80Çünkü sen davetini ölülere de İşittiremezsin, arkalarını dönüp gittikleri takdirde sağırlara da işittîremezsin. "Çünkü sen davetini ölülere de işittiremezsln." Maksat düşünmeyi terkettikleri için kâfirlerdir. Çünkü onlar duyuları, akılları bulunmayan ölü gibidirler. Bu âyetin yüce Allah tarafından îman etmeyecekleri, bilinen kimseler hakkında olduğu da söylenmiştir. "Arkalarını dönüp gittikleri takdirde sağırlara da işittiremezsin." Yani verilen öğütleri kabul etmemek suretiyle sağır durumunda bulunan kâfirlere işittiremezsin. Bunlar hayra davet olunduklarında yüzlerini çevirirler ve hiç işitmemiş gibi arkalarını dönüp giderler. Önceden de geçtiği üzere yüce Allah'ın: "Onlar sağırdırlar, dilsizdirler..." (el-Bakara, 2/18) âyeti da buna benzemektedir. İbn Muhaysın, Humeyd, İbn Kesîr, İbn Ebi İshak ve Abbas, Ebû Amr'dan -"işittiremezsin" anlamındaki- âyeti; "İşitmez" şeklinde "ya" ile "mim" harfi üstün; "sağırlara" anlamındaki âyeti da; "Sağırlar (işitmez)" şeklinde, fail olmak üzere merfu okumuşlardır. Diğerleri ise; "İşittirmezsin" şeklinde; "İşittirdin" şeklinden muzari fiil olarak; Sağırlara" lâfzını da nasb ile okumuşlardır. Hazret-i Âişe'nin Bedir'de Öldürülen Müşriklerin Peygamber Efendimizin Seslenmesini İşittiğini Kabul Etmemesi ve Dayanağı: Âişe (radıyallahü anha) Bedir'de öldürülüp kuyuya atıldıktan sonra Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in sesini onlara işittirmesini kabul etmezken, bu âyeti delil göstermektedir. O meseleye aklî bir kıyas ile bakmış ve bu âyet-i kerimenin hükmünü benimsemiştir. Halbuki Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın: "Sizler onlardan daha iyi işitiyor değilsiniz" diye buyurmuştur, İbn Atiyye dedi ki: Göründüğü kadarıyla Bedir'de cereyan eden bu olay Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) için olağanüstü bir olay (bir mucize)dir. Çünkü yüce Allah müşriklere İdrâklerini geri çevirmiş ve onun söylediği sözü bu yolla işitmişlerdir. Eğer Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bizlere söylediği sözleri İşittiklerini haber vermemiş olsaydı, onun kendilerine seslenişini geri kalan kâfirlere azarlamak ve mü’minlerin gönüllerini rahatlatmak anlamında bir davranış olarak yorumlayacaktık. Derim ki: Buhârî rivâyet ediyor: Bana Abdullah b. Muhammed anlattı, o Ravh b. Ubade'yi Şöyle derken dinlemiş: Bize Said b. Ebû Arube, Katade'den anlattı, dedi ki: Enes b. Malik'in bize Ebû Talha'dan zikrettiğine göre Allah'ın peygamberi (sallallahü aleyhi ve sellem) Bedir günü Kureyş'in ileri gelenlerinden yirmidört kişinin Bedir'deki susuz kuyulardan, pis mi pis bir kuyuya atılmalarını emretti. Bir kavme karşı zafer kazandı mı orada üç gün İkamet ederdi. Bedir'de üçüncü günde yük devesinin getirilmesini emretti ve onun üzerine yükleri bağlandı. Sonra yürüyerek yola koyuldu, ashabı da arkasından gitti. Zannederiz, o bir İhtiyacını görmek üzere gitmektedir, diye düşündüler. Nihayet kuyunun ağzına gelip durdu, onların ve atalarının isimlerini zikrederek: "Ey filan oğlu filan, ey filan oğlu filan Allah'a ve rasûlüne itaat etmiş olmanız sizin için daha iyi olmaz mıydı?" diye sesleniyordu. "Çünkü biz Rabbimizin bize vaadettiğinin hak olduğunu gördük. Sizler de Rabbinizin size vaadettiğini hak olarak gördünüz mü?" Bu sefer Ömer (radıyallahü anh): Ey Allah'ın Rasûlü dedi, sen ancak ruhları bulunmayan cesetlerle konuşuyorsun. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Muhammedin nefsi elinde olana yemin olsun ki, sizler benim bu sözlerimi onlardan daha iyi işitmiyorsunuz." Katade dedi ki: Yüce Allah onları söylediği sözleri işittirinceye kadar -onlara azar olsun, onları küçültsün, onlara bir musibet, bir hasret ve bir pişmanlık olsun diye- sözünü onlara işittirdi. Buhârî, IV, 1416; Müsned, IV, 29. Bu hadisi Müslim de rivâyet etmiştir. Müslim, IV, 2202, 2203. Buhârî dedi ki: Bize Osman anlattı, dedi ki: Bize Abde anlattı, o Hişam'dan, o babasından, o İbn Ömer'den dedi ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Bedir kuyusunun başında durup şöyle buyurdu: "Rabbinizin size vaadettiğini hak olarak buldunuz mu?" Daha sonra dedi ki: "Şu anda onlar hiç şüphesiz vaktiyle benim kendilerine söylemiş olduklarımın hakkın kendisi olduğunu bilmektedirler." Sonra şu: "Çünkü sen davetini ölülere de İşittiremezsin" âyetini bitirinceye kadar okudu Buhârî, IV, 1462. Bu âyet-i kerîme Bedir kıssası ile, kabirdekilere selam vermek ile ilgili hadislerle çelişki halindedir. Ayrıca bu hususta ruhların belli bir takım vakitlerde kabirlerin kenarlarında bulunduklarına, ölünün yakınları kendilerini bırakıp gittikten sonra ayak seslerini duyduğunu belirten rivâyetler ve benzeri rivâyetlerle de çelişki halindedir, Çünkü eğer ölü işitmese ona selam ve rilmezdi, bu da açık bir husustur. Biz bunları "et-Tezkire" adlı eserimizde açıklamış bulunuyoruz. |
﴾ 80 ﴿