22

Yerde de, gökte de siz âciz bırakabilecekler değilsiniz. Sizin için Allah'tan başka bir veli ve bir yardımcı da yoktur.

"Yerde de, gökte de siz aciz bırakabilecekler değilsiniz." el-Ferrâ' dedi ki: Bu âyet; Gökte olan kimseler de Allah'ı âciz bırakamazlar" şeklindedir. Ayetin nazmı ile el-Ferrâ''nın bu açıklaması gözönünde bulundurulursa anlamı şöyle olur: "Sizler yerde aciz bırakılabilecekler değilsiniz; gökte olan kimseler de Allah'ı aciz bırakamazlar" Arapçada bu söyleyiş üstü kapalı bir ifadedir. Buna sebeb ise ikincisinde ortaya çıkmayan (ve el-Ferrâ'nın; "kimse" anlamını verdiğimiz "men" diye takdir ettiği) ikinci (matul) cümledeki zamirdir. Bu da Hassan'ın şu sözüne benzer:

"Aranızda» Allah Rasûlünü hicveden kimse de,

Onu öven ve ona yardım eden de birdir."

Şair burada "onu Öven ve ona yardım eden kimse birdir" demek istemiş ve burada; " Kimse" lâfzını takdir etmiştir. Abdurrahman b. Zeyd de böyle demiştir. Bunun bir benzeri de yüce Allah'ın:

"Bizden bilinen bir makamı olmayan yoktur." (es-Sâffât, 37/164) âyetidir ki; "Herbirimiz için.,." demektir. Âyet-i kerimenin anlamı şudur: Yeryüzünde yeryüzündekiler ve semadakiler -O'na isyan edecek olurlarsa- şüphesiz Allah'ı âciz bırakamazlar.

Kutrub dedi ki: Eğer orada olsaydınız semada da (âciz bırakamazdınız) demektir. Bu da bir kimsenin: Filan kişi Basra'da da elimden kurtulamaz, burada da elimden kurtulamaz, demeye benzer ki; Basra'ya gidecek olsa dahi elimden kurtulamaz demektir.

Şöyle de açıklanmıştır: Yerde olsun, gökte olsun O'ndan kaçamazlar anlamındadır. el-Müberred dedi ki: Âyet; "Gökte bulunanlar da (âciz bırakabilecek değilsiniz)" anlamında olabilir. Bu durumda; "...anlar" mevsul bir isim olmayıp nekredir ve "gökte" de onun sıfatı olur. Sıfat da mevsufun yerine geçirilmiş olur.

Ancak Ali b. Süleyman bunu kabul etmeyerek, bu câiz değildir der. Zira; nekre olduğu takdirde onun sıfat alması kaçınılmazdır. Sıfatı da sıla gibidir. Mevsul'un hazfedilmesi ve sılanın bırakılması da câiz değildir. (Ali b. Süleyman) dedi ki: İnsanlarla aklen kavrayabilecekleri ifadelerle hitab edilmiştir. Yani sizler semada olsaydınız dahi Allah'ı âciz bırakamazdınız, demektir. Yüce Allah'ın;

"Yüksek kaleler içinde olsanız bile" (en-Nisâ, 4/78) âyetinde olduğu gibi.

"Sizin için Allah'tan başka bir veli ve bir yardımcı da yoktur." Bu âyette;

"Ve bir yardımcı da" âyetinin; şeklinde mahalline atf ile merfu olması da mümkündür. Bu durumda; zaid (fazladan) gelmiş olur.

22 ﴿