77Yemin olsun ki Biz Mûsa'ya şunu vahyettik: "Kullarımla geceleyin yola çık! Yetişmeden yana korkun ve endişen olmaksızın onlar için denizde kupkuru bir yol aç." " Yemin olsun ki Biz Mûsa'ya şunu vahyettik; Kullarımla geceleyin yola çık." Bu hususa dair yeterli açıklamalar önceden geçmişti. "Yetişmeden" Fir'avun ve askerlerinin size kavuşmasından "yana korkun ve endişen olmaksızın onlar için denizde kupkuru" yani camursuz ve susuz "bir yol aç." Daha önceden el-bakara Sûresi'nde (2/50. âyetin tefsirinde) Mûsa'nın denize (asasını) vuruşu, denize künyesiyle hitap etmesi ve Fir'avun'un suda boğulması ile ilgili açıklamalar geçmiş bulunduğundan bunları tekrarlamanın antamı yoktur. İbn Cüreyc dedi ki: Mûsa (aleyhisselâm) ile birlikte bulunanlar! İşte Fir'avun, arkamızdan yetişti, işte önümüzde de deniz, bizi örtecek, dediler. Bunun üzerine yüce Allah: "Yetişmeden yana korkun ve endişen olmaksızın" âyetini indirdi. Yani Fir'avun'un sana yetişmesinden yana korkma, eğer denizin içine dalacak olursan sana değeceğinden ve içinde boğulmaktan yana da endişelenme! "Korkun... olmaksızın" âyetini Hamza, emrin cevabı olmak üzere "Korkma" diye okumuştur, İfade: Sen denizde onlara yol açacak olursan, bundan dolayı korkma! takdirindedir. Diğer taraftan Endişen olmaksızın" âyeti da: Sen endişeye düşmeyerek... takdirinde yeni bir cümledir. Yahut da aslında bu (da emrin cevabı olarak) cezmedilmiş. fakat (sın harfinin) fethasının doyurulmuş şekli (işbâı) ile elif (-i maksûra) gelmistir. (O takdirde anlam burada da: Endişelenme şeklindedir.) Bu da yüce Allah'ın: "Onlar da bizi yoldan saptırdılar" (el-Ahzab, 33/67) âyetindeki (işba' için getirilmiş) elif gibidir. Yahut bu, şairin şu sözüne (bu yönüyle) benzemektedir. "Sanki sen benden önce Yemenli bir esir görmemiş gibisin." Bu da sahih olan fiilde harekenin hazfedilin esi gibi hazfın yapıldığı varsayımına göredir. "Görmemiş" anlamındaki fiilin bacına cezm edatı geldiğinden, sondaki illet harfi olan "ya'nın hazfedilmesi gerekirdi. Ancak bu harf hazfedilmeyince, sahih fiilde olduğu gibi sadece harekenin harfi ile yetinildiği kabul edilmektedir. el-Ferrâ''nın görüşü budur. Bir başka şair de şöyle demiştir "Sen önce Zebbân'ı hicvettin sonra Zebbân'ı hicvettiğin için, Özür dileyerek geldin; (böylelikle) sen ne hicvetmiş oldun, ne de (esenlikte bırakarak) terketmiş oldun." Burada "hicvettin" anlamındaki fiilde de aynı durum sözkonusudur. Bir diğer şair de şöyle demiştir; "Haberler Ziyadoğullarının süt veren develerinin neyle karşılaştıklarını anlatıp dururken, (Buna dair) haberler sana gelmedi mi?" Burada "sana gelmedi mi" anlamındaki fiilde aynı durum sözkonusudur. en-Nehhâs dedi ki: Yüce Allah'ın Kitabının şiirdeki bu gibi şâz söyleyişlere göre yorumlanması hataların en çirkin şekillerindendir. Aynı şekilde onun örnek göstermiş olduğu bu şiirler hiçbir yönüyle âyet-i kerîmeye benzememektedir. Çünkü "ya" ile "vav" harfleri "eliften farklıdırlar. Zira bu iki harf hareke aldıkları halde, "elif hareke almaz. Ayrıca şair çaresiz kaldığı takdirde bu iki harfi harekeli kabul edebilir, sonra da cezm dolayısıyla bu hareke hazfedilir, "elifte böyle bir şey yapmaya imkan yoktur. Birinci kıraat ise daha açık ve anlaşılırdır. Çünkü ondan sonra gelen "Endişen olmaksızın" kelimesinin cezimsiz olduğu hususunda İcma vardır. Ve bunda üç takdir söz konusudur: Birincisi "korkun... olmaksızın" âyeti muhatabın hali konumunda olabilir. İfadenin takdiri de şöyle olur: Sen korkuya kapılmadan ve endişelenmeden onlar için denizde kupkuru bir yol aç. İkinci takdir; Yolun sıfatı konumunda olabilir, çünkü sıfat olan "kupkuru oluş" üzerine atfedilmiştir ve buna göre ifadenin takdiri; Sen onda (o yolda) korkmaksızın... takdirindedir. Böylelikle ona ait olan sıfat hazfedilmiş demektir. Üçüncü takdire gelince: Önceki ile ilgisi olmayan ve: Sen korkmayacaksın korkmaksızın, takdirinde hazfedilmiş bir mübtedânın haberi olabilir. |
﴾ 77 ﴿