60Verdiklerini verirlerken Rabblerinin huzuruna dönecekler dîye kalpleri ürperenler... "Rabblerinin âyetlerine îman edenler, Rabblerine ortak koşmayanlar, verdiklerini verirlerken Rablerinin huzuruna dönecekler diye kalpleri ürperenler" âyeti ile İlgili olarak el-Hasen şöyle demektedir: Bunlara ihlâs verilmiş olmakla birlikte, yaptıklarının kendilerinden kabul edilmeyeceğinden de korkarlar. Tirmizî’nin rivâyetine göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın hanımı Âişe (radıyallahü anhnhâ) şöyle demiştir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)a şu: "Verdiklerini verirlerken Rablerinin huzuruna dönecekler diye kalpleri ürperenler" âyeti hakkında soru sordum. Âişe dedi ki: Acaba bunlar içki içip, hırsızlık eden kimseler midir? (Peygamber -sallallahü aleyhi ve sellem-) şöyle buyurdu: "Hayır, ey Sıddîk'ın kızı! Bunlar oruç tutan, namaz kılan ve sadaka veren, bununla birlikte kendilerinden kabul olunmayacak diye korkan ve hayırlarda ellerini çabuk tutan kimselerdir." Tirmizî. Tefsir 23- sûre 4 el-Hasen dedi ki: Yemin olsun öyle kimselere yetiştik ki; sizin işlemiş olduğunuz günahlar dolayısıyla azaba uğrayacağınızdan korktuğunuzdan daha fazla, yaptıkları iyiliklerinin kabul edilmeyerek yüzlerine geri çarpılacağından korkuyorlardı. Âişe (radıyallahü anhnhâ), İbn Abbâs ve en-Nehaî "yaptıklarını yaparlarken" anlamına gelecek şekilde, diye ve son kelimenin hemzesini uzatmaksızın; "Yapmak" kökünden gelmiş bir kelime gibi okumuşlardır, el-Ferrâ' der ki: Âişe (radıyallahü anhnhâ)dan böyle okuduğu sahih olarak nakledilmişse, bu kıraatiyle cemaate muhalefet etmiş sayılmaz. Çünkü Araplar arasından hemzeyi kullanırken yazması halinde her durumda elif ile yazmayanları vardır. Mesela; "Adama soruldu" ibaresini, "sin"den sonra elif ile yazabilir. Yine; "Alay ederler" kelimesini de "ze" ile "vav" harfleri arasında "elif" ile de yazabilir, "Şey" kelimesini de "ya" harfinden sonra elif ile yazdığı da olur. Bu sebebten bu gibi kimselerin görüşlerine göre; Verirler" kelimesinin "ya"den sonra elif ile yazılması kusur kabul edilecek bir şey değildir. İşte bu lâfzın bu hatta binaen iki şekilde de okunması muhtemel olur: Hem -cemaatin kıraati olan-: şeklinde, hem de -Âişe ve diğerlerinin okuduğu gibi-:şeklinde okunabilir. Cemaatin kıraati için özel olarak iki türlü yorumlanma ihtimali vardır. Birincisine göre: Onlar verdikleri zekât ve sadakaları kalpleri (kabul olunmaz diye) korku duyar. Diğerine göre ise kutların amellerini yazan meleklere (karşı) verdiklerini kalpleri titreyerek verirler. Burada anlamı zaten açık olduğundan dolayı mef'ûl hazfedilmiştir. Yüce Allah'ın: "İnsanlar onda yağmura kavuşturulacak ve onda sıkacaklar." (Yusuf, 12/49) âyetinde de mef'ûl hazfedilmiştir, manası; onlar susam ve üzüm sıkacaklardır, şeklindedir. Te'vili açıkça ortada olduğundan dolayı, mef'ûl ayrıca zikredilmemiştir Bu durumda kıraatte asıl, İmâm mushafta mevcut olan şekliyle hemzeden değiştirilerek elif ile; diye yazılmış demek olur. Burada elif, med ve lin harfleri saklı oluşta birbirlerine benzediklerinden dolayı "vav" olarak yazılmıştır. Bu açıklamayı İbnu'l-Enbarî nakletmiştir. en-Nehhâs da şöyle demektedir Bilinen şu ki; İbn Abbâs bu lâfızları; Yaptıklarını yapanlar" şeklinde okumuştur; aynı zamanda bu Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile Âişe (radıyallahü anhnhâ)dan rivâyet olunan kıraat şeklidir. Bu da hadiste de rivâyet edildiği gibi, işledikleri amelleri yapanlar, anlamındadır. "el-Vecel (mealde; ürpermek) endişelenmek ve korkmak demektir. Takva sahibi ve tevbe eden bir kimsenin korkusu işin sonu ile ilgilidir; ölümden sonra karşı karşıya kalacağı halleridir. Yüce Allah'ın: "Rabblerinin huzuruna dönecekler diye" âyeti da ölüm halinde ruhun nasıl teslim edileceğine dikkat çekmektedir. Sahih-i Buhârî'de de: "Ameller ancak hatimeler iledir." denilmektedir. Buhârî, Kader 5, Rikaak 33; Müsned, V, 335. Ameli (iyi ve kötüden) karışık olanın, bu karıştırması sebebiyle tehdidin gereğinin kendisine uygulanacağından yana korku İçerisinde olması gerekir. Kimi arifler şöyle demiştir: Arifin itaati dolayısıyla duyauğu korku, muhalefeti dolayısıyla duyduğu korkudan fazladır. Çünkü muhalif hareketi tevbe siler, itaat ise maksadın tashih edilmesini de gerektirir. "diye onlar" çünkü onlar; yahut ta "Rabblerinin huzuruna dönecekler dîye" yani bundan dolayı "kalpleri ürperenler" demektir. |
﴾ 60 ﴿