82

Dün onun yerinde olmayı temenni edenler, sabah şöyle diyorlardı: "Vay, demek ki Allah kullarından dilediğine rızkı genişletir ve daraltır! Eğer Allah bize lütfetmeseydi, bizi de elbette yere geçirirdi. Vay, demek ki kâfirler ıslah olmazlar!"

"Dün onun yerinde olmayı temenni edenler" böyle bir temennide bulunmaktan ötürü pişman olmaya başladılar ve sabah olunca şöyle demeye koyuldular:

"Vay demek ki Allah..." âyetindeki

"vay" pişmanlık ifade eden bir edattır. en-Nehhâs dedi ki: Bu hususta yapılmış en güzel açıklama el-Halil, Sîbeveyh, Yûnus ve el-Kisaî'nin su açıklamalarıdır: Bunlar ya kendileri uyandılar veya uyarıldılar. Bunun üzerine:

"Vay..." dediler. Pişmanlık duyan, Arapça konuşan bir kimse pişmanlığı esnasında "Vay" der,

el-Cevherî dedi ki: Vay, bir teaccüb lâfzıdır. Mesela; Vay sana ve vay Abdullah'a" denilir. Bazen "vay" şeddeli ya da şeddesiz; ın başına gelir ve; "Vay demek ki Allah..." denilir. el-Halil dedi ki: Burada "vay" ayrı bir lafızdır, önce "vay" denilir, sonra da yeni bir başlangıç yapılarak; denilir.

es-Sa'lebî dedi ki: el-Ferrâ'' dedi ki: Bu bir takrir (muhataba) sözü söyletme) ifadesidir. Bir kimsenin: "Allah'ın san'atını ve İhsanını görmez misin?" demeye benzer. Onun naklettiğine göre bedevi Arap bir kadın kocasına: "Nerde oğlun vay sana" deyince, kocası da Vay görmüyor musun? o evin arkasındadır" diye cevap vermiş.

İbn Abbâs ve el-Hasen derler ki: Vay sana!" kelimesi hem ibtîda hem de tahkik ifadesidir. Bunun (âyetteki ifadenin) takdiri de şöyledir: Muhakkak Allah rızkı yayar, Bir görüşe göre bu; " Dikkat et, bunu yapmayacak mısın?" sözlerindeki; uyarma (tenbih) edatı ile "İmdi" sözündeki gibidir. Şair şöyle demiştir:

"İkisi benden (kendilerini) boşamamı istedi, çünkü gördüler malımın azaldığını,

Siz ikiniz bana bu işi kabul etmeyerek geldiniz, Vay!

Demek ki malı olan sevilir. Fakir düşen de bir zaruret hayatı sürer."

Kutrub dedi ki: Bunun aslı; Vay sana" şeklindedir. Bunun "lâm" harfi düşürüldükten sonra hitab için gelen "kef" de "vay"a ilave edilmiştir. Amere dedi ki:

"Yemin olsun nefsime şifa oldu, hastalığımdan iyileştirdi,

Atlıların: Vay sana Anter! İleri atılsana demeleri."

Ancak en-Nehhâs ve başkaları bunu kabul etmeyerek şöyle demişlerdir; Böyle bir mana doğru olamaz, çünkü (bu âyette sözü edilen) topluluk kimseye hitab etmiyordu ki ona: "Vay sana" desinler. Hem böyle olsaydı, o takdirde 'in hemzesinin esreli olması gerekirdi. "Lâm'ın den hazfedilmesi de câiz olmaz.

Kimisi de şöyle demiştir: İfadenin takdiri: "Vay sana, sen şunu bil ki..." şeklinde olup "bil" emri takdir edilmiştir.

İbnu'l-A'râbî dedi ki: "Vay demek ki Allah" âyeti "şunu bil ki" demektir. Anlamının; "görmedin mi ki Allah..." şeklinde olduğu da söylenmiştir.

el-Kutebî dedi ki: Bunun anlamı Himyerlilerin şivesinde; "sana rahmet olsun"dur. el-Kisaî dedi ki: "Vay"da teactüb manası vardır. Yine ondan "vay" üzerinde vakıf yaptığı ve bu bir tefeccü' (karşı karşıya kalınan faciayı dile getirme) kelimesi olduğunu söylediği rivâyet edilmiştir.

Bu lâfzı diye kabul edip de "kef" üzerinde vakıf yapanların, bu okuyuşlarının anlamı şu olur: Hayret et! Çünkü yüce Allah rızkı yayar ve yine hayret et, çünkü kâfirler iflah olmaz. Bu durumda "kef"in isim değil bir hitab harfi olması gerekir. Çünkü "vay" izafe olarak kullanılan lâfızlardan değildir. Bunun muttasıl (kefe bitişik) olarak yazılması çokça kullanılması dolayısıyla kendisinden sonraki lafızla aynı şey kabul edilmesinden dolayıdır.

"Eğer Allah bize" îman ve rahmet ile

"lütfetmeseydi" ve bizleri Karun'un izlemiş olduğu azgınlık ve şımarıklıktan korumamış olsaydı

"bizi de elbette yere geçirirdi."

el-A'meş: "Eğer Allah bize lütfetmeseydi" anlamındaki âyeti "Eğer Allah'ın üzerimizdeki lutfu olmasaydı" şeklinde okumuştur. Hafs da: "Bizi de elbette yere geçirirdi" anlamındaki âyeti malum fiil olarak okumuş, diğerleri ise meçhul fiil olarak okumuşlardır. (Bizde yerin dibine geçirilmiş olurduk, anlamında.) Ebû Ubeyd'in tercih ettiği okuyuş budur. Abdullah'ın kıraatinde ise; "Elbette biz de yerin dibine geçirilirdik" şeklindedir, "Biz götürüldük" demek gibi. el-A'meş ve Talha b. Mûsarrif de böyle okumuşlardır.

Ebû Hatim cemaatin kıraatini şu iki sebeb dolayısıyla tercih etmiştir: Birincisi yüce Allah'ın:

"Sonra Biz onu da, evini de yere geçirdik" âyeti, ikincisi ise:

"Eğer Allah bize lütfetmeseydi" âyetidir. O halde burada

"bizi de elbette yere geçirirdi" fiilînin, ona en yakın ismin yüce Allah'ın ismi olması dolayısıyla Allah'a izafe edilmesi en uygunudur.

"Vay demek ki kâfirler" Allah nezdinde

"iflah olmazlar."

82 ﴿