29"Siz erkeklere yaklaşıp yol kesmeye ve toplantı yerinizde münkerî yapmaya devam edip duracaksınız öyle mi?" Kavminin cevabi: "Allah'ın azabını bize getir, eğer sâdıklardan isen" demekten başka olmadı. "Yol kesmeye..." Denildiğine göre onlar, yol kesicilîkle uğraşırlardı. Bu açıklama İbn Zeyd'e aittir. Onların hayâsızlık işlemek maksadıyla yoldan gidip gelenleri aldıkları da söylenmiştir ki; bunu İbn Şecere nakletmiştir. Bir diğer açıklamaya göre burada maksat kadınları bırakıp erkeklere yönelmek suretiyle neslin kesilmesidir. Bu açıklamayı da Vehb b. Münebbih yapmıştır. Yani onlar erkeklerle uğraşarak kadınlara ihtiyaç hissetmemişlerdir. Derim ki: Belki de bütün bunlar onlarda toplanmıştı. Hem mallarını alıyorlar, hem hayâsızlık işlemek için yol kesiyorlar ve böylelikle de kadınlara ihtiyaç duymuyorlardı. "Ve toplantı yerinizde münkeri yapmaya devam edip duracaksınız öyle mi?" Âyet-i kerimede geçen "nâdî" meclis demektir. Meclislerinde işledikleri münkerin mahiyeti hakkında da görüş ayrılığı vardır. Bir kesim şöyle demiştir: Onlar kadınlara küçük taşlar fırlatır, yabancı kimselerle, yolları yanlarından uğrayanlarla alay ederlerdi. Um Hani' bunu, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'dan rivâyet etmiştir. Um Hani' dedi ki: Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'a yüce Allah'ın: "Ve toplantı yerinizde münkeri yapmaya devam edip duracaksınız öyle mi?" âyeti hakkında sordum da şöyle buyurdu: "Onlar bulundukları yerden geçenlere küçük taşlar atar, o kimselerle alay ederlerdi. İşte onların yaptıkları münker budur." Bunu Ebû Dâvûd et-Tayalisî, Müsned'ınde zikretmiştir, Yakın bir rivâyet: Tirmizî, V, 342; Taberani, el-Mu'cemu'l-Kabir, XXIV, 412. Ayrıca en-Nehhâs, es-Sa'lebî, el-Mehdevî ve el-Maverdî de bunu zikretmiştir. es-Sa'lebî'nin naklettiğine göre Muaviye şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Lût kavmi meclislerinde otururlar ve herbir kişinin önünde içinde (gidip gelene) atmak maksadıyla çakıl taşları bulunan bir de kap bulunurdu. Yoldan geçen birisi önlerinden geçti mi ona taş atarlardı. Kim ona isabet ettirirse, o diğerlerine göre o kişi üzerinde öncelikli sayılırdı." Yani fuhuş işlemek üzere o kişiyi alır giderdi. İşte yüce Allah'ın: "Toplantı yerinizde münkeri yapmaya..." âyeti bunu anlatmaktadır. Âişe, İbn Abbâs, el-Kasım b. Ebi Bezze ile el-Kasım b. Muhammed dediler ki: Lût kavmi meclislerinde osururlardı. Mansur, Mücahid'den naklen dedi ki: Onlar biri diğerinin gözü önünde meclislerinde erkeklere varırlardı. Mücahid'den de şöyle dediği nakledilmiştir: Güvercinlerle oynamak, parmak uçlarını kınalamak, ıslık çalmak, çakıl taşları atmak ve bütün işlerinde hayayı bir kenara bırakmak, onların kötü adetlerinden di. İbn Atiyye dedi ki: Bu hususların ümmet-i Muhammed arasındaki kimi günahkârlarda bulunması mümkündür. Böyle bir durumda nehyleşmek (bu münkeri işleyenlere vazgeçmelerini söylemek) bir farzdır. Mekhûl dedi ki: Bu ümmette Lût kavmi ahlâkından on haslet vardır: Sakız çiğnemek, parmak uçlarını kınalamak, izarı çözmek (belden aşağıyı örten elbiseyi bağlamamak), parmakları çıtlatmak, (çıplak) başın etrafında sarık sarmak, teşâbük küçük çakıl taşları atmak, ıslık çalmak, taş atmak ve lutîlik yapmak, İbn Abbâs dedi ki: Lût kavminin hayâsızlığın dışında da bir takım günahları vardı. Bazıları şunlardır: Birbirlerine zuîmederlerdi, birbirlerine sövüp sayarlardı, meclislerinde osururlardı, çakıl taşlan atar, zar ve satranç oynarlar, boyanmış eEbiseler giyer, horoz döğüştürür, koçları toslaşurır, parmak uçlarını kınalarlar, erkekler kadınların elbiselerine benzer elbiseler, kadınlar da erkeklerinkine benzer elbiseler giyer, yoldan gidip gelen herkesten tayin edilmiş vergiler alırlardı. Bütün bunlarla birlikte de Allah'a şirk koşarlardı. Lutilik ve sihâk (lezbiyenlik) günahlarını da ilk işleyenler onlardı. Lût (aleyhisselâm) bu hayâsızca işlerini durdurmak isteyince, onlar onu yalanlamaya ve ona karşı tartışmaya, direnmeye koyularak "Allah'ın azabını bize getir" dediler. Yani senin bu dediklerin olmaz ve Allah'ın buna gücü yetmez. Onlar bu sözlerini söylerken onun mutlaka yalan söylediğine de inanıyorlardı. Yoksa fıtraten bir kimsenin inad,olsun diye böyle söyleyeceği düşünülemez. |
﴾ 29 ﴿