39

Cinlerden bir ifrit dedi ki: "Ben onu sana, sen yerinden kalkmazdan önce getirebilirim ve muhakkak ben buna gücü yeten ve güvenilir bir kimseyim."

"Cinden bir ifrit dedi ki..." âyetindeki

"ifrit" lâfzını Cumhûr; "İfrit" diye okumuştur. Ebû Reca' ve Îsa es-Sakafî ise; diye okumuşlardır. Bu kıraat Ebubekir es-Sıddiyk (radıyallahü anh)'dan da rivâyet edilmiştir. Hadiste de: "Şüphesiz ki Allah ıfrîte de, nifrîte de buğzeder" er-Râmehurmuzî, Emsâlu'l-Hadis, s. 163; İbn Selâme el-Kudâî, Müsnedu'ş-Şihâb, II, 155. diye buyrulmuştur. Buradaki nifrît, ifrite itbâ ile söylenmiştir. (Türkçede ifrit, mifrit demek gibi).

Katâde dedi ki: Bu fevkalede akıllı anlamındadır. en-Nehhâs dedi ki: Güçlü kuvvetli bir kimse ayrıca hilebaz ve çok ileri derecede kurnaz birisi ise ona; denilir. "İfrif'in reis anlamında olduğu da söylenmiştir. Bir kesim de bu kelimeyi; şeklinde "ayn" harfi de esreli olarak okumuşlardır. Bunu da İbn Atiyye naktetmiştir.

en-Nehhâs dedi ki: Bu lâfzı şeklinde kabul edenler çoğulunu; (........) diye getirirler. (........) ise üç türlü çoğul yapılabilir. Arzu edilirse şeklinde yahut diye çoğulu yapılır, çünkü "te" zaiddir. Nitekim Tağutlar'ın, Tağut'un çoğulu olduğu gibi; "ye" de "te"nin yerine "ya" getirilerek; denilebilir.

Şeytanlardan bir İfrit ise güçlü ve itaate gelmeyen anlamındadır, te de zaiddir. "Adam ifritleşti" tabiri, başkalarına eziyet etmeyi huy haline getirdi, anlamında kullanırlar.

Vehb b. Münebbih dedi ki: Bu ifritin ismi Kûden idi. Bunu da en-Nehhâs zikretmiştir. Zekvân olduğu da söylenmiştir, bunu da es-Süheylî söylemiştir. Şuayb el-Cubbaî de: İsmi De'van idi demiştir. İbn Abbâs'tan gelen rivâyete göre de adının Sahr el Cinnî olduğu söylenmiştir.

Zü'r-Rimme'nin şu beyitinde ifrit şöylece kullanılmıştır:

"Sanki o bir ifritin arkasından giden bir yıldız gibidir,

Gece karanlığında yerinden kopup, ona doğru akan."

el-Kisaî de şu beyiti nakletmektedir:

"Onların ifrit şeytanları demişti ki:

Sizin ne mülkünüz vardır, ne de sebat bulmanız."

Sahih'teki rivâyete göre de Ebû Hüreyre şöyle demiştir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Dün cinlerden bir ifrit namazımı bozmak İçin beni aldatmaya (ya da boş anımı yakalamaya) çalışıyordu. Allah da ona karşı bana güç verdi, ben de onu şiddetlice ittim..." Müslim, I, 384. deyip, hadisin geri kalan bölümünü nakletti.

Buhârî'de de "beni aldatmaya koyuldu" yerine, "dün ansızın karşıma çıktı" şeklindedir. Buhârî, I, 176, III, 1260, IV, 1809; Müsned, II, 29H.

Muvatta’'da da Yahya b. Said'den şöyle dediği nakledilmektedir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) İsra'ya götürüldüğünde cinlerden bir ifritin, bir ateş alevi ile onu takip etmekte olduğunu gördü. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) yanına baktıkça onu görüyordu. Cibril ona: Ben sana söyleyeceğin bazı sözler öğreteyim mi? Sen bunları söyleyecek olursan, elindeki ateş alevi söner ve yüzüstü yıkılır. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) "tabi öğret" deyince, şöyle dedi:

" Semadan inenlerin, oraya yükselenlerin, yerde bitip yetişenlerin, yerden çıkanların, gece ve gündüzün fitnelerinin şerrinden -hayır ile gelen dışmda- gece ile gündüzün gelenlerin hepsinden, iyi olsun, günahkâr olsun hiç kimsenin aşamadığı Allah'ın eksiksiz kelimeleri ile kerim olan Allah'a sığınırım, ey Rahmân. " el-Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, X, 125, 126.

"Ben onu sana, sen yerinden" yani hüküm verdiğin meclisinden

"kalkmazdan önce getirebilirim ve muhakkak ben buna gücü yeten" onu taşıma gücüne sahip olan

"ve" içindekilere karşı da

"güvenilir bir kimseyim." İbn Abbâs dedi ki: Bundan kasıt kadının namus ve iffetine karşı kendisine güvenilen bir kimseyim demektir. Bu açıklamayı el-Mehdevî zikretmiştir, Süleyman (aleyhisselâm) ben daha da hızlı gelmesini istiyorum deyince,

39 ﴿