79

Fir'avun kavmini saptırdı, hidayet yolunu göstermedi.

"Fir'avun kavmini saptırdı, hidayet yolunu göstermedi." Yani Fir'avun onları doğru yoldan saptırıp uzaklaştırdı, onları hayra ve kurtuluşa iletmedi. Çünkü o, Mûsa (aleyhisselâm) ile beraberinde bulunanların kendisinden önce gidemeyeceklerini ve Önlerinde deniz bulunduğundan dolayı elinden kurtulamayacaklarını zannetmişti. Ancak Mûsa (aleyhisselâm) asasıyla denize vurunca, denizde oniki yol ayrıldı ve bu yollar arasındaki sular yukarı doğru dağlar gibi yükseldi. eş-Şuarâ Sûresi'nde de;

"Ardından deniz ayrılıp her bir tarafı büyük bir dağ gibi oldu" (eş-Şuarâ, 26/63) diye buyurulmaktadır. Her bir kol (sıpt), bu yolların birisini izledi. Yüce Allah dağ gibi ayrılan sulara: Sizlerde pencereler olsun, diye emredince, bunlar arasında birbirlerini görmelerini sağlayacak şekilde pencere gibi delikler açıldı, birbirlerinin sözlerini duyar oldular. Bu ise en büyük mucizelerden, en büyük belgelerden biri olmuştu.

Fir'avun gelip denizde yol açılmış, suyun da yukarı doğru yükselmiş olduğunu görünce, beraberindeki askerlerine denizin kendi heybeti dolayısıyla bu hali aldığı vehmini verdi. Beraberinde bulunanlarla birlikte denize girdi ve deniz üzerlerine kapanıverdi.

Yüce Allah'ın:

"Hidayet yolunu göstermedi" anlamındaki âyetin Fir'avun'un onları saptırmalarını te'kid manasına olduğu da söylenmiştir. Bununla birlikte bir başka görüşe göre bu, Fîravun'un:

"Ben size ancak gördüğümü gösteriyorum ve ben sizi doğru yoldan başkasına da iletmiyorum" (el-Mu'min, 40/29) âyetine bir cevaptır ve yüce Allah onun bu iddiasını böylece yalanlamaktadır.

İbn Abbâs dedi ki: "Hidayet yolunu göstermedi" yani o bizzat kendisini hidayete iletemedi, aksine kendisini de kavmini de helake sürükledi.

79 ﴿