50"Rabbimiz, bütün herşeye hilkatini verip sonra da ona doğru yolu gösterendir" dedi. Mûsa: "Rabbimiz, bütün herşeye hilkatini verip, sonra da doğru yolu gösterendir, dedi," Yani bizim Rabbimiz sıfatları ile bilinir, O'nun, O filandır denilecek şekilde (mahlukat gibi) özel bir ismi yoktur. Aksine o bütün kâinatı yaratandır. Her bir yaratığa belli şekil ve sureti veren O'dur. Eğer onlarla konuştuğunda her ikisi de cevap vermiş olsalardı, yüce Allah'ın: Rabbimiz... dediler, diye buyurması gerekirdi. "Hilkatini" anlamındaki lâfız, "verip" anlamındaki fiilin ilk mef'ûlüdür. Yani O, herbir şeye gerek duydukları şekilde ve kendilerine uygun olacak şekilde hilkatlerini verendir. Yahut ikinci mef'ûl de olabilir. Yani herbir şeye suretini ve ondan sağlanacak faydaya uygun olan şeklini veren O'dur. Bu; geleceği üzere ed-Dahhak'ın görüşüne göredir. "Sonra da doğru yolu gösterendir" âyeti ile ilgili olarak İbn Abbâs, Saîd b. Cübeyr ve es-Süddî şöyle demişlerdir: O her bir şeye kendi türünden onun öbür tekini, eşini vermiş, sonra da onunla ilişki kurma yolunu, yiyecek elde etme, içecek elde etme ve meskene sahip olma yolunu göstermiştir. Yine İbn Abbâs'tan şöyle dediği nakledilmiştir: Sonra ona kaynaşmak, bir araya gelmek ve çiftleşmek yolunu göstermiştir. el-Hasen ve Katade dedi ki: O her bir şeye kendisine uygun olanı vermiş ve halini ıslâh edip, düzeltecek olanı göstermiştir. Mücahid de şöyle demektedir: O her bir şeye bir SÛRE vermiştir ki, insanların yaratılış ve suretlerini diğer hayvanlara, canlılara vermediği gibi, hayvanlara verdiği yaratılışı da insanlara vermemiştir, O her bir şeyi ayrı ayrı yaratmış ve belli bir ölçü ile takdir etmiştir. Şair şöyle demektedir: "Her bir şeyi O ayrı bir hilkatte yaratmıştır. İşte Allah böyledir, O ne dilerse yapar." Yani O, dilediği gibi yaratır ve suret verir, Bu Atıyye ve Mukâtil ’in de görüşüdür. ed-Dahhak dedi ki: Her bir varlığa kendisine uygun ve kendisinden beklenen faydaya elverişli bir hilkat vermiştir. Yani eli yakalamak, ayağı yürümek, dili konuşmak, gözü görmek, kulağı işitmek için yaratmıştır. Şöyle de açıklanmıştır: Her bir şeye ilham ettiği bilgi yahut sanatı vermiştir. el-Ferrâ' da şöyle demektedir: O erkeği kadın için yaratmıştır. Her bir erkeğe de kendisine uygun dişiler yaratmıştır. Sonra da erkeğin dişisine gideceği yolu göstermiştir. Buna göre ifadenin takdiri şöyledir: O her bir şeye kendi yaratılışının bir benzerini vermiştir. Derim ki: Bu İbn Abbâs'ın açıklaması ile aynı anlamı ifade eder. Ayet-i kerîme genel anlamı ile bütün bu görüşleri kapsar. Zaide, el-A'meş'den: "Herşeye hilkatini verip..." âyetini (son kelimedeki) "lâm" harfini cezm yerine üstün ile okumuştur. Bu aynı zamanda İbn Ebi İshak'ın da kıraatidir. Ayrıca bunu Nusayr, el-Kisaî'den ve başkalarından da rivâyet etmiştir. Şu demektir: O, Âdemoğullarına gerek duydukları herşeyi verendir. Her iki kıraat mana itibariyle birbirine uygundur. |
﴾ 50 ﴿