47Onda aklı karıştırıcı herhangi bir zarar da yoktur, onlar ondan sarhoş da olmazlar. "Orada aklı karıştırıcı herhangi bir zarar da yoktur." Yani akıllan başlarından gitmez ve bu içtikleri şaraptan dolayı hastalanmazlar, başları da ağrımaz. "Onlar ondan sarhoş da olmazlar." O içkiyi içtiklerinden ötürü akıllan başlarından gitmez. Nitekim: "Şarap aklı baştan alır, savaş ta canları alıp gider" denilmiştir. Kişi içki içip sarhoş olduğu takdirde "Adam sarhoş oldu, olur" denilir, "Sarhoş" demektir. İmruu’l-Kays da şöyle demiştir: "Bakarsın ki o sarhoş gibi yürüyor, Bitkinliği ve nefesinin kesilmesi dolayısı ile kumların üzerine yıkılan kimse gibi." Yine şöyle demiştir: "Sarhoştur o, bir tarafa doğru kalkmak istedi mi sağa sola kaykılır, Gevşekliğinden ötürü yürümesini zorlaştırmasın diye kalbini de idare etmeye çalışır." Bir başka şair de şöyle demektedir: "Örüklerinden yakalayarak öptüm ağzını, Sarhoş kimsenin dağdaki bir çukurda birikmiş soğuk sudan içmesi gibi." Hamza ve el-Kisaî bir topluluğun "sarhoş olma zamanının geldiği"ni anlatmak için kullanılan: "tabirindeki gibi; "ze" harfini esreli okumuşlardır. Nitekim: "Ekinin biçilme zamanı geldi."; "Bağların bozum zamanı geldi."; "Tayın binilme zamanı geldi" denilir. Manası: Onların şAraplarını bitir(e)mezler şeklinde olduğu da söylenmiştir. Çünkü şarap içmek onların bir alışkanlıklarıdır. Nitekim; "Adam şarabını bitirdi" demektir, de "şarabı bitmiş kişi" anlamındadır. Şair el-Hutay'a da şöyle demektedir: "Ömrüm hakkı için yemin ederim, sizler ister sarhoş olun, (ya da: şarabınız bitsin) yahut ayıkın, Elbetteki ey Ebceroğulları, (yine de) sizler en kötü içki arkadaşısınız." en-Nehhâs dedi ki: Ancak birinci okuyuş anlam itibariyle daha açık ve daha doğrudur. Çünkü: "(........): Sarhoş ol(maz)lar" lâfzının aralarında Mücahid'in de bulunduğu tefsir âlimlerinin ileri gelenlerine göre; akılları başlarına gitmez, anlamındadır. Şanı yüce Allah cennetteki şarap ve içkinin dünyadaki şarap ve içkinin insanın başını ağrıtan ve sarhoşluk veren özelliklerinin olmayacağını belirtmiştir. "Sarhoş ol(maz)lar"ın anlamı ile ilgili olarak yapılacak doğru açıklama şudur: Adamın içkisinin tükendiğini anlatmak için: "Adamın içkisi tükendi" denir. Ancak cennet şarabının bu şekilde nitelendirilmesi uzak bir ihtimaldir. O halde bunun anlamı, ancak cennetteki içki ebediyyen tükenmez şeklinde olabilir. "Sarhoş da olmazlar" âyetinin "ze" harfi esreli okunmasının, sarhoş olmayacakları manasına geldiği söylenmiştir. Bunu da ez-Zeccâc ve el-Kuşeyrî'nin belirttiği üzere Ebû Ali zikretmişlerdir. el-Mehdevî der ki: Bunun: "Sarhoş olmazlar" anlamına gelmesi sözkonusu değildir. Çünkü bundan önce: "Onda aklı karıştırıcı herhangi bir zarar da yoktur" diye buyurulmuştur. Bu da akılları başlarından gitmez, anlamındadır. O takdirde (sarhoş olmazlar anlamına kabul edilirse) tekrar olur. Ancak el-Vakıa Sûresi'nde (56/19- âyetin tefsirinde) bu açıklama uygundur. Bununla birlikte: "Onda aklı karıştırıcı herhangi bir zarar da yoktur" âyetinin hasta olmazlar anlamında olması da mümkündür. O takdirde: "Onlar ondan sarhoş da olmazlar" âyeti onların sarhoş olmayacakları ya da içkilerinin tükenmeyeceği anlamında olur. Katade dedi ki: -Âyet-i kerimede geçen-: "Karın ağrısı" demektir. İbn Ebi Necih'in, Mücahid'den yaptığı rivâyet de böyledir. O şöyle demiştir: "Onda aklı karıştırıcı herhangi bir zarar da yoktur." O içki hiçbir karın ağrısı yapmaz, demektir. el-Hasen ise bunu başağrısı diye açıklamıştır. İbn Abbâs'ın açıklaması da böyledir: "Onda aklı karıştırıcı herhangi bir zarar da yoktur." Başağrısına sebeb olmaz, demektir. ed-Dahhak'ın rivâyetine göre ise İbn Abbâs şöyle demiştir: Şarabın dört özelliği vardır: Sarhoşluk, başağrısı, kusmak ve idrar. Yüce Allah ise cennet şarabını sözkonusu edip bu özelliklerinden uzak olduğunu belirtmiştir. Mücahid bunun hastalık anlamına geldiğini söylerken, İbn Keysan, karın sancısı diye açıklamıştır. Bu açıklamalar birbirine yakındır. el-Kelbî dedi ki: "Onda aklı karıştırıcı herhangi bir zarar da yoktur" âyeti onda günah yoktur, demektir. Bunun bir benzeri de yüce Allah'ın şu âyetidir: "Onlarda içtiklerinden ötürü ne saçmalamaları, ne de günah kazanmaları sözkonusudur." (et-Tur, 52/23) en-Nehaî, es-Süddî ve Ebû Ubeyde de şöyle demişlerdir: Bu içki, akıllarını etkileyerek, akıllarının başlarından gitmesine sebeb olmaz. Şairin şu beyitinde de bu anlamda kullanılmıştır: "Kadehler akıllarımızı etkileyip duruyordu, Biri diğerinin ardından (aklımız başımızdan) gidiyordu." Yani, bizi teker teker yere yıkıyordu. Yüce Allah'ın cennet ehlinin sarhoş olmalarını engellemesinin sebebi, içinde bulundukları nimetlerden lezzet alışlarının kesintiye uğramamasıdır. Meanî bilginleri de der ki: "Gizlice gelen bir bozuluş" demektir. "Gizlice onun işlerini aleyhine olmak üzere bozdu" denilir. "Gizlice öldürmek (suikast)" de buradan gelmektedir. |
﴾ 47 ﴿