69"Sağ elindekini bırak, onların yaptıklarını yutacak. Onların yaptıkları ancak bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye giderse iflah olmaz." "Sağ elindekini bırak. Onların yaptıklarını yutacak." Asanı bırak diye buyurulmadı. Bunun, asanın küçüklüğünü anlatmak kastı ile söylenmiş olması da mümkündür. Yani onların ip ve sopalarının çokluğunu aldırmaleyhisselâmen sağ elinde bulunan, hacim itibariyle oldukça küçük o biricik sopacığıns bırakıver. Yüce Allah'ın kudreti ile o bir tane olmasına, onların yaptıklarının da pek çok olmasına, senin sopanın küçüklüğüne, onların büyülerinin de büyüklüğüne rağmen onları yutuverecektir. Bu ifadenin asayı ta'zim için kullanılmış olma ihtimali de vardır. Yani sen pek çok ve pek büyük olan cisimlere önem verme, senin sağ elinde bütün dünyadan daha büyük bir şey vardır. Bunlar pek çok olmasına rağmen senin asan karşısında pek az ve küçük kalırlar. Allah'ın izniyle asan onları yutacak ve mahvedecektir. "(.............) Yutacak" kelimesi emrin cevabı olmak üzere cezrn ile gelmiştir. Yani eğer sen asanı bırakırsan onların yaptıklarını alıp yutacaktır, denilmiş gibidir. es-Sülemî ve Hafs bu kelimenin "lâm" harfini sakin olarak; den gelen bir fiil olmak üzere okumuşlardır. İbn Zekvân, Ebû Hayve es-Şamî ve Yahya b. el-Hâris ise; şeklinde "te" harfinin hazf; ve "fc" harfini ref ile o "yutacaktır" anlamında okumuşlardır. Burada hitab Mûsa (aleyhisselâm)adır. Asaya olduğu da söylenmiştir. "Süratle alıp, yakalamak" anlamındadır. Bu fiil "kaf harfi esreli olarak; şeklinde kullanılır ki; ben onu hızlıca, süratle, aldım, yakaladım demektir. Ya'kub'tan nakledildiğine göre; "Süratli, hafif hareket eden ve maharetli" anlamında olmak üzere kullanılır. "Câ Duvarın düşmesi, yıkılması" demektir. "Havuz dibinden çöktü ve genişledi" demektir. ile yutar fiilleri aynı anlamda olup "yutar" demektir. Daha önceden el-A'raf Sûresi'nde (7/115-117. âyetlerin tefsirinde) yavaş yavaş bir şeyi yutmayı anlatmak üzere; in kullanıldığına dair açıklamalar geçmiş bulunmaktadır. Aynı şekilde; "Onu yuttu" anlamındadır, "Onların yaptıklarını" yani onların ortaya koyduklarını "yutacak." Aynı şekilde "onların yaptıkları" yani onların ortaya koydukları o şey "ancak bir büyücü hilesîdir." Bu âyetteki "büyücü" kelimesi -Âsım dışında- Kûfeliler tarafından; "Büyü" anlamında olmak üzere "sin" harfi esreli "ha" harfi de sakin olarak okunmuştur. Bu kıraat iki şekilde açıklanır: Birincisi "hile" anlamındaki "keyd" kelimesinin hazf takdiri söz konusu olmaksızın doğrudan "sihre" muzaf olmasıdır. (Bir büyü hilesidir, demek olur). İkincisi ise, ifadede hazf takdiri olmak üzere "büyü sahibinin sihri" anlamında olur. Diğerleri ise, "yapmak" kökünden gelen fiilin unda cereyan etmesi suretiyle; "Hilesi" diye okumuşlardır. ise ameli Önleyen "kâffe"dır ve dolayısıyla burada (ism-i mevsul gibi ona ait olacak şekilde) "he" zamiri takdir edilmez. " Büyücü" kelimesi ise (hile kelimesine) izafe ile okunmuştur. Burada "el-Keyd (hile)" bu kıraate göre gerçekte "büyücü "ye muzaftır. Büyüye değildir. Bununla birlikle "ma"dan önce gelen; …..edatının hemzesinin: "Çünkü onların yaptıkları ancak bir büyücünün hilesidir" anlamında olmak üzere üstün gelmesi de mümkündür. "Büyücü ise nereye giderse iflah olmaz." Yeryüzünün neresine giderse gitsin, kurtulamaz, muradına eremez. Hile yaptığı zaman kurtulamaz diye de açıklanmıştır. el-Bakara Sûresi'nde (2/102. âyet, 3. başlık ve devamında) büyücünün hükmü ve büyünün anlamına dair açıklamalar geçmiş bulunmaktadır. Bu konuyu oradan takip edebilirsiniz. |
﴾ 69 ﴿