57Dediler ki: "Seninle birlikte hidayete uyarsak, hemen yerimizden çıkarılırız." Biz onları tarafımızdan bir rızık olmak üzere herşeyin mahsûllerinin toplandığı güven dolu bir Haremde yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler. "Dediler ki: Seninle birlikte hidayete uyarsak, hemen yerimizden çıkarılırız." Bu Mekke müşriklerinin söylediği sözdür. İbn Abbâs dedi ki: Kureyş arasından bu sözü söyleyen kişi el-Hâris b. Osman b. Nevfel b. Abdi Menaf el-Kureşî'dir. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'a dedi ki: Bizler gerçekten senin söylediklerinin hak olduğunu biliyoruz, ancak seninle birlikte hidayete tabi olmamızı ve sana îman etmemizi engelleyen husus Arapların bizleri bu topraklarımızdan -yani Mekke'den- çıkartacaklarından korkmamızdır. Zira onlar bize muhalefet konusunda söz birliği edeceklerdir ve bizim onlara gücümüz yetmez. Bu onların ileri sürdükleri gerekçelerdendi. Yüce Allah el-Haris'in gösterdiği bu gerekçeye: "Biz onları... güven dolu bir Haremde" güvenliği olan bir Haremde "yerleştirmedik mi?" diye cevap vermektedir. Şöyle ki: Araplar cahiliye döneminde birbirlerine baskın düzenler ve birbirlerini öldürürlerdi. Mekkelîler ise Haremin hürmeti sayesinde güvenlik içinde idiler. Yüce Allah böylece Beyt'in saygınlığı sayesinde, onları güvenliğe kavuşturmuş, düşmanlarının kendilerine saldırmalarını engellemiş olduğunu bildirmektedir. O halde; Arapların kendileriyle Savaşmayı helal görerek bu saygınlığı ihlal edeceklerinden korkmasınlar. "Yerinden çıkarılmak" (aslında) süratle sökülüp alınmak demektir. Buna dair açıklamalar daha önceden (el-Bakara, 2/20. ayetin tefsirinde) geçmişti. Yahya b. Selam dedi ki: Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Siz, Benim rızkımı yemekle birlikte, benden başkasına ibadet ediyordunuz ve yine de güvenlik İçinde idiniz, korkmuyordunuz. Peki, Bana ibadet etmek ve îman etmek halinde mi korkacaksınız? "Biz onları tarafımızdan bir rızık" Bizim kendilerine verdiğimiz bir rızık "olmak üzere herşeyin mahsullerinin toplandığı... yerleştirmedik miî" Yani her yerin, her beldenin meyveleri toplanarak oraya getirilmektedir. İbn Abbâs ve başkalarından rivâyet edilmiştir. Suyu havuzda topladı" denilir. "Büyük havuz" anlamındadır. Nâfî "toplandığı" anlamındaki âyeti "te" ile; diye okumuştur. Buna sebeb ise "mahsuller" kelimesi(nin çoğul olması ve bu lür çoğulun da müennes hükmünde olması)dır. Diğerleri ise "ya" ile okumuşlardır, buna sebeb ise "herşeyin" âyetidir. Ebû Ubeyd de bunu tercih etmiş ve şöyle demiştir: Çünkü bu müennes isim ile onun fiili arasına bir başka lâfız girmiştir. Diğer taraftan "mahsuller" çoğuldur, hakiki müennes değildir. "Fakat onların çoğu bilmezler." Yani akıllarını kullanmazlar. Bu da istidlalde bulunmaktan yana gaflet içindedirler, demektir. Kâfir oldukları geçmiş zamanda onlara rızık verip onları güvenlik altında tutan kimse, müslüman oldukları takdirde yine onları rızıklandıracak ve o halde de kâfirlerin onlara zarar vermelerini engelleyecek olan O'dur.. "Rızık olmak üzere" âyeti mef'ûlün leh olarak nasbedilmiştir. Mana yoluyla mastar olmak üzere nasbedilmiş olması da caizdir. Çünkü "toplandığı" âyeti "rızık olarak geldiği" anlamındadır. "Toplandığı" anlamındaki lâfız; "Toplandığı" diye de okunmuştur ki; bu da; "Mahsûl toplamak"tan gelmektedir. Bu âyetin harfi ile teaddi etmesi (geçişi) de; Ağzına toplayıp götürmekte, heybesine toplamakta" demeye benzer. |
﴾ 57 ﴿