59"Sizinle karşılaşma zamanımız tören günü olsun. Kuşluk vakti insanlar toplansınlar" dedi. Yüce Allah'ın: "Onlara vaad olunan vakit sabahtır" âyeti ile "Sizinle karşılaşma zamanımız tören günü olsun" âyeti gibi. "Tören günü" hususunda farklı görüşler vardır. Bunun süslendikleri ve bir araya gelip toplandıkları bir bayram olduğu söylenmiştir. Bu görüş Katade, es-Süddî ve başkalarına aittir. İbn Abbâs ve Saîd b. Cübeyr ise şöyle demişlerdir: Bu aşura günü idi. Said b. el-Müseyyeb de şöyle demiştir: Bu onların pazar (panayır) günleri idi. Bu günde süslenirlerdi. Katade de böyle demiştir. ed-Dahhak ise bunun cumartesi günü olduğunu söylemiştir. Nevruz günü olduğu da söylenmiştir. Bunu da es-Sa'lebî zikretmektedir. Bu günün Halic'in kırılma geçirdiği bir gün olduğu da söylenmiştir. Onlar bugün evlerinden dışarı çıkarlar, etrafı seyreder, gezerler, piknik yaparlardı. İşte o vakit Mısır diyarı da Nil'den yana emin olur kabul edilirdi. el-Hasen el-A'meş, Îsa es-Sekafi, es-Sülemî ve Hubeyre'nin rivâyetine göre Hafs: "Tören günü(nde)" şeklinde nasb ile okumuştur. Bu kıraat Ebû Amr'dan da rivâyet edilmiştir. Yani sözünüz tören gününde gerçekleşecektir. Diğerleri ise mübtedanın haberi olarak, ref ile okumuşlardır. "Kuşluk vakti insanlar toplansınlar" yani insanların toplanma zamanı da kuşluk vakti olsun. Burada; "Gün" anlamındaki kelimeyi merfû' okuyanların kıraatine göre ref mahallindedir. "Kuşluk vakti insanlar toplansınlar" âyetinin atıf ile gelmesi de ref ile kıraati pekiştirmektedir, çünkü bu edat zarf olmaz. Eğer sarih mastar olursa o vakit zarf olur. "Hacıların gelmesi" gibi. Çünkü ben sana hacıların gelmesi zamanı geleceğim diyen bir kimse herhangi bir şekilde; demez. en-Nehhâs der ki: Bundan daha uygunu bunun "tören" anlamındaki kelimeye atf ile cer mahallinde olmasıdır. "Kuşluk vakti (ed-Duha)" müennestir. Araplar bunu "he" koymaksızın küçültme ismini yaparlar ki; onun küçültme ismi; "Kuşluk vakti" lâfzına benzemesin. Bu açıklamayı da en-Nehhâs yapmıştır. el-Cevherî de şöyle demektedir: "Güneşin doğuşundan sonraki zaman" demektir. Bundan sonra "duhâ" vakti gelir ki, bu da güneşin etrafı aydınlatma zamanıdır. Bu kelimenin "elif-i maksur" olup müennes de gelir, müzekker de gelir. Bunun müennes olduğunu kabul edenler; "Kuşluk vakti" lâfzının çoğulu olduğu kanaatindedirler. Müzekker olduğunu kabul eden kimseler ise; bunun "surad" ve "nuğar" gibi "fu'al" vezninde isim olduğunu kabul ederler. Bu da "seher" kelimesi gibi (süresi itibariyle) belirsiz bir zarftır. "Ben ona kuşluk vakti rastladım" denir. Eğer bu günün kuşluk vakti kastedilirse tenvinsiz söylenir. Bundan sonra gelen vakte med ile; denilir ki, bu da güneşin tepeye doğru yükselme vaktidir. Özellikle kuşluk vaktinin tesbit edilmesi, günün başlangıcı oluşundandır. Aralarındaki karşılaşma uzayıp gidecek olursa yeterli zaman kalmış olacaktır. İbn Mes'ûd, el-Cahderîve diğer rivâyetlere göre; diye okumuşlardır ki bu: "Allah'ın insanları kuşluk vaktinde toplaması" gibi bir anlama gelir. Kimi kıraat alimi de; diye okumuşlardır ki; bu da Ey Fir'avun senin insantan... toplaman, anlamındadır. Yine el-Cahderîden "biz toplayalım" anlamında diye okuduğu da rivâyet edilmiştir. Onlarla o günde karşılaşmak üzere sözleşmesi, Allah'ın kelimesinin yücelmesi, dininin galibiyeti, kâfirin susturulması, bâtılın can çekişerek yok olmasının, herkesin ve hıncahınç kalabalıkların gözü önünde gerçekleşmesini istemesidir. Böylelikle, Hakka isteği bulunanın isteği daha bir güçlensin, bâtıla lan n ve onların taraftarlarının da keskin kılıçları körelsin. Bu pek önemli işten, göçebeler ve, şehirliler arasında da çokça söz eden bulunsun. Şehirlerde oturanlar, çadırlarda yaşayanlar arasında bunun haberi yaygınlaşsın. |
﴾ 59 ﴿