîm'i ve kendisi ile tehdit edildikleri, korkutup uyarmaları, alaya aldılar yani bir oyun ve batıl bir şey olarak bellediler. el-Bakara Sûresi'nde (2/231. âyet 4. başlıkta) buna dair açıklamalar geçmiştir. Bunun Ebû Cehil'in tereyağı ve hurmayı alıp, işte zakkum budur, demesi ile ilgili olduğu da söylenmiştir. Bir diğer görüşe göre bu, onların Kur'ân-ı Kerîm hakkında: O bir sihirdir, anlamsız rüyai ardır, öncekilerin efsaneleridir, şeklindeki sözlerine işarettir. Allah Rasûlü hakkında da: "Bu sizin gibi bir adamdan başka mıdır?" (el-Enbiya, 21/3); "Ve dediler ki: Bu Kur'ân iki kasabanın birindeki büyük bir adama indirilmeli değil miydi?" (ez-Zuhruf, 43/31); "Ama kâfirler: Allah bu misal ile ne kastetmiştir, derler" (el-Bakara, 2/26) demişlerdi. |
﴾ 56 ﴿