74

Gerçek şu ki: Kim Rabbine günahkâr olarak gelirse onun için cehennem vardır, orada ölmez de dirilmez de.

"Gerçek şu ki, kim Rabbine günahkâr olarak gelirse..." Bunun îman ettikten sonra sihirbazların söylediği sözlerden olduğu söylendiği gibi, yüce Allah'ın söylediği sözlerin başı olduğu da söylenmiştir.

"Gerçek şu ki" ifadesindeki zamir, işe ve şe'ne râci'dir. (Zamir-i şa'ndır). Bununla birlikte: "Gerçekten kim... gelirse" anlamında olması da mümkündür. Şairin şu beyitinde de böyledir:

"Şüphesiz kim bir gün kiliseye girecek olursa,

Orada yabani öküz yavruları ve ceylanlarla karşılaşır."

Burada şair: "Gerçek şu ki..." demek istemiştir. Yani durum şudur: Günahkâr olan kimse ateşe girecektir, mü’min olan kimse de cennete girecektir. Buradaki günahkâr (mücrim), kâfir demektir.

Masiyetler işleyen ve günah kazanan kimse olduğu söylenmiş ise de, birinci anlam daha uygun görünmektedir. Çünkü bundan sonra:

"Onun için cehennem vardır, orada ölmez de dirilmez de" diye buyurmaktadır. Bu ise daha önceden en-Nisâ Sûresi'nde (4/116. âyetin tefsirinde) ve başka yerlerde açıklandığı üzere inkarcı ve yalanlayıcı kâfirin niteliğidir. Böyle bir kimse ne hayatından istifade eder, ne de ölüm dolayısıyla rahat yüzü görür. Şair der ki:

"Söyleyin bana ölüp de bedbahtlığı sona ermeyen,

Tadı bulunan bir hayat da sürmeyen bir kimseye kim ne yapabilir?"

Şöyle de açıklanmıştır: Kâfirin canı hançeresinde askıda kalır. Yüce Allah'ın onun hakkında haber verdiği şekilde; ne bu canı hançeresinden ayrılarak ölür, ne de bedeninde karar bularak hayat bulur.

"Kim Rabbine günahkâr olarak gelirse" âyetinin anlamı; kim Rabbinin huzuruna gelmek için tesbit edilen vakitte bu halde gelecek olursa, demektir.

74 ﴿