44Sonra peygamberlerimizi birbiri ardınca gönderdik. Herbir ümmete peygamberleri geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbirinin arkasına kattık ve onları ibretli hikâyeler kıldık. Îman etmeyen bir kavim artık uzak dursun. "Birbiri ardınca" ifadesi de korkutarak ve teşvik ederek biri diğerinin izinden, biri diğerinin arkasından kesintisiz olarak geldiler... demektir. el-Esmaî der ki: Ardı arkasına mektuplarımı ona gönderdim, demektir. Şu kadar var ki, bunların ikisi arasında kısa bir süre geçer. Başkası ise şöyle demektedir: "Müvâtere" arada mühlet olmaksızın ardı arkasına gitmek demektir. İbn Kesîr ve Ebû Amr bu kelimeyi "ra" harfi üstün kılınarak, tenvinle okunmuş bir mastar suretinde; diye okumuşlardır. Bu da: Hamdolsun ve şükrolsun, demeye benzer. Bu takdirde tenvinin yerine getirilmiş olan bu elif üzerine vakıf yapılır. Bununla birlikte bu kelimenin "Ca'fer" gibi dört harflilere katılmış bir kelime olması da mümkündür. O zaman; Bir çeşit çöl ağaççığı ile İnce yapraklı bir çeşit sandal ağacı funda, kelimelerine benzer. Şairin şu beyitinde olduğu gibi: "O, fundalar ile koyun sarmaşığı arasında gidip geliyor " Bu şekilde vakıf yapılacak olursa imâle de câiz olur. Ancak bu durumda mülhak elif üzerine vakfı niyet ederek vakıf yapmalıdır. Verş iki lâfız arasında okumuştur, "Sarhoşlar, kızgınlar" kelimeleri gibi. Bu; Çeşitli kimseler, şeyler, esirler, kelimeleri gibi çoğul isimdir. Aslı da "müvâtere ve tevâtür"den gelen; şeklinde olup "vav", "te"ye kalbedilmiştir. Takva, tüklât, tücah kelimeleri gibi. Bu kelimenin tek anlamına gelen "vitr'den geldiği de söylenmiştir. O zaman anlam: Biz onları tek tek gönderdik, şeklinde olur. en-Nehhâs der ki: Buna göre, bu kelimenin ilk "te"si esreli olarak okunabilir ve kelime mastar olarak nasb mahallindedir. Çünkü "sonra... gönderdik"; Tek tek birini, diğerinin arkasından gönderdik, anlamındadır. Hal konumunda olması da mümkündür, onları birer birer gönderdik demek, olur. "Biz de onları" helâk etmek suretiyle "birbirinin arkasına kattık ve onları ibretli hikâyeler kıldık." Bu âyetteki; "İbretli hikayeler" kelimesi; in çoğulu olup, bu da kendisi hakkında konuşulan, anlatılan şey demektir. ….kelimesinin: in çoğulu olması gibi. Bu da, kendisinden hayrete düşülen, acayip karşılanan şey demektir, el-Ahfeş der ki: Buradaki "Onları ibretli hikayeler kıldık" ifadesi kötü haller için kullanılır, hayırlı haller hakkında böyle denilmez. Nitekim; ifadesi, filan kişi ibret alınacak veya örnek gösterilecek bir duruma düştü, denilir. Nitekim bir başka âyet-i kerîmede yüce Allah (bu lâfzı da aynı anlamda kullanarak) şöyle buyurmaktadır: "Biz de onları anlatılan ibretli hikâyeler kıldık ve onları darmadağın ettik." (Sebe', 34/19) Derim ki: Bazen; Filan kişi güzel bir sözdür (hikayedir), de denilebilir. Ancak güzellikle kayıtlı olması şartı ile büyle kullanılır. İbn Düreyd'in şu beyti de bu kabildendir: "Şüphesiz ki kişi kendisinden sonra bir söz (mevzuu)dır. O halde sen de belleyip anlayan kimseye güzel bir söz (konusu) ol." |
﴾ 44 ﴿