28Dedi ki: "Bu seninle benim aramdadır. İki vadeden hangisini bitirirsem aleyhime bir düşmanlık olmasın. Allah da bu söylediğimize vekildir." 22- Hazret-i Mûsa'nın Şartları Kabulü ve Yüce Allah'ın Şahit Tutulması: "Dedi ki: Bu seninle benim aramdadır. İki vadeden hangisini bitîrirsem aleyhime bir düşmanlık olmasın" âyetinde görüldüğü gibi; Şuayb (aleyhisselâm)'ın sözleri bittikten sonra, Mûsa (aleyhisselâm) bu şartları kabul ettiğini belirtip, ittifak olunan şartın sekiz yıllık sürede söz konusu olduğunu belgelemek suretiyle Şuayb'ın koştuğu şartın anlamını tekrarlamış olmaktadır. "Hangisi" istifham (soru) edatı olup, "bitirirsem" ile nasb edilmiştir. "İki va'deden" anlamındaki âyet da; "Hangi" lâfzının onlara izafeti dolayısıyla mecrurdur. Ondan sonraki ise te'kid için bir sıladır. Bunda şart manası vardır, cevabı da "aleyhime bir düşmanlık olmasın" anlamındaki âyettir. "Düşmanlık" anlamındaki lâfız da; "Olmasın" ile nasbedilmiştir. İbn Keysan dedi ki: ona (.........)’ın izafe edilmesi dolayısıyla cer mahallindedir ve nekredir. "İki vade" ise ondan bedeldir. Şanı yüce Allah'ın: "Allah'tan bir rahmet sayesinde..." (Al-i İmrân, 3/159) âyetinde de böyledir. Yani burada "rahmet" dan bedeldir. Mekkî dedi ki: O (İbn Keysan) Kur'ân-ı Kerîm'de herhangi bir lâfzın zaid olmadığını göstermeye çokça dikkat ederdi ve herbir lâfız için zaid olmadığını ortaya koyacak uygun bir açıklama bulurdu. el-Hasen: "Hangisini" anlamındaki âyeti "ya" harfini sakin olarak; diye okumuştur. İbn Mes'ûd da: "iki vadeden hangisini bitirirsem" anlamındaki lâfızları; diye okumuştur. Cumhûr "bir düşmanlık" anlamındaki lâfzı; şeklinde "ayn" harfi ötreli olarak okumuşlardır. Ebû Hayve ise bunu esreli okumuştur. Anlam da şudur; Bu süreye fazlalık katmak konusunda benim herhangi bir sorumluluğum yoktur ve benden böyle bir talepte bulunulamaz. "Udvân" farz olmayan hususlardaki haddi aşmaktır, "el-Hicec" da yıllar demektir. Şair der ki: "Hicr'in yüksekçe yerlerindeki yurtlar kimindir? Yıllardan ve uzun zamandan beri oralar bomboş ve kuraktır." Tekili "ha" harfi esreli olarak "hicce" ...diye gelir. "Allah da bu söylediğimize vekildir." Denildiğine göre bunlar Mûsa'nın söylediği sözlerdendir. Bu sözü hanımın babası söylemiştir de denilmiştir. O iki salih zat -Allah'ın salat ve selamlan üzerlerine olsun- yaptıkları bu akde Allah'ı şahit tutmakla yerindiler ve insanlardan kimseyi şahit tutmadılar. Nikâhta şahit tutmanın gereği hususunda ilim adamlarının farklı görüşleri vardır ki; bu da bir sonraki başlığımızın konusudur. 23- Nikâhta Şahit Tutmanın Hükmü: Nikâhta şahit tutmanın vacip olup olmadığı hususunda iki görüş vardır. Bu iki görüşten birisine göre iki şahit olmadıkça nikâh akdi olmaz. Ebû Hanîfe ve Şâfiî bu görüştedir. Malik ise nikâh akdi şahitsiz olur demiştir, çünkü bu karşılıklı bir ivaz akdidir. Dolayısıyla bu akitte şahit tutmak şartı yoktur, fakat bunda ilan ve açıklama şartı aranır, nikâh ile zina arasındaki fark ise tef çalmak (ilan etmek)dır. Bu mesele yeterli açıklamalarla el-Bakara Sûresi'nde (2/221. âyetin 2. bölümü ile ilgili açıklamaların 9- başlığında) geçmiş bulunmaktadır. Buhârî'deki rivâyete göre de Ebû Hüreyre şöyle demiştir: İsrailoğullarından birisi, İsrailoğullarından birisinden kendisine bin dinar borç vermesini istedi. Ona bana, onları şahit tutacağın şahitler getir deyince, borç isteyen: Şahit olarak Allah yeter dedi. Bu sefer: Bana bir kefil getir, dedi. Borç isteyen, kefil olarak Allah yeter dedi. O da: Doğru söyledin deyip, ona bin dinarı verdi. Sonra da hadisin geri kalan bölümünü zikretti. Buhârî, II, 545, 801, H47, 980. |
﴾ 28 ﴿