30

De ki: "Sizin vaadolunan bir gününüz vardır. Ondan ne bir an geri kalırsınız, ne de ileri geçersiniz."

Sen de ey Muhammed, onlara

"de ki: Sizin vaadolunan bir gününüz vardır. Ondan ne bir an geri kalırsınız, ne de ileri geçersiniz." Bugünün er-:elenmesi sizi sakın aldatmasın.

"Vaadolunan gün (miad)" belirlenen vakit demektir. Bununla öldükten sonra diriliş vaktini kastetmektedir. Ölümün geliş vaktinin kastedildiği de söylenmiştir. Yani kıyâmet gününden önce sizin ölümünüzün kendisinde gerçekleşeceği belirli bir vaktiniz vardır. O zaman söylediğimin gerçek olduğunu bileceksiniz.

Bir başka açıklamaya göre bu günden kasıt Bedir günüdür. Çünkü o gün yüce Allah'ın hükmü gereğince, dünyada azabları için tayin edilen vakittir.

Nahivciler

"vaadolunan bir gün" anlamındaki âyetin: diye kullanılmasını da uygun görmüşlerdir. Ancak bu durumda

"vaadolunan" mübtedâ,

"bir gün" de ondan bedel olur. Haberi ise:

"Sizin" lâfzı olur.

Yine nahivciler

"bir gün"ün zarf olmak üzere; ifadesini de uygun kabul etmişlerdir. Bu durumda: Ondan" lâfzındaki "he: o" zamiri "gün"e ait olur. Tenvinsiz olarak; denilmesi ise doğru değildir. "Gün"ün kendisinden sonra izafe edilmesi ise "he" zamirinin "gün"e ait olması takdirine göre uygundur.

Çünkü bu durumda cümlede bulunan "he" dolayısıyla bir şeyin kendi kendisine izafe edilmesi kabilinden olur. Buna binaen "he" zamirinin güne değil de "vaadolunan"a ait olması da mümkündür.

30 ﴿