9Fir'avun'un hanımı dedi ki: "Benim için de, senin için de bir gözbebeği (olsun); onu öldürmeyin, belki bize faydalı olur, yahut onu evlad ediniriz." Onlarsa farkında değillerdi. "Fir'avun'un hanımı dedi ki: Benim İçin de, senin için de bir gözbebeği (olsun); onu öldürmeyin." Rivâyete göre Fir'avun'un Hanımı Âsiye sandukanın suda yüzmekte olduğunu görünce, bu sandukanın kendisine doğru sürüklendirilmesini ve açılmasını emretti. İçinde küçük bir bebek görünce, ona acıdı ve sevdi. Bunun için Fir'avun'a: "Benim İçin de, senin için de bir gözbebeği (olsun)" dedi. Yani bu benim için de, senin için de bir gözbebeğidir. Buna göre "gözbebeği" lâfzı mahzuf bir mübtedânın haberidir. el-Kisaî böyle demiştir. en-Nehhâs dedi ki: Bunda Ebû İshak'ın söz konusu ettiği uzak ihtimalli bir açıklama şekli daha vardır. O da mübtedâ olarak merfu olması, haberinin ise "onu öldürmeyin âyetinin olmasıdır. Bunun uzak olma ihtimali şudur: Çünkü bu durumda mana: O gözbebeği olmakla tanınan birisidir, şeklinde olur. Bu şekilde olmasının câiz olması da mananın şu şekilde olması halinde söz konusudur: O benim için de, senin için de bir gözbebeği olduğuna göre onu öldürmeyiniz. Yüce Allah'ın: "Ve sana" âyetinde İfadenin tamam olduğu da söylenmiştir. en-Nehhâs dedi ki: Buna delil de Abdullah b. Mes'ûd'un şu şekildeki okuyuşudur: "Fir'avun'un hanımı dedi ki: Onu öldürmeyiniz, benim için ve senin için bir gözbebeğidir (bu)." "Gözbebeği" anlamındaki kelimenin; "Benim için ve senin için gözbebeği olanı öldürme" anlamında nasb ile okunması caizdir. Fir'avun'un hanımı: "Onu öldürmeyin" deyip de "onu öldürme" dememiş olması Fir'avun'a zorbalara hitab edildiği gibi ve zorbaların kendileri hakkında haber verdikleri şekilde hitab etmesinden dolayıdır. Bir diğer açıklamaya göre: "Onu öldürmeyin" demesi şu demektir: Çünkü Allah, onu Mısır dışındaki bir yerden buraya sürüklemiştir, İsrailoğullarından birisi değildir. "Belki bize faydalı olur." Böylelikle biz ondan hayır elde ederiz. "Yahut onu evlad ediniriz." Âsiye'nin çocuğu olmuyordu, o bakımdan Mûsa'yı, Fir'avun'dan kendisine bağışlamasını istedi. O da Mûsa'yı ona bağışladı. Fir'avun rüyasını görüp, kahinlerine ve âlimlerine -daha önce geçtiği üzere- anlatınca onlar şöyle demişlerdi: İsrailoğullarından bir kişi senin bu hükümdarlığının sonunu getirecektir. Bunun üzerine İsrailoğullarının çocuklarını kesmeye koyuldu. Fakat bu gidişle nesillerini kurutacağını görünce, bir sene kesmeye, bir sene de hayatta bırakmaya karar verdi. Harun (aleyhisselâm) kesme emrinin uygulanmadığı sene, Mûsa ise kesme emrinin uygulandığı sene doğmuştu. "Onlarsa farkında değillerdi." Bu şanı, yüce Allah'ın olayın anlatımı ile ilgili yeni bir âyetidir. Yani onlar helaklerinin onun sebebiyle olacağının farkında değillerdi. Bunun kadının söylediği sözlerin devamı olduğu da söylenmiştir. Yani İsrailoğulları bizim onu aldığımızı bilmiyorlar, onlar ancak onun bizim çocuğumuz olduğunu biliyorlar. Te'vil bilginleri Fir'avun hanımının: "Benim için de, senin için de gözbebeği (olsun)" sözlerini ne zaman söylediği hususunda farklı görüşlere sahiptirler. Bir kesim bu sözleri Fir'avun'a durumu haber verip de sandukayı sudan aldıkları sırada söylemişti. Ona bunu haber verdiğinde o hemen İsrailoğullarından olduğunu anlamıştı. Bu şekilde sandukaya bırakılmasından maksadın kesilmekten kurtulması olduğunu da anlamıştı. O bakımdan: Bana kesicileri getirin diye emir verince, hanımı da belirtilen sözleri söyledi. Bunun üzerine Fir'avun: Benim İçin gözbebeği olmasına gelince, böyle bir şey söz konusu değildir, diye cevap vermişti. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Eğer Fir'avun evet benim için de böyle olsun, demiş olsaydı, Mûsa'ya îman edecekti ve onun için de bir gözbebeği olacaktı." İbn Kesîr, Tefsir, Mİ, 149. es-Süddî dedi ki: Fir'avun'un hanimi Mûsa'yı yürüme çağına gelinceye kadar yetiştirdi. Fir'avun onda bir yiğitlik gördü. Onun İsrailoğullarından olduğunu anladı, onu eline aldı. Mûsa eliyle Fir'avun'un sakalını çekiştirmeye başladı. İşte o vakit onu kesmek istedi ve hanımı da o sırada bu sözleri ona söyledi. Yakut ile kor ateşle de o zaman onu denedi. İşte -daha önceden Tâ-Hâ Sûresi'nde (20/27. âyetin tefsirinde) geçtiği üzere- dili o zaman yandı ve dilindeki ağırlık (düğüm) o zaman oldu. el-Ferrâ'' dedi ki: Ben kendisine es-Süddî denilen, Muhammed b. Mervan', el-Kelbî'den, o Ebû Salih'ten, o İbn Abbâs'tan şunları söylediğini naklederken dinledim: Kadın: "Benim için bir gözbebeğidir, senin için ise değil" dedikten sonra: "Onu öldüreceksiniz ha!" dedi. el-Ferrâ'' dedi ki: Bu ise bir lahn (kurallara uygun olmayan) bir okuyuştur. İbnu'l-Enbarî dedi ki; Böyle bir okuyuşun lahn olduğuna hüküm vermesinin sebebi şudur: Eğer böyle olsaydı, bunun "nûn" ile; "Onu öldüreceksiniz" şeklinde olması gerekirdi. Çünkü muzari fiil başına nasb eden ya da cezm eden bir amil gelmediği sürece merfu olur. "Nûn"un sabit olması onda ref’ alametidir. el-Ferrâ'' (devamla) dedi ki: Bu şekildeki okuyucu reddetmeyi pekiştiren husus da Abdullah b. Mes'ûd'un; "Fir'avun'un hanımı dedi ki: Onu öldürmeyiniz, benim için de, senin için de bir gözbebeği (olsun)" şeklinde ve "onu öldürmeyiniz" emrini başa alarak okumuş olmasıdır. |
﴾ 9 ﴿