55Boş söz işittiklerinde de ondan yüz çevirirler ve derler ki: "Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz sizin olsun. Selâm olsun sizlere! Bizim cahillerle işimiz yok." Bu âyete dair açıklamalarımızı dört başlık halinde sunacağız: Yüce Allah'ın: "İşte bunlara sabrettikleri için ecirleri iki kere verilir" âyeti ile ilgili olarak Müslim'in Sahih'inde sabit olduğuna göre Ebû Mûsa, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın şöyle buyurduğunu nakletmektedir: "Üç kişiye ecirleri iki defa verilir: Kitap ehlinden olup peygamberine îman eden, sonra da peygambere (sallallahü aleyhi ve sellem) yetişip ona da îman eden, ona tabi olup onu tasdik eden kimseye iki ecir vardır. Köle bir kul olup hem yüce Allah'ın üzerindeki hakkını eksiksiz yerine getiren, hem de efendisinin hakkını yerine getirene de iki ecir vardır. Bir kişinin, bir cariyesi bulunup da onu besler, hem de güzel şekilde besler. Sonra güzel bir şekilde te'dib eder, sonra onu azad edip onunla da evlenirse onun için de iki ecir vardır." Buhârî, 1, 48, III, 1096, V, 1995; Müslim, I, 134; Nesâî, VI, 115; Müsned, IV, 405. en-Nehaî, el-Horasanî'ye dedi ki: Sen bu hadisi hiçbir karşılık vermeden al. Çünkü eskiden bir adam bundan daha azı için bile ta Medine'ye kadar yolculuk yapardı. Bu hadisi Buhârî de rivâyet etmiştir Buhârî, III, 1096, V, 1995. Bizim (mezhebimize mensub) âlimlerimiz dediler ki: Bunların herbirisi iki açıdan iki ayrı emre muhatab olduklarından ötürü, herbirisi iki ayrı eciri hak kazanmıştır. Kitab ehline mensub kişi kendi peygamberi cihetinden muhatab idi. Daha sonra da bizim peygamberimiz cihetinden muhatab oldu, onun çağrısını kabul edip ona uydu. O bakımdan ona her iki hak dinin de ecri verilir. Köle de hem yüce Allah'ın emrine muhatabtır, hem de efendisinin emirlerine uymalıdır. Cariyenin sahibi de onu terbiye etmek ve te'dib etmek yönüyle muhatab olduğu hususları yerine getirdiği için o cariyesine terbiye yoluyla hayat vermiş demektir. Daha sonra da onu hürriyetine kavuşturup onunla evlenince bu sefer o cariyesini kendi konumuna yükseltmiş olduğu hürriyeti ile de diriltmiş olur. Böylelikle o cariye hakkında emrolunduğu her iki hususu da yerine gelirmiş olur. O bakımdan bunların herbirisı iki ecir alır. Diğer taraftan bu iki ecrin herbirisi de kendi özü itibariyle kat kat mükâfatı gerektirir. Herbir iyilik on misli ile karşılık görecektir. Böylelikle ecirler de katlanmış olur. Bundan dolayı şöyle denilmiştir: Hem efendisinin hakkını, hem de yüce Allah'ın hakkını yerine getiren bir köle, hür bir kimseden daha faziletlidir. İşte Ebû Ömer b. Abdi'l-Berr'in ve başkalarının beğendiği açıklama budur. Sahih'de, Ebû Hüreyre'den şöyle dediği kaydedilmektedir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Mülkiyet altında bulunan ve ıslah edici köle İçin iki ecir vardır." Ebû Hüreyre'nin nefsi elinde olana yemin ederim ki şayet Allah yolunda cihad, haccetmek ve anneme karşı iyi davranmak yükümlülükleri olmasaydı, köle olarak ölmeyi arzu edecektim Müslim, III, 1284; Mümtd, III, 330, 402. Said b. el-Müseyyeb dedi ki: Bize ulaştığına göre Ebû Hüreyre annesi ile birlikte bulunmak için vefat edinceye kadar hacca gitmedi Müslim, III, 1284. Yine Sahih'te kaydedildiğine göre Ebû Hüreyre şöyle demiştir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Hem Allah'a ibadetini güzel yapmış, hem de efendisine güzel bir şekilde arkadaşlık etmiş olan köleye ne mutlu! Ne mutlu o kimseye!" Müslim, 111, 12K5; Müsned, II, 390. Yüce Allah'ın: "Sabrettikleri İçin" âyeti onların kendi dinleri üzerinde sabırları hususunda umumidir. Diğer taraftan hem kendi dinleri üzerinde vaktiyle sabrettiklerinden, hem de kâfirlerden gördükleri eziyetlerine karşı sabırları ve başka hususlar sebebiyle de gösterdikleri bütün sabırlar hakkında umumidir. 3- İyilikle Kötülüğü Uzaklaştırmak: "Hem onlar kötülüğü iyilikle Savarlar" uzaklaştırırlar, geriye iterler. "Geriye ittim" demektir, "İtmek" anlamındadır. Hadîs-i şerîfte de " Hadleri şüphelerle uzaklaştırınız, bertaraf ediniz" Tirmizî, IV, 33. denilmektedir. Denildi ki: Onlar kötülüklere tahammül ederek ve güzel sözlerle eziyeti defederler. Tevbe itinalıları için mağfiret dilemekle de günahları Savarlar, diye de açıklanmıştır. Birinci açıklamaya göre bu ahlâkın üstün değerlerinin bir özelliğidir. Yani bir kimse onlara kötü bir söz söyleyecek olursa, ona karşı yumuşak davranırlar ve onu önleyecek türden güzel sözlerle karşılık verirler. Bu âyet-i kerîme bir antlaşmadır. İslâmın ilk dönemleri ile ilgilidir. Bu âyet-i kerîme de (cihadı emreden) kılıç âyetinin neshettiği âyetlerdendir. Bununla birlikte Muhammed ümmetinin küfrün dışında yapacağı bütün işler hakkında, hükmü kıyâmete kadar bakidir. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın, Muaz (radıyallahü anh)'a söylediği: "Ve kötülüğün arkasında iyiliği yetiştir ki, onu silsin. İnsanlarla da güzel bir ahlâk ile geçin" TaherânI, el-Mu'cemu'l-Evsat. IV, 126; el-Mu'cemu'l-Kebir, XX, 145; Beyhaki, Şu'abu'l-îman, VI, 244. âyeti da bu kabildendir. Hoşlanılmayan şeyleri ve eziyet verici hususları önlemek de güzel ahlâkın bir parçasıdır. Katı muamelelere karşı sabır, böyle davranandan yüz çevirmek ve yumuşak söz söylemekle olur. 4- Rızıklarından İnfak Edenler: Yüce Allah: "Ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler" âyeti ile mallarından itaat yolunda ve şeriatın çizdiği sınırlar çerçevesinde harcamakta olduklarını belirterek onları övmektedir. Bu âyetle sadaka vermek teşvik edilmektedir. İnfak kimi zaman oruç ve namaz gibi bedenlerden olur. Diğer taraftan yüce Allah onları boş sözlerden yüz çevirdikleri için de övmektedir. Nitekim yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: "Lağve (boş ve bâtıl şeylere) rastladıklarında da şereflice yüz çevirip geçerler." (el-Furkan, 25/72) Yani müşriklerin kendilerine söyledikleri rahatsız edici sözleri, sövüp saymaları işittiklerinde, o sözlerden yüz çevirirler, yani onlarla uğraşmazlar. "Ve derler ki: Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz sizin olsun." Bu onları (kendi kendilerine) terketmektir. Bu da yüce Allah'ın: "Cahiller onlara hitab ettiklerinde onlar: Selam der, geçerler." (el-Furkan, 25/62) Yani bizim dinimiz bizim, sizin dininiz sizin derler, âyetine benzemektedir. "Selam olsun sizlere." Yani bizden yana size eman var, biz sizinle Savaşmayız. Size karşılık vererek sövmeyiz. Yoksa bunun selamlaşmak ile bir ilgisi yoktur. ez-Zeccâc dedi ki: Bu Savaşma emrinden önce idi. "Bizim cahillerle İşimiz yok." Yani tartışmakla, karşılıklı sözler söylemek ya da sövmek maksadıyla biz onları aramayız. |
﴾ 55 ﴿