38

Dedi ki: "Ey ileri gelenler! Onlar bana müslümanlar alarak gelmezden önce, kadının tahtını hanginiz bana getirebilirsiniz?"

"Onlar bana müslümanlar olarak gelmezden önce kadının tahtını hanginiz bana getirebilirsiniz?" Abdullah b. Şeddad dedi ki: Süleyman (aleyhisselâm):

"Kadının tahtını hanginiz bana getirebilirsiniz?" dediğinde Belkıs bir fersahlık uzaklıkta bulunuyordu, tahtını ise Sebe'de bırakmış, onu korumak için de muhafızlar görevlendirmişti.

Denildiğine göre Belkıs hediyesini gönderdiği sırada elçilerini askerleriyle birlikte göndermişti. Bundan maksadı ise şayet Süleyman eğer krallık peşinde koşan birisi ise gerekli hazırlıklarını yapmadan, onunla aniden bir Savaş başlatmak idi. Süleyman (aleyhisselâm) bu durumu öğrenince "kadının tahtını hanginiz bana getirebilirsiniz?" dedi. İbn Abbâs dedi ki: Kadının tahtının getirilmesine dair verdiği emir ona mektub yazmadan önce idi. Kadının tahtı kendisine getirilmeden de ona mektub yazmamıştı.

İbn Atiyye dedi ki: Ancak âyetlerin zahirine göre Süleyman (aleyhisselâm) bu sözlerini kadının gönderdiği hediyenin ulaşıp, onun kendisine cevap vermesinden ve hüdhüd ile mektubunu göndermesinden sonra olmuştur. Te'vil bilginlerinin büyük çoğunluğu da bu kanaattedir. Te'vil bilginleri kadının tahtının getirilmesini istemesinin faydasının ne olduğu hususunda farklı görüşlere sahiptir. Katâde dedi ki: Ona bu tahtın büyüklüğü ve mükemmeliğinden sözedilmişti. O da, müslüman olarak kendisini ve kavmini ve mallarını İslâm himaye altına almadan önce bu tahtı ele geçirmek İstemişti. Çünkü İslâm bunu gerektirmektedir. Bu İbn Cüreyc'in de görüşüdür.

İbn Zeyd de dedi ki; Tahtın getirilmesini istemesi, Belkıs'a Allah tarafından kendisine verilmiş olan kudreti göstermek ve bunu peygamberliğine delil olarak ortaya koymak istemesi idi. Çünkü herhangi bir ordu ve Savaş söz konusu olmaksızın bu tahtı ele geçirmiş olacaktı.

Bu açıklamaya göre "müslümanlar olarak" âyeti, teslim olmuşlar olarak, demektir. İbn Abbâs'in görüşü de budur. Yine İbn Zeyd dedi ki; O bu yolla kadının aklını denemek İstemişti, bundan dolayı: "Tahtını onun tanıyamayacağı bir şekilde değiştirin. Bakalım o yol bulacak mı, yoksa yol bulamayacaklardan mı olacak?" demişti.

Yine denildiğine göre cinler Süleyman (aleyhisselâm)'ın onunla evleneceğinden ve ondan çocuğunun olacağından, böylece Süleyman (aleyhisselâm)'ın soyundan geleceklerini de angarya ve hizmetlerinin sürüp gideceğinden korkmuşlardı. O bakımdan cinler kendisine bu kadının aklı pek sağlam değildir, demişlerdi. İşte bundan ötürü o da tahtı ile kadını sınamak istemişti.

Bir diğer açıklamaya göre o hüdhüdün: "Onun bir de büyük bir tahtı var" sözünün doğruluğunu tesbit etmek istemişti. Bu açıklamayı da Taberî yapmıştır.

Katâde'den rivâyete göre Süleyman (aleyhisselâm) hüdhüdün tahtı nitelemesi sebebiyle, tahtı görmek istemişti. İlim adamlarının çoğunluğunun kabul ettiği görüş birinci görüştür. Çünkü yüce Allah:

"Onlar bana müslümanlar olarak gelmezden önce" diye buyurmuştur. Bir diğer sebeb de şudur: Belkıs eğer İslama girmiş olsaydı, onun malına el sürmek haram olurdu. Dolayısıyla onun izni olmaksızın o taht da getirilemezdi.

Rivâyet edildiğine göre tahtı kırmızı yakut ve mücevherat ile süslenmiş, gümüş ve altından yapılmıştı. Tahtı o sırada üzerinde yedi kilit bulunan, içice yedi odanın içinde bulunuyordu.

38 ﴿