15

"Muhakkak kıyâmet saati gelecektir. Her nefis yaptığının karşılığını görsün diye vaktini gizli tutarım."

Gizli Tatulan Kıyâmet Anı:

"Muhakkak kıyâmet saati gelecektir. Her nefis yaptığının karşılığını görsün diye vaktini gizli tutarım" âyeti müşkildir.

Saîd b. Cübeyr'den:

"Vaktini gizli tutarım" âyetinde hemzeyi üstün olarak okuduğu rivâyet edilmiş ve onu açığa çıkarırım diye açıklamıştır.

"Karşılığını görsün diye" yani onu açığa çıkarmak, amellerin karşılığının görülmesi için olacaktır. Bu açıklamayı Ebû Ubeyd, el-Kisaîden, o Muhammed b. Sehl'den, o Vika' b. Iyâs'tan, o Saîd b. Cübeyr yoluyla rivâyet etmiştir. en-Nehhâs dedi ki; Bu rivâyetin bundan başka yolu yoktur.

Derim ki: el-Enbârî de bunu "Kitabu'r-Red" adlı eserinde böylece rivâyet etmiştir: Bana babam anlatti, bize Muhammed b. el-Cehm anlattı, bize el-Ferrâ' anlattı, bize el-Kisaî anlattı. Ve bize Abdullah b. Naciye anlattı, bize Yusuf anlattı, bize Yahya el-Himmânî anlattı, bize Muhammed b. Sehl anlattı. en-Nehhâs dedi ki: Bu isnattan daha iyisi şudur: Yahya el-Kattan, es-Sevrî'den, o Atâ b. es-Said'den, o Saîd b. Cübeyr'den rivâyet ettiğine göre, (........) lâfzında, hemzeyi ötreli olarak okumuştur.

İbn Cübeyr'in hemzenin üstün okuduğuna dair sözü geçen isnadla rivâyet edilmiş olması hakkında Ebû Bekr el-Enbarî dedi ki: Bunun anlamı, ben onu izhar ederim, şeklindedir. Çünkü bir şeyin izhar edişini anlatmak üzere; "Ben onu izhar ettim, ederim" denilir. el-Ferrâ' da İmruu'l-Kays'ın şu beytini zikretmektedir:

"Şayet siz hastalığı gömerseniz, biz onu açığa çıkarmayız.

Ve eğer Savaşı harekete geçirecek olursanız biz de oturmayız."

Âyet-i kerîmede "gizli tutmak" diye meali verilen ve aynı zamanda "açıklamak" anlamına geldiği söylenen kelime ile aynı kipten.

Kimi dil bilginleri şöyle demiştir: Bu kelimenin hemzesinin ötreli okunuşu ile "ben bunu açığa çıkartırım" anlamında olması mümkündür. Çünkü bir şeyi açığa çıkardım, manasına; denilir. O bakımdan bu kök, zıt anlamlı kelimelerdendir. Hem gizlemek ve örtmek anlamı, hem de açığa çıkarmak anlamı vardır.

Ebû Ubeyde dedi ki: Bu fiilin aslî üç harfli oluşu ile başına hemze ziyade edilmesi (âyet-i kerîmede olduğu gibi) aynı anlamı ifade eder. en-Nehhâs dedi ki: Bu güzel bir açıklamadır. İbn Ebi'l Hattab da bunu nakletmiştir ki, o da doğruluğu hususunda hiçbir şüphe bulunmayan dilci önderlerinden bir önderdir. Sîbeveyh de ondan rivâyet etmiş ve buna göre şu beyiti okumuştur:

"Şayet siz hastalığı gizleyecek olursanız, biz onu açığa çıkarmayız,

Ve eğer Savaşı canlandırıp harekete geçirecek olursanız oturmayız."

Aynı şekilde bunu Ebû Ubeyde, Ebû'l-Hattab'dan "nun" harfini ötreli olarak rivâyet etmiştir, Îmruul-Kays şöyle demektedir:

"Onları içinde bulundukları deliklerinden çıkardı (gizledi anlamına da gelen hafâ); sanki onları,

Akşamleyin yağan gürültülü bir yağmur çıkarmışçasına (yine aynı anlam ve kökteki fiil)"

Burada; onları dışarı çıkardı, manasınadır. Bu beyit "akşamdan gürültülü..." ibaresi yerine "üstüste yığılmış buluttan" anlamındaki ifadelerle de rivâyet edilmiştir.

Ebû Bekr el-Enbân dedi ki: Âyetin bir başka tefsiri de vardır: "Muhakkak kıyâmet saati gelecektir...un" âyetinde ifade sona ermektedir. Ondan sonra ise takdiri olarak: "Ben onu nerdeyse kopartacağım." Daha sonra: "Her nefis yaptığının karşılığını görsün diye vaktini gizli tutarım" diye başlanır.

Şair Dabi' el-Burcumî der ki:

"İçimden geçirdim fakat yapmadım, az kalsın yapacaktım ve keşke,

Osman'ı hanımları kendisi için ağlayacak halde bıraksaydım."

Burada da görüldüğü gibi şair "keşke yapsaydım" demek istemiştir ve burada Kur'ân-ı Kerîm'de olduğu gibi, bu fiille birlikte uygun başka bir fiili takdir ederek beyici söylemiştir.

Derim ki: en-Nehhâs'ın tercih ettiği görüş budur. Bundan bir önceki görüşün zayıf olduğuna işaret etmiştir.

O dedi ki: Deniyor ki "Şevi açıkladı, açıklar" demektir. Yine "açıkladı" manasına; denildiği söylenmektedir. Ancak bu pek bilinen bir kullanım şekli değildir. (Devamla) dedi ki: Ben Ali b. Süleyman'ı: "Onu gizli tutarım"ın manası onun için müşkil görününce bu görüşü kabule meyletti ve dedi ki: Bunun da manası hemzenin üstün okunuşunun manası gibidir, en-Nehhâs ise şöyle demektedir: Ancak, burada bunun anlamı, ben onu açıklarım, şeklinde değildir. Özellikle de hemzenin üstün ile okunuşu şaz bir kıraattir. Yaygın ve sahih olan bir kıraat, nasıl şaz bir kıraate göre açıklanabilir. Halbuki burada ifade takdiri daha uygundur. Buna göre de ifadenin takdiri şöyledir: Kıyâmet saati gelecektir ve neredeyse Ben onu getireceğim. Buradaki "gelecektir" ifadesi "Ben onu getireceğim" ifadesinin takdir edildiğine delildir. Sonra dedi ki: Burada "onu (vaktini) gizli tutarım" ifadesi de yeni bir başlangıçtır. Bu sahih bir anlamdır. Çünkü yüce Allah kıyâmetin kendisi demek olan Saati de gizlemiştir, insanın öleceği anı da gizlemiştir. İnsanın buna dair bilgileri açık olmadığından dolayı, böylece tevbeyi geciktirmeyerek amelde bulunmasının sağlanması istenmiştir.

Derim ki: Buna göre yüce Allah'ın:

"Karşılığını görsün diye" âyetindeki ("diye" anlamı verilen) "lâm" harfi "gizli tutarım" anlamındaki fiile taalluk etmektedir,

Ebû Ali de dedi ki: Bu selb (böyle bir şeyi ortadan kaldırmak) kabilindendir. Zıt anlamlı ifadelerden değildir. Burada "onu gizli tutarım" ifadesinin anlamı onun gizliliğini kaldırırım, demektir. "Hafâ" kelimesi üzerindeki örtü demektir. Bunun tekili "hı" harfi esreli olarak; şeklinde olup çoğulu da "ahfrye" şeklinde gelir ve bu da kırbanın etrafına sarılan şey demektir. Onun üzerindeki bu örtü ortadan kalktı mı, kendisi de açığa çıkar, İşte onun şikâyet sebebini ortadan kaldırdım, anlamında: onun husumette bulunmasını kabul ettim ve bunu tekrarlamasına gerek bırakmadım anlamında; ifadeleri de bu şekilde (bu kalıba) uygundur.

Ebû Hatim de el-Ahfeş'ten şöyle dediğini nakletmektedir: Buradaki; te'kid edici ve zâiddir. Buna benzer bir ifade de yüce Allah'ın şu buyruğundadır:

"Elini çıkarsa neredeyse onu dahi göremeyecektir." (en-Nûr, 24/40) Çünkü yüce Allah'ın burada sözünü ettiği üstüste karanlıklar esasen bakan ile kendisine bakılan arasında engel teşkil etmektedîr. Dolayısıyla burada: neredeyse anlamı verilen ve tefsirini yapmak sadedinde olduğumuz âyet-i kerîmede aynı kökten gelip, kullanılan fiil hem burada, hem orada fazladan ve te'kid için geldiği kabul edilmektedir. Bu anlamda ki açıklama İbn Cübeyr'den de rivâyet edilmiştir, ifadenin takdiri de şöyledir: Kıyâmet saati gelecektir. Ben her bir nefis yaptığının karşılığını görsün diye onun vaktini gizli tutarım. (Meal de buna göredir).

Şair der ki:

"Savaşa hızlıca atılır, silâhını kuşanmış olarak,

Rakibine hemen hemen nefes aldırmaz."

Şair burada "hiç nefes aldırmaz" demek istemiştir. Bir başka gair de şöyle demektedir:

"Ve bana isabet edenler dolayısıyla nefsimi kınamayacağım,

Ve ele geçirdiklerim ile de nerdeyse başarılı olamayacağım,"

Burada "ele geçirdiklerimle başarılı olamayacağım" anlamındadır. Görüldüğü gibi burada; "Neredeyse" ifadeyi te'kid için gelmiştir.

Bir başka açıklamaya göre: "Onu gizlemeye pek yaklaştım" demektir. Çünkü bir kimse; "Zeyd neredeyse kalkacaktı" dediğinde kalkmış olması ihtimali de vardır, kalkmamış olması ihtimali de. Onun bunu tamamen gizleyip saklamış olduğu ise, başka bir yerdeki ifadelerin delâleti ile burada yapılabilecek itiraza cevap teşkil etmektedir. Lugatçiler derler ki: ın manası, Araplara göre ben onu az kalsın yapacaktım, fakat yapmadım demektir. ise bir süre geciktikten sonra yaptım, anlamındadır. Buna delil de şanı yüce ve azametli olan Allah'ın:

"Nihayet o ineği boğazladılar, fakat az kalsın yapamayacaklardı." (el-Bakara, 2/71) âyetidir. Yani onlar böyle bir ineği bulmakta oldukça zorlandıklarından bir süre geciktikten sonra bu işi yapabildiler. tabirinde, eğer ifade pekiştirilsin diye kullanılmış ise, ben yapmadım, yapmak noktasına dahi yaklaşmadım, anlamında da olabilir.

Burada: ifadesinin, ben onu gizli tutmak istiyorum, anlamında olduğu da söylenmiştir. el-Enbarî dedi ki: Bunun delili de fasahatli şairin şu sözleridir:

"O da istedi, ben de istedim ve bu en hayırlı bir istektir.

Şayet geçmişte kalan, şevkin oyai anı sının bir bölümü geri dönse."

Görüldüğü gibi burada bu fiil istemek, irade etmek anlamındadır.

es-Sa'lebînin naklettiğine göre İbn Abbâs ve çoğu müfessirler de şöyle demişlerdir: Bu, neredeyse Ben onu kendimden dahi gizleyeceğim, Ubeyy'in, Mushaf'ında da bu böyledir. İbn Mes'ûd, Mushaf'ında ise: "Ben onu neredeyse kendimden dahi gizleyeceğim, herhangi bir yaratık onu nasıl bilebilir anlamındadır. Kimi kıraatlerde de: "Ben onu size nasıl açıklarım" ifadesi de vardır. Bu gibi açıklamalar, Arapların konuşmalarında adet edindikleri anlatım üslubuna göre yapılmıştır. Şöyle ki: Onlardan herhangi bir kişi bir hususu gizlemekte aşırıya kaçacak olursa: O işi neredeyse kendimden dahi gizleyecektim, der. Şanı yüce Allah'a ise hiçbir şey gizli kalmaz. Bu anlamdaki açıklamaları Kutrub ve başkaları yapmıştır. Şair de şöyle demektedir:

"Hind'in benimle beraber olduğu günler;

Ona haber veririm:

Kendi nefsimden gizlediğim ihtiyaçlarımı ve sırlarımı."

Elbetteki nefsinden de gizlemiş olduğu şeyleri ona haber vermesi söz konusu değildir. (Gizlemekte aşırı titizlik gösterdiği şeyleri dahi, ona açıklayacak demektir).

Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın şu âyeti da bu kabildendir: "Ve sağ elinin verdiğini, sol eli bilmeyecek derecede gizlediği sadaka veren bir kimse.,." Buhârî, Zekâ! 16, Ezan 36, Hudûd 19; Müslim, Zekât 91; Tirmizî, Sıfatu’l-Cenne 25, Zühd 53; Nesâî, Âdâbu'l-Kudâl 2; Muvatta’, Şear 14; Müsned, II, 439

ez-Zemahşerî dedi ki: Bunun: Ben neredeyse onu kendimden dahi gizleyeceğim, anlamında olduğu da söylenmiştir. Ancak ifadelerde böyle bir şeyin hazfedildiğine dair delil yoktur. Kendisine delâlet edecek ifadeler bulunmadan hazfedilen ifadeler bulunduğuna dair iddialara itibar edilmez.

Bu iddiada bulunanları aldatan şey Ubeyy'in, Mushaf'ındaki: Neredeyse Ben onu kendimden dahi gizleyeceğim, açıklaması ile bazı Mushaflarda: Ben onu nerdeyse kendimden dahi gizleyeceğim, nasıl olur da onu sîze açıklarım, ifadeleridir.

Derim ki: Ben neredeyse onu kendimden dahi gizleyecektim, diye açıklama yapanların bu sözlerinin şu anlama geldiği söylenmiştir; Yani onu gizlemek, Benim taranandandır. Onu gizleyen Benim, Benden başkası değil.

Yine Ebû'l-Abbas'tan: Ben onu neredeyse kendimden gizleyecektim, dediği rivâyet edilmiştir. Bunu Talha b. Amr, Atâ'dan da rivâyet etmiştir. Ayrıca Ali b. Ebi Talha da İbn Abbâstan şöyle dediğini rivâyet eder: Ben onu kimseye açıklamam.

Saîd b. Cübeyr'den de şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Onu gizlemiştir. Bu açıklama ise buradaki in zâid olduğunu kabul edenlere göredir. Yani kıyâmet saati gelecektir ve Ben onu gizlemekteyim.

Kıyâmet saatinin gizlenmesindeki fayda ise, korkutmak ve kıyâmetin korkusunu hissettirmektir.

Şöyle de denilmiştir: "Karşılığını görsün diye" ifadesinin (bir önceki âyette geçen): "Namaza kalk" âyetine taalluk ettiği de söylenmiştir. Buna göre ifade de takdim ve te'hir söz konusu olur. Yani "her bir nefis yaptığının karşılığını görsün diye" Beni anıp-hatırlaman için namazı kıl. "Muhakkak kıyâmet saati gelecektir. Ben onu gizil tutarım." Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.

Bu âyetin yüce Allah'ın;

"Gelecektir" âyetine taalluk ettiği de söylenmiştir, Kıyâmet, her nefis yaptığının karşılığını görsün diye gelecektir, demek olur.

15 ﴿