41

Allah'tan başka veliler edinenlerin durumu, kendine yuva yapan örümceğin durumuna benzer. Muhakkak yuvaların en gevşek olanları örümcek yuvasıdır, eğer bilselerdi."

"Allah'tan başka veliler edinenlerin durumu, kendine yuva yapan örümceğin durumuna benzer" âyeti ile ilgili olarak el-Ahfeş şöyle demektedir:

"Örümceğin durumuna benzer" âyetinde vakıf tamam olmaktadır. Daha sonra yüce Allah bu misali açarak: "Kendine yuva yapan" buyurmaktadır.

İbnu’l-Enbarî dedi ki: Bu bir yanlışlıktır, çünkü

"Kendine yuva yapan" âyeti "ankebût (örümcek)" in adaşıdır. Tıpkı; Yuva yapanın misali gibidir" denmiş gibidir. Dolayısıyla mevsûlu bırakıp sıla üzerinde vakıf yapmak güzel olmaz. Bu da yüce Allah'ın:

"Kocaman kitaplar taşıyan eşeğin hali gibidir" (el-Cuma,.62/5) âyetine benzemektedir. Burada "taşıyan" âyeti "eşek" için bir sıladır. "Taşıyan" lâfzını bırakıp "eşek" anlamındaki lâfız üzerinde vakıf yapmak güzel olmaz.

el-Ferrâ'' dedi ki: Bu yüce Allah'ın, Allah'ı bırakıp da kendisine fayda da sağlamayan, zarar da vermeyen ilâhlar edinen kimseler için vermiş olduğu bir misaldir. Tıpkı örümcek yuvasının sıcağa ve soğuğa karşı örümceği koruyamadığı gibi. "Örümcek" anlamındaki lâfız üzerinde vakıf yapmak güzel olmaz. Çünkü maksat (benzetilen) hiçbir şeye karşı koruyamayan örümcek yuvasına benzetmektir. Hiçbir fayda sağlayamayan, hiçbir zarar veremeyen uydurma ilahlar örümcek yuvasına benzetilmiştir.

"Muhakkak yuvaların en gevşek olanları" en zayıf ve güçsüzleri

"örümcek yuvasıdır." ed-Dahhak dedi ki: Yüce Allah onların ilâhlarının güçsüzlüklerine ve gevşekliklerine bir örnek vererek bunları örümcek yuvasına benzetmiştir.

"Eğer bilselerdi" âyetindeki; "Eğer" lâfzı "örümcek yuvası'na taalluk etmektedir. Yani eğer bunlar putlara ibadet etmenin kendilerine hiçbir fayda sağlamayan örümceğin yuva edinmesine benzediğini ve onların örneklerinin bu olduğunu bilselerdi, elbette ki bu uydurma ilâhlara ibadet etmezlerdi. Yoksa, onlar Örümceğin yuvasının zayıf olduğunu bilselerdi, denmek istenmemiştir.

Nahivciler derler ki:-"Örümcek" lâfzının sonundaki "te" zaiddir. Çünkü bundan küçültme ismi ve çoğulu yapıldığı vakit bu "te" düşmektedir. Kelime müennesdir. el-Ferrâ' bunun müzekker olduğunu da nakletmiş ve şu beyiti zikretmiştir:

"Onların Hattat (denilen tepe)ları üzerinde bir takım evler vardır,

Onları sanki örümcek yapmış gibidir."

Bu beyitin ilk mısraı şu şekilde de rivâyet edilmektedir;

el-Cevherî dedi ki: el-Hattat bir dağ adıdır. el-Ankebut (örümcek) ise havada ince ve delik deşik bir şekilde bir dokuması olan, bilinen böcektir. Bunun çoğulu; şekillerinde gelir. diye kullanıldığını da nakletmiştir. Şair dedi ki:

"Sanki onun ağzından akan salyalarından,

Dizginleri üzerine bir örümcek yuvası düşüyor gibi."

Bunun küçültme ismi de; diye yapılır. Yezid b. Meysere'den nakledildiğine göre; örümcek yüce Allah'ın bu hale soktuğu bir şeytandır.

Atâ el-Horasanî de şöyle demiştir: Örümcek iki defa ağını örmüştür. Bir seferinde Câlût kendisini aradığı vakit Davud'un üzerinde ağ örmüştür. Bir seferinde de Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in üzerinde ağını örmüştür. Bundan dolayı öldürülmesi yasaklanmıştır.

Rivâyet edildiğine göre Ali (radıyallahü anh) da şöyle demiştir: Evlerinizdeki örümcek ağlarını temizleyiniz, çünkü örümcek ağlarını evlerde bırakmak fakirlik sebebidir. Mayayı esirgemek de fakirlik sebebidir.

41 ﴿