27

Onlardan bir kısmı diğer bir kısmına yönelip biri diğerine soru sorarlar.

"Onlardan bir kısmı diğer bir kısmına" yani ileri gelenler ile tabî olanlar birbirlerine

"yönelip biri diğerine soru sorarlar" birbirleriyle çekişirler. Birbirlerine soru sormazlar, diye de açıklanmıştır. Bu durumda olumsuzluk edatı olan: sakıt olmuştur, (düşmüştür).

en-Nehhâs dedi ki: Dili bilmeyen bir kimse yanlışlıkla bunun yüce Allah'ın:

"Ogün aralarında bir akrabalık bağı olmayacaktır, birbirlerine soru da sormazlar." (el-Mu'minun, 23/101) âyeti gibi olduğunu zannetmiştir. Ancak burada sormaktan kasıt, akrabalık bağı için isteklerde bulunmaktır. Biri diğerine: Benimle senin arandaki akrabalık bağı hakkı için bana faydalı olmanı istiyorum diyecektir. Yahut da: Üzerimdeki bir hakkından vazgeç ya da bana bir iyilik bağışla, diyecektir. Bu ise açıkça anlaşılan bir husustur. Çünkü bundan önce "aralarında bir akrabalık bağı yoktur" denilmiştir. Yani aralarındaki akrabalık bağlarının faydasını görmeyeceklerdir. Nitekim Hadîs-i şerîfte de şöyle buyurulmaktadır: "Kişi babasının ya da oğlunun üzerinde bir hakkının bulunduğunun ortaya çıkmasına ve o hakkını ondan almasına çokça sevinecektir. Çünkü orada hasenat ve seyyiat vardır."

Bir başka hadiste de şöyle denilmektedir: "Bir kimse kardeşine mal ya da ırz (namus, şeref, haysiyet) hususunda bir haksızlıkta bulunup da hakkını kendisinden isteyeceği bir gün gelip o hakkı hasenatından alacağı, eğer hasenat yoksa (hakkını) isteyenin günahlarından üzerine (haksız) ilavede bulunulacağı, bir gün gelmeden önce, o kardeşinin yanına gidip ondan helallik dileyen kimseye Allah rahmet buyursun!" Tirmizî, IV, 613, (yakın mana ve lâfızlarla) Heysemî. Mecmau'z-Zevaid, X, 355; Taberânî, Evsat, II, 191. V, 227.

"Biri diğerine soru sorar" âyetinde insanların birbirlerine soru sormaları, kendisini saptırdığı için ya da önünde masiyete giden bir yolun kapısını açtığı için azarlaması demektir. Bunu da bundan sonra gelen şu âyet açıklamaktadır:

27 ﴿