82

Muhakkak Ben tevbe eden, îman eden ve salih amel işleyip hidayet üzere olana da çok çok mağfiret ediciyim.

"Muhakkak Ben" şirkten

"tevbe eden, îman eden ve salih amel işleyip hidayet üzere olana da çok çok mağfiret ediciyim." Ölünceye kadar imanı üzere kalmaya devam edene "mağfiret ediciyim" demektir. Bu açıklamayı Süfyan es-Sevrî, Katade ve başkaları yapmıştır. İbn Abbâs dedi ki: Îmanında şüphe etmeyen kimseye... demektir. Bu açıklamayı da el-Maverdî ve el-Mehdevî zikretmişlerdir.

Sehl b. Abdullah et-Tüsterî ile yine İbn Abbâs şöyle demişlerdir: Sünnete ve cemaate bağlılığını sürdüren kimseye... anlamındadır. Bunu da es-Sa'lebî nakletmiştir, Enes dedi ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın sünnetini izleyen kimse söz konusudur. Bunu el-Mehdevî zikretmiş, el-Maverdî, bunu er-Rabî' b. Enes'ten de nakletmiştir.

Diğer bir görüşe göre: İsabetli amel yapan kimselere... anlamındadır. Bu açıklamayı da İbn Zeyd yapmıştır. Yine İbn Zeyd'den nakledildiğine göre her kim nasıl davranacağını bilmek üzere İlim öğrenirse bu durumda olacaktır. Birincisini el-Mehdevî, ikincisini de es-Sa'lebî zikretmiştir.

en-Nehaî, Mukâtil ve el-Kelbî de şöyle demişlerdir; Bu işlerin iyi olanına mükâfat, kötü olanlarına ceza olduğunu bilen kimselere... demektir. el-Ferrâ' da böyle demiştir. Başka bir görüşe göre: "Hidayet üzere olana" yani Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın ehl-i beytini dost edinmeye, veli edinmeye devam edene demektir. Bu açıklamayı da Sâbit el-Bünânî yapmıştır. Bütün bu görüşlerin en güzeli yüce Allah'ın İzniyle birinci görüştür ve diğer görüşler de onun kapsamına girmektedir.

Vekî', Süfyan'dan şöyle dediğini nakletmektedir: Bizler yüce Allah'ın: şu âyetinin şöylece açıklandığını dinliyorduk:

"Muhakkak Ben" şirkten "tevbe eden" şirkten sonra ise "îman eden ve" namaz kılıp oruç tutarak "sa-Uh amel İşleyip hidayet üzere olana" ve bu şekilde ölene "da çok çok mağfiret ediciyim."

82 ﴿