55Zannederler mi ki Biz kendilerine mal ve oğullar vermekle; "Zannederler mi ki Biz kendilerine mal ve oğullar vermekle" âyetindeki edatı, anlamındadır. Yani ey Muhammed, bunlar kendilerine dünya hayatında vermiş olduğumuz mal ve evladın kendileri için bir mükâfat olduğunu mu zannediyorlar? Aslında bu onlar için sadece biristidrâc(derece derece azaba yaklaştırma)dır ve bir mühlet vermektir. Yoksa hayırların kendilerine çabucak ulaştırılması kabilinden değildir. (..........)in haberinin hangisi olduğu hususunda da üç görüş vardır. Bu görüşlerden birisine göre haber hazfedîlmiştir. ez-Zeccâc dedi ki; "Kendilerine hayırlarda acele edip, kendisini çabucak verdiğimiz" anlamında olup; "Kendisini" lâfzı hazfedilmiştir. Hişam ed-Darîr ise incelikli bir açıklamada bulunarak şöyle demektedir: "Lâfzı (bir dereceye mealdeki; "oğullar" lâfzındaki "...lar" Hayırlar demektir. Bu durumda anlam şöyle olmaktadır: Ve Biz, bu hayırları onlara çabucak veriyoruz. Daha sonra hazfedilmiş bulunan bu "hayırlar (mealde; iyilikler)" kelimesini izhar ederek " iyilikleri..." diye buyurmuştur. Bu takdire göre ifadede hazf yoktur. el-Kisaî'nin görüşüne göre ise tek bir edattır. Dolayısıyla bir hazf takdirine ihtiyaç yoktur ve âyetin son kelimesi olan "oğullar" kelimesi üzerinde vakıf yapılabilir. Bu edatın iki edattan meydana geldiğini kabul edenlere gelince, o takdirde haberden; in ismine ait bir zamirin bulunması kaçınılmaz olur ve bu durumda "ve oğullar" kelimesi üzerinde vakıfta anlam tamam olmaz. es-Sahtiyanî de: "Ve oğullar" kelimesi üzerinde vakıf yapmak uygun düşmez, çünkü "zannederler mi ki" anlamındaki fiilin iki tane mef'ûle ihtiyacı vardır. İki tane mef'ûl ise "iyilikleri" anlamındaki kelime ile birlikte tamam olmaktadır. İbnu'l Enbarî ise bu bir hatadır demektedir. Çünkü, edatı isim ve haberi ile birlikte yeterli bulunmaktadır. (İki mef'ûle artık gerek bırakmamaktadır) Bundan sonra ayrıca ikinci bir mef'ûl getirmek câiz değildir. |
﴾ 55 ﴿