34Dedi ki: "Şüphesiz hükümdarlar bir şehre girdiklerinde onu harab ederler, ahalisinin şereflilerini zelil kılarlar. Gerçekten de onlar böyle yaparlar." "Gerçekten de onlar böyle yaparlar" sözleri bir görüşe göre Belkıs'ın söylediği sözlerden olup anlatmak istediği hususu pekiştirmek için kullandığı bir ifadedir. İbn Abbâs da der ki: Bu, yüce Allah'ın Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) ve onun ümmetine bu hususu bildirmek ve onlara haber vermek için bir âyetidir. İbn Vehb dedi ki; Kadın onlara mektubu okuduğunda Allah ismini bilmiyordu, bu nedir? diye sordu. Orada bulunanlardan birisi: Bu olsa olsa kendisi vasıtasıyla bu hükümdarın istediğini elde edebilme gücüne sahip olduğu cinlerden pek büyük bir ifritin ismi olabilir. Hazır bulunanlar onu susturdular. Bir diğeri, benim görüşüme göre bunlar üç ifritin isimleridir dedi, onu da susturdular. Bilgi sahibi olan bir genç: Ey hükümdarların hanımefendisi dedi. Süleyman'a semanın mutlak meliki çok büyük bir mülk vermiş bulunuyor. O bakımdan o konuştu mu mudaka kendi ilahının ismini anarak konuşmasına başlar. İste "Allah" da semanın melikinin (mutlak malik ve egemeninin) adıdır. er-Rahmân, er-Rahîm de O'nun sıfatlarıdır. O vakit kadın: "Benim bu işim hakkında bana görüş belirtin" dedi. Onlar da: "Biz" Savaşta "güç sahibi kimseleriz." Savaşta ve düşman ile karşılaşma halinde "çetin Savaşçılarız. Bununla beraber emir senindir" diyerek, onun görüşlerinin kendileri için güzel sonuçlar verdiğini önceki deneylerinden bildiklerinden dolayı işi ona havale etmiş oldular. "Artık ne emredeceğini sen düşün, karar ver." Bunun üzerine "dedi ki: Şüphesiz hükümdarlar bir şehre girdiklerinde, onu harab ederler. Ahalisinin şereflilerini zelil kılarlar." Kendilerinin işlerini yola koymak için oranın şereflilerini küçük düşürürler. Yüce Allah da onun bu sözlerini tasdik ederek: "Gerçekten de onlar böyle yaparlar" diye buyurmaktadır. İbnu'l-Enbarî dedi ki: "Ahalisinin şereflilerini zelil kılarlar" ifadesinin sonunda yapılan vakıf tam bir vakıftır. Yüce Allah onun sözünün gerçek olduğunu bildirmek üzere; "Gerçekten de böyle yaparlar" diye buyurmaktadır. el-A'raf Sûresi'nde yer alan şu âyetler da buna benzemektedir: "Fir'avun kavminden ileri gelenler muhakkak bu gayet bilgin bir sihirbazdır dediler. Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor," Burada ifade tamam olmaktadır. Bunun üzerine Fir'avun: "O halde ne buyurursunuz?" (el-A'raf, 7/109-110) dedi. İbn Şecere dedi ki: Bu ifadeler de Belkıs'ın sözlerindendir. Buna göre vakıf: "Gerçekten de onlar böyle yaparlar" âyeti üzerinde olmalıdır. Yani Süleyman da ülkemize girecek olursa, böyle yapacaktır. |
﴾ 34 ﴿