37"Dön onlara! Yemin olsun üzerlerine karşı duramayacakları ordularla geleceğiz ve onları -yemin olsun- oradan zelil ve küçük düşmüşler olarak çıkartacağız." "Dön onlara!" Yani Süleyman elçi heyetinin emiri el-Münzir b. Amr'a gönderdikleri hediyeleriyle birlikte onlara: Geri dönün, dedi. "Yemin olsun üzerlerine karşı duramayacakları ordularla geleceğiz" âyetindeki "Yemin olsun onlara... geleceğiz" lâfzındaki "lâm" kasem (yemin) "lâm"ıdır. Bu durumda şeddeli "nun" da onunla birlikte gelmelidir. en-Nehhâs dedi ki: Ben Ebû'l-Hasen b. Keysan'ı şöyle derken dinledim: Buradaki "lâm" te'kid lâm’ıdır. Bu şekilde ona göre bütün "lâm" çeşitleri üç türlüdür, ona göre dördüncüleri yoktur. Bu da te'kid "lâm"ı, emir "lâm"ı ve harf-i cer olarak kullanılan "lâm." Nahiv bilginlerinin ileri gelenleri de bu görüştedir. Çünkü onlar herbir şeyi aslına irca' ederler. Bu ise, Arap dili üzerindeki eğitimi oldukça ileri kimseler için ancak mümkün olabilir. "Karşı duramayacakları" yani onların karşı koymaya güç bulamayacakları... demektir. "Ve onları -yemin olsun- oradan" kendi ülkelerinden "zelil ve küçük düşmüşler olarak çıkartacağız." Buradaki "oradan" ile kastın Sebe'den demek olduğu söylenmiştir. "Şüphesiz hükümdarlar bir şehre girdiklerinde onu harab ederler" âyetinde bu kasabadan (veya şehirden) söz edilmiş idi. "Zelil" mülkleri ve şerefleri ellerinden alınmış "Ve küçük düşmüşler olarak" küçük düşürüldükleri için zelil kılınmış ve hakarete uğratılmışlar olarak "çıkartacağız." Bu ise müslüman olmamaları halinde karşı karşıya kalacakları zillettir. Gönderdiği elçisi yanına geri döndü ve ona durumu haber verince, hükümdar kadın şöyle dedi: Ben onun bir kral olmadığını anlamıştım. Bizlerin Allah'ın peygamberlerinden bir peygambere karşı Savaşacak gücümüz yoktur. Daha sonra emir vererek tahtının yedi sarayın sonuncusunda bulunan içice yedi odadan sonuncusuna konulmasını emretti ve kapılan kilitledi, üzerine de bekçiler yerleştirdi. Yemen hükümdarlarından onikibin hükümdar ile birlikte ve herbir hükümdarın da komutası altında yüzbin kişi bulunduğu halde Süleyman (aleyhisselâm)'ın huzuruna gitmek üzere yola koyuldu. İbn Abbâs dedi ki: Süleyman heybetli bir kişi idi. Kendisi bir hususu sormadan ilk olarak kimse ona bir şey demezdi. Bir gün yakınlarda bir toz bulutu gördü, bu ne oluyor? dedi. Yanında bulunanlar: Ey Allah'ın peygamberi, Belkıs dediler. Bunun üzerine Süleyman askerlerine -Vehb ve başkaları da cinlere dediler- dedi ki: |
﴾ 37 ﴿