24

"Onu ve kavmini Allah'tan gayrı güneşe secde eder buldum. Şeytan onlara amellerini süslü göstermiş ve onları doğru yoldan alıkoymuş. Onun İçin onlar doğru yola gelemiyorlar.

12- Allah'tan Başkasına Tapmak ve Şeytan’ın Hakimiyetine Girmek:

Yüce Allah'ın:

"Onu ve kavmini Allah'tan gayri güneşe secde eder buldum" âyeti ile ilgili olarak şöyle denilmiştir: Bu toplum güneşe tapanlardandı. Çünkü bunlar rivâyete göre zındık idiler. Bir diğer görüşe göre bunlar ışığa, aydınlığa tapınan mecusilerdi.

Nafî'den rivâyet edildiğine göre vakıf (durak): lâfzı üzerindedir, el-Mehdevî dedi ki: Buna göre

"azim: büyük" kendisinden sonraki âyetler ile alakalı demektir. Buna göre ifade; "Ben onu... buluşum çok büyük bir iştir" anlamında olmalıdır. Yani benim onu kâfir bir kadın olarak bulmam büyük bir İştir. İbnu'l-Enbarî dedi ki; "Onun bir de büyük bir tahtı var" âyetinde durak yapmak güzel bir vakıftır. "Arş: Taht" üzerinde durak yapılıp, diye başlamak ancak sonrasını hatırlayamayan kimseye hatırlatmak için câiz olabilir. Çünkü "azim" tahtın sıfatıdır, eğer "onu... buldum" ile alakalı olsaydı, o takdirde demek icab ederdi. Bu ise her bakımdan imkansız bir şeydir. Bana Ebubekir Muhammed b. el-Hüseyin b. Şehriyar anlattı dedi ki: Bize Ebû Abdullah el-Hüseyin b. el-Esved el-Iclî bir ilim adamından anlatarak dedi ki: "Arş" lâfzı üzerinde vakıf yapılır ve "azim" lâfzı ile okumaya başlanılır. Bu da, benim onları güneş ve aya ibadet eder buluşum büyük bir iştir, anlamına gelir. Bu şahıs dedi ki: Ben bu kanaati teyid edenleri de duydum ve buna delil olarak şunları söylediklerini gördüm: O kadının arşı (tahtı) yüce Allah tarafından "azim: büyük" olmakla vasfedilmeyecek kadar değersiz ve basittir. İbnu'l-Enbarî dedi ki: Benim tercih ettiğim ise başta zikrettiğimdir, çünkü burada "güneşe ve aya ibadef'in (bu ifadede olduğu gibi) takdir edilebileceğine dair bir delil de bulunmamaktadır. Diğer taraftan hüdhüd bu tahtı son derece enli ve uzun bir taht olarak gördüğünden dolayı azim (büyük) olmakla nitelendirmesi de kabul edilmeyecek bir şey değildir. Ayrıca bu lâfzın "arş"ın i'rabını alması da onun sıfatının olduğunun bir delilidir.

"Şeytan onlara amellerini" içinde bulundukları küfrü

"süslü göstermiş ve onları doğru yoldan" tevhid yolundan

"alıkoymuş." Bununla tevhid yolu olmayan herhangi bir yolu izlemenin kesinlikle hiçbir fayda sağlamayacağını açıklamış olmaktadır.

"Onun için onlar doğru yola" yüce Allah'a ve Onu tevhide

"gelemiyorlar."

24 ﴿