58Biz geçimlerinde şımarmış nice ülkeleri helâk ettik. İşte onlardan sonra -çok kısa bir müddet dışında- kimsenin oturmadığı meskenleri! Vâris olanlar Biz olduk Biz. "Biz geçimlerinde şımarmış nice ülkeleri helâk ettik." Bu âyetle eğer îman edecek olurlarsa Arapların kendileriyle Savaşacaklarını zanneden kimselere imanı terketmek halinde korkunun daha ileri derecede olacağını beyan etmektedir. Çünkü kâfir olmuş nice topluluk vardır ki; sonra da helâk olup gitmişlerdir. "Şımarmak" ni'met dolayısıyla azgınlaşmak demektir. Bu açıklamayı ez-Zeccâc yapmıştır. "Geçimlerinde" anlamındaki âyette; hazfedilmiştir. Bu hazf edildiğinden dolayı fiil doğrudan ona teaddi etmiştir. Bu açıklamayı da el-Mâzinî yapmıştır. ez-Zeccâc dedi ki: Bu da yüce Allah'ın: "Mûsa tayin ettiğimiz vakit için kavminden yetmiş adam seçti" (el-A'raf, 7/155) âyeti gibidir. Bu âyette da "kavminden" anlamındaki lâfızdan önce "min: ...den, dan" harf-i cerri hazf edilmiştir. O bakımdan fiil, bu harf olmadan mef'ûl almış (geçiş yapmış) olmaktadır. el-Ferrâ' ise tefsir (temyiz) olmak üzere nasbedilmiştir demektedir. Bu da; "Malından dolayı şımardın" demeye benzer: Bunun benzeri de ona göre yüce Allah'ın şu âyetidir: "Kendini bilmezden başka kim..." (el-Bakara, 2/130) Aynı şekilde: "Gönül hoşluğu ile size onun bir kısmını bağışlarlarsa..." (en-Nisa, 4/4) âyeti da böyledir. Basralılara göre ise marifelerin tefsir (temyiz) olarak nasbedilmeleri imkansızdır. Çünkü tefsir ve temyizin anlamı bir şeyin nekre olup cinse delalet etmesidir. Bir diğer görüşe göre bu ("geçimlerinde" lâfzı) "şımarmış" anlamındaki âyet ile nasbedilmiştir. "Şımarmış" da cahillik etmiş demektir. Buna göre "geçiminin şükrünü bilmemiş, bilmeyen" anlamında olur. "İşte onlardan sonra -çok kısa bir müddet dışında- kimsenin oturmadığı meskenleri." Yani bu meskenlerde yaşayanların ahalisi helâk edildikten sonra ancak çok az meskenlerde kalınabtlmiştir. Çoğunluğu ise harabtır. Burada istisna "meskenler"e aittir. Yani bu meskenlerin bir bölümünde kalınabilmektedir. Bu açıklamayı ez-Zeccâc yapmıştır. Ancak ona itiraz edilerek şöyle denilmiştir: Şayet istisna meskenlere ait olsaydı; "Çok az" demek gerekirdi, Çünkü sen; "Çok az dışında topluluğa vurmadın" dediğin zaman eğer vurulanlar az ise (müstesna) merfu gelir. Şayet nasb ile okunacak olursa, o takdirde "az" vurmanın sıfatı olur, Yani sen çok az vurma dışında vurmadin demek olur. Buna göre âyetin anlamı şöyle olur: İşte onların meskenleri! Onların meskenlerinde ancak yolcular ve oralardan geçenler, bir gün yahutta bir günün bir kısmı kalırlar. Yani meskenlerinde onlardan sonra ancak az bir süre kalınmıştır. İbn Abbâs da böyle demiştir: O meskenlerde ancak yolcular yahut yoldan geçenler bir gün veya bir saat kalırlar. Onlar helâk olup geride bırakacaklarını bıraktıktan sonra "vâris olanlar Biz olduk Biz." |
﴾ 58 ﴿