77

"Allah'ın sana verdiği ile âhiret yurdunu ara! Dünyadan da nasibini unutma! Allah sana ihsan ettiği gibi sen de İhsan et! Yeryüzünde de fesad isteme. Çünkü Allah fesad çıkaranları sevmez."

"Allah'ın sana verdiği ile âhiret yurdunu ara!” Allah'ın sana verdiği dünyalık ile âhiret yurdu olan cenneti ara! Çünkü mü’mine lâyık olan dünya hayatında iken âhirette kendisine faydalı olacak yollarda harcamalarda bulunmaktır, zorbalık ve azgınlık uğrunda değil.

"Dünyadan da nasibini unutma" âyetinin anlamı hakkında görüş ayrılığı vardır. İbn Abbâs ve büyük çoğunluk (Cumhûr) şöyle demiştir: Sen dünyanda salih amel işlememek suretiyle ömrünü boşuna geçirme. Zira ancak âhiret için amel edilir. Dolayısıyla insanın dünyadan nasibi, ömrü ve o dünyadaki salih amelidir. Bu açıklamaya göre ifade son derece büyük bir öğüt taşımaktadır.

el-Hasen ve Katade ise şöyle demişlerdir: Sen helâlden istifade etmek ve helali talep etmek ve dünyada akıbetini göz önünde bulundurmak suretiyle, dünyadan payını almayı unutma, elden çıkarma!

Bu te'vile göre de âyette ona bir parça yumuşak ifade vardır ve onun canının çektiği işin ıslah edilmesi söz konusudur. Bu da, sert ifadelerden ötürü uzaklaşılır korkusu ile, kendisine öğüt verilene karşı izlenmesi gereken bir yoldur. Bunu İbn Atiyye söylemiştir.

Derim ki: Bu iki te'vili İbn Ömer şu sözlerinde bir arada zikretmiş bulunmaktadır: "Ebediyyen yaşayacakmış gibi dünyan için ekin ek, yarın ölecekmiş gibi âhiretin için çalış!" el-Hasen'den şöyle dediği nakledilmiştir: İhtiyacından arta kalanı önden gönder (hayır yollarında harca) ve sana yetecek kadarın; da yanında alıkoy.

Malik dedi ki: Bu, israfa gitmeksizin yemek ve içmektir. "Nasib"inden kastın kefen olduğu söylenmiştir. İşte bu kesintisiz bir öğüttür. Sanki şöyle demiş gibidirler: Sen şu kefen diye bilinen nasibin dışında, malının tümünü terkedip gideceğini unutma!

Şairin şu beyiti de buna yakındır:

"Ömrün boyunca bütün topladıklarından payın,

içinde sarmalanacağın iki bez ve bir hanût (denilen kefen kokusu) dur."

Bir başka şair de şöyle demiştir:

"Önemli olan kanaattir. Hiçbir şeye değişme onu,

Büyük nimetler ondadır, beden rahatı ondadır.

Bütünüyle dünyaya malik olana bir bak,

Bir pamuk ile bir kefenden başka bir dünyalık beraberinde götürdü mü?"

İbnu'l-Arabî dedi ki: Bu hususta bana göre en güzel açıklama Katade'nin şu sözüdür: Sen helal olan nasibini unutma. İşte bu senin dünyadan alacağın nasibindir. Gerçekten, bundan da güzel ne vardır!

"Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsan et." Allah sana nasıl nimetler bağışlamış ise sen de O'na öylece itaat et ve ibadet et. Şu hadisteki bu ifade de ihsanı anlatmaktadır; "İhsan nedir? (Peygamber buyurdu ki): "Allah'a onu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. " Müslim, I, 37, 39, 40; Buhârî, IV, 1793; Tirmizî, V, 6; Ebû Dâvûd, IV, 223; İbn Mâce, I, 24, 25; Müsned, I, 27, 51, 52, 319, II, 107, 426, IV, 129, 164.

Bir görüşe göre burada yoksulları gözetme emri verilmiştir. İbnu'l-Arabî dedi ki: Bu hususta pek çok görüşler vardır. Hepsinin ortak noktası Allah'ın nimetlerini, Allah'a itaat yolunda kullanmaktır. Malik dedi ki: İsrafa gitmeksizin yemek ve içmektir. İbnu'l-Arabî dedi ki: Görüşüme göre Malik bu sözleriyle ibadette ve kıt kanaat geçinmekte aşırı giden kimselerin görüşlerini reddetmek istemiştir. Çünkü Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) tatlıları sever, bal (şerbeti) içer. Közde kızartılmış şeyleri yer, soğuk su içerdi.

Bu anlamdaki açıklamalar daha önce bir kaç yerde geçmiş bulunmaktadır.

"Yeryüzünde de fesad isteme!" Masiyet işleme!

"Çünkü Allah fesâd çıkaranları sevmez."

77 ﴿