10Hani o bir ateş görmüştü de ailesine: "Siz burada durun, çünkü ben bir ateş gördüm. Belki size ondan bir parça kor getiririm ya da ateşin yanında bana yol gösteren bulurum" demişti. "Hani o bir ateş görmüştü de ailesine: Siz burada durun. Çünkü ben bir ateş gördüm. Belki size ondan bir parça kor getiririm ya da ateşin yanında bana yol gösteren bulurum, demişti." İbn Abbâs ve başkaları dedi ki: Bu, Mûsa (aleyhisselâm)ın kayınpederi ile olan anlaşma süresini bitirip ailesi ile birlikte Medyen'den Mısır'a gitmek üzere yola koyulduğu sırada otmuştu. O sırada yolunu da şaşırmıştı. Mûsa (aleyhisselâm) oldukça gayretli (kıskanç) birisi idi. Hanımını görmesinler diye, kıskançlığından ötürü geceleyin sair insanlarla birlikte olur, gündüzün onlardan ayrı kalırdı. Şanı yüce Allah'ın Hmindekilerin tahakkuk etmesine sebeb teşkil etsin diye arkadaşlarını da kaybetti. Gece oldukça karanlıktı. Mukâtil 'in dediğine göre, kış mevsiminde bir cuma gecesi idi. Vehb b. Münebbih'in dediğine göre de Mûsa annesine dönmek maksİsmi ile Şuayb'dan izin istemişti. Ona izin vermiş, o da koyunlarını da beraber alarak hanımı ile birlikte yola çıkmıştı. Oldukça soğuk, karlı bir gecede bir oğlu dünyaya geldi. O sırada yolunu kaybetmiş, koyunları da etrafa dağılmıştı. Mûsa ateş yakmak istediyse de elindeki çakmak taşları hiçbir şekilde çakmadı. Aniden yolun sol tarafında uzaklarda bir ateş gördü "de ailesine: Siz burada durun" olduğunuz yerde kalın "çünkü ben bir ateş gördüm." İbn Abbâs dedi ki; O ateşe doğru gittiğinde bir de ne gürsün, ateş bir hünnap ağacında yanmaktadır. Bu ışığın özelliği ve o ağacın oldukça yeşil olması karşısında hayretle yerinde durdu. Ne ateşin ileri derecedeki sıcaklığı, ağacın yeşilliğinin güzelliğini etkiliyordu, ne de ağacın oldukça yaş olması, yeşilliğinin güzelliği, ateşin güzel ışığını etkiliyordu. el-Mehdevî'nin naklettiğine göre; rivâyet edildiği üzere, o ateşi bir böğürtlen ağacında görmüştü. Ona doğru gitti, fakat ağaç ondan geriye çekildi. Bunun üzerine o da içinde bir korku hissederek geri döndü. Sonra ağaç ona yaklaştı ve yüce Allah onunla ağaçtan konuştu, el-Maverdî dedi ki: (O gördüğü) Mûsa'ya göre nâr (ateş); yüce Allah'ın nezdinde ise nûr idi. Hamza; "Ailesine: Siz burada durun" anlamındaki âyeti; şeklinde "he" harfi ötreli olarak okumuştur. el-Kasas Sûresi'nde (28/29. âyette) de böyle okumuştur. en-Nehhâs dedi ki: Bu okuyuş; "Ey adam ben ona uğradım" diyenlerin şivesine uygundur. Böylece o asla uygun okumuş olmaktadır. Bu okuyuş câiz olmakla birlikte; Hamza bu iki yerde özel olarak benimsediği asıl okuyuş kaidesine muhalefet etmiştir. Burada: "Siz burada durun" deyip de "burada ikamet edin" dememiş olması ikametin devamlı kalışı gerektirmesinden dolayıdır. Ancak burada kullanılan fiil bunu gerektirmez. "Gördüm" demektir. Bu açıklamayı da İbnu’l-Arabî yapmıştır. Yüce Allah'ın; "Şayet onlarda bir reşittik görürseniz." (en-Nisa, 4/6) âyetinde de bu kelime kullanılmış olup, "...bilirseniz..." anlamındadır. Ses için kullanılırsa işitmek manasınadır. "el-Kabes" ateşten alınan bir alev demektir, "el-Mikbas" da aynı anlamdadır. "Ben ondan bir ateş aldım, alırım" da o bana ateşten bir alev verdi, demektir. de aynı anlamdadır. "Ben ondan bilgi elde ettim" anlamına gelir, el-Yezidî dedi ki: "Ben o adama bir bilgi öğrettim ve ona ateş verdim" demektir. Eğer onun için başkasından ateş istemişsen, o takdirde: demek gerekir. el-Kisaî dedi ki: Bu fiilin nâr (ateş) ve ilim hakkında kullanılması arasında fark yoktur. Her ikisi hakkında: de kullanılır. "Yol gösteren" kelimesi burada yola ileten demektir. |
﴾ 10 ﴿