6"Ki bana da mirasçı olsun, Yakuboğullarına da mirasçı olsun. Rabbim, Sen onu rızanı kazanacak bir kişi kıl.” "Ki bana da mirasçı olsun, Yakuboğullarına da mirasçı olsun. Rabbim, onu rızanı kazanacak bir kişi kıl!" âyetine dair açıklamalarımızı dört başlık halinde sunacağız: "Bana da mirasçı olsun... da mirasçı olsun" âyetindeki fiilleri Mekke'liler, Medineliler, el-Hasen, Âsım ve Hamza ref ile okumuşlardır. Yahya b. Ya'mer, Ebû Amr, Yahya b. Vessâb, el-A'meş ve el-Kisaî ise her iki fiili de cezm ile okumuşlardır. Ancak bunlar Sîbeveyh'in görüşüne göre: "Bağışla" fiilinin cevabı değildirler. İfadenin takdiri: "Eğer onu bağışlarsan, o bana da mirasçı olur... da mirasçı olur" takdirindedir. Ancak birinci görüş mana itibariyle daha uygundur. en-Nehhâs, İ'râbu'l-Kur'ân, II, 303'deki ifadeleri şöyledir: "Birinci okuyuş şekli olan ref ile okuyuş Arapça açısından daha uygun ve daha güzeldir Bu hususta delil de Ebû Ubeydin söyledikleridir. Gerçekten onun delili güzeldir..." diyerek Ebû Ubeyd'in açıklamasını aktarmaktadır. Çünkü o belli niteliklere sahip bir mirasçı dilemişti. Yani, sen bana durumu ve nitelikleri bunlar olan bir veliyi tarafından bana bağışla, demektir, Çünkü velilerden mirasçı olmayanlar da vardır. O bakımdan o: Bana miraşçı olacak olanı bağışla, demiş olmaktadır. Bu açıklamayı Ebû Ubeyd yapmış olup, cezm kıraatini reddetmiş ve şöyle demiştir: Çünkü o takdirde cezm kıraati -şart cümlesi şeklinde-: Eğer Sen onu bağışlarsan o da mirasçı olur, anlamında olur. Yüce Allah bunu ondan daha iyi bildiği halde nasıl olur da böyle bir şeyi haber verdiği düşünülebilir? en-Nehhâs der ki: Bu oldukça ileri seviyede bir delildir. Çünkü nahivcilere göre emrin cevabında şart ve cevabı manası vardır. Mesela: Allah'a itaat et. O da seni cennete sokar, denilir ve bu, eğer O'na itaat edersen seni cennete koyar, demek olur. 2- Yahya (aleyhisselâm)ın Mirasçı Oluşunun Anlamı: en-Nehhâs der ki: "Ki bana da mirasçı olsun, Yakuboğullarına da mirasçı olsun" âyeti ile ilgili olarak ilim adamlarının üç türlü cevabı vardır: Buradaki mirasçılığın nübüvveti miras almak olduğu söylendiği gibi, hikmeti miras almak olduğu da söylenmiştir. Mal mirasçılığı olduğu da söylenmiştir. Peygamberliği miras almak şeklindeki görüşün kabul edilmesi imkânsızdır. Çünkü peygamberlik miras alınmaz. Eğer miras alınabilen bir şey olsaydı, bir kimsenin kalkıp: İnsanbr Nûh (aleyhisselâm)a mensubturlar. -Ki o mürsel bir nebidir- demesinin de doğru olması gerekirdi. İlim ve hikmet mirasçılığı olduğuna dair görüş güzel bir görüştür. Hadîs-i şerifte de: "İlim adamları peygamberlerin mirasçılarıdır" denilmiştir. Beşinci âyet ikinci başlıkta da geçen bu hadisin kaynakları orada gösterilmişti. Malına mirasçı olma görüşüne gelince, bu da İmkânsız bir şey değildir. Her ne kadar bazı kimseler, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın: "Biz miras bırakmayız, geriye bıraktıklarımız bir sadakadır" Bir önceki nota bakınız. hadisi dolayısıyla bunıt kabul etmemiş iseler de, bu hadiste bunun imkânsızlığına delil olacak bir taraf yoktur. Çünkü bir kimse bazen kendisi hakkında çoğul kipiyle haber verebilir. Ayrıca bu hadis, bizim sadaka olarak terkettiğimiz miras alınmaz, anlamında da yorumlanabilir. Çünkü, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) geriye kendisinden miras alınacak bir şey bırakmamıştır. Onun geriye bıraktığı hayatta iken yüce Allah'ın kendisine şu buyrukları ile mubah kıldığı şeylerdir: "Bilin ki; ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah'a, Rasûlüne... aittir." (el-Enfal, 8/41) Çünkü burada "Allah'a aittir" âyeti; Allah yolunda harcanır, demektir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) hayatta olduğu sürece onun maslahatına olan hususlar da Allah yolunun kapsamı içerisindedir. Bazı rivâyetlerde: "Biz peygamberler topluluğu miras bırakmayız. Geriye bıraktığımız sadakadır" denilmektedir şeklindeki itiraza gelince; Bu rivâyet hakkında da her iki te'vil geçerlidir. Çünkü; "Geri bıraktığımız" ifadesindeki ism-i mevsul olup, anlamındadır. (Yani bizim sadaka olarak geriye bıraktıklarımız miras alınmaz). Diğer yorum (ki onun kendisinden miras alınacak bir şey bırakmaması yorumu olup) bu durumda olan bir kimseden miras alınmaz, şeklindedir. Ebû Ömer b. Abdi’l-Berr dedi ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın: "Biz miras bırakmayız. Geriye bıraktığımız sadakadır" âyetinin te'vili hususunda ilim adamlarının iki ayrı görüşü vardır: Birinci görüş -ki bu çoğunluğun kabul ettiği ve Cumhûrun benimsediği görüştür- Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın bıraktıkları miras alınmaz, o geriye ne bırakmışsa sadakadır. İkinci görüşe göre ise; Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)a mirasçı olunmaz. Çünkü yüce Allah'ın ona verdiği özelliği dolayısıyla o malının tümünü faziletinin daha bir artması için sadaka kılmıştır. Nitekim nikâh hususunda da yüce Allah'ın kendisine mubah kıldığı, başkasına ise haram kıldığı özelliklen vardır. Bu görüşü de aralarında İbn Uleyye'nin de bulunduğu kimi Basralı ilim adamı benimsemiştir. Sair İslâm âlimleri ise birinci görüşü benimsemişlerdir. 3- Zekeriyyâ (aleyhisselâm)ın Ya'kub (aleyhisselâm) İle Akrabalığı: "Ya'kuboğullarına da" âyeti ile İlgili olarak Ya'kub, İsrail'in kendisidir denilmiştir. Zekeriyyâ (aleyhisselâm) da İmrân kızı Meryem'in kızkardeşi ile evli idi. Onun nesebi de Ya'kub (aleyhisselâm)a ulaşır. Çünkü nesebi Davud oğlu Süleyman'ın soyundan gelir. O ise Ya'kub'un oğlu Yehuda'nın soyundandır. Zekeriyyâ (aleyhisselâm), Mûsa'nın kardeşi Harun'un soyundandır. Harun ve Mûsa, Ya'kub'un oğlu Lavi'nin soyundan gelirler. Peygamberlik de İshak oğlu Ya'kub kolundan idi. Şöyle de denilmiştir: Burada Ya'kub'tan kastedilen İmrân b. Mâsân'nın kardeşi Ya'kub b. Mâsân'dır. Mâsân ise Meryem'in babasıdır. İmrân ile Ya'kub da Davud oğlu Süleyman'ın soyundan gelirler. Çünkü Ya'kub ve İmrân, Mâsân'ın oğullarıdır. Ma'san oğulları da İsrailoğullarının başkanlarıdırlar. Bu açıklamayı Mukâtil ve başkaları yapmıştır. el-Kelbî der ki: Ya'kuboğulları (Zekeriyyâ)nın dayıları idiler. Burada kastedilen Ya'kub, Mâsân oğlu Ya'kub'dur. Hükümdarlık bunlarda idi. Zekeriyyâ ise Mûsa'nın kardeşi Harun b. İmrân’ın soyundan gelirdi, Katade, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın şöyle buyurduğunu rivâyet eder: "Yüce Allah Zekeriyyâ'ya rahmet buyursun. Kendisinin mirasçılarından ona bir zarar gelecek değildi." Suyûtî, ed-Dürru’l-Mensûr, V, 480 "Ya'kub" ismi Arapça olmadığından dolayı munsarıf değildir. 4- Kendisinden Rabbin Razı Olduğu Kul: Yahya (aleyhisselâm): "Rabbim, Sen onu rızanı kazanacak bir kişi kıl!" Yani ahlâkı ve davranışları itibariyle kendisinden razı olunacak bir kişi olsun. Senin kaza ve kaderine razı olacak bir kişi olsun diye de açıklandığı gibi; kendisinden razı olacağın salih bir kişi olsun diye de açıklanmıştır. Ebû Salih de: Babasını peygamber kıldığın gibi, kendisini de peygamber kıl, diye açıklamıştır. |
﴾ 6 ﴿