54Diyecek ki: "Siz de bakar mısınız?" Yüce Allah cennet ehline: "Diyecek ki: Siz de bakar mısınız?" Bu ifadelerin mü’min şahsın cennetteki arkadaşlarına söyleyeceği sözlerden olduğu da söylenmiştir. Haydi bu benim dostumun halinin nice olduğunu görmek üzere siz de ateşe doğru bakar mısınız? demektir. Bunun meleklerin söyleyeceği sözlerden olduğu da söylenmiştir. "Siz de bakar mısınız?" sözü bir istifham değildir, emir anlamındadır, bakınız, demektir. Bu açıklamayı İbnu'l-A'rabî ve başkaları yapmıştır. İçki ile ilgili âyet-i kerîme nazil olduğunda Ömer (radıyallahü anh)'ın, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın önünde ayağa kalkarak başını semaya doğru kaldırıp: Ya Rabbi içki hakkında bundan daha da rahatlatıcı bir açıklama indir, demesi üzerine: "Artık vazgeçtiniz mi?" (el-Mâide, 5/91) âyetinin nazil olması da bu kabildendir. Bunun üzerine Ömer: Vazgeçtik ey Rabbimiz, diye seslenmişti. İbn Abbâs: "Siz de buraya yöneliyor musunuz? Geliyor musunuz?" anlamında "ti" harfini şeddesiz ve sakin olarak (55. âyetin ilk kelimesini de): "O da yöneldi" şeklinde kat' hemzesi ile ve "ti" harfi de şeddesiz olarak okumuştur. en-Nehhâs dedi ki: "O da yöneldi ve onu... gördü" okuyuşu hakkında iki görüş vardır. Birincisine göre bu ben yönelip bakacağım, anlamında muzari bir fiil olur, bu durumda istifhamın cevabı olarak nasb ile gelmiş olur. İkinci görüşe göre ise bu mazi bir fiil olur ve bu durumda: "Baktı" ile: "Baktı" aynı anlamı ifade eder. ez-Zeccâc dedi ki: hep aynı anlamda kullanılır. Ayrıca "Siz bana gösterir misiniz?" şeklinde "nun" harfi kesreli okuyuş da nakledilmiştir. Ancak Ebû Hatim ve başkaları bu okuyuşu kabul etmezler. en-Nehhâs da şöyle demiştir: Bu câiz olmayan bir lahn (yanlış okuma)dır. Çünkü bu "nun" (müzekker çoğulun "nun"u) ile izafet "ya"sını bir arada kullanmaktır. Eğer bu izafet şeklinde olsaydı, bu durumda; şeklinde olması gerekirdi. Sîbeveyh ile el-Ferrâ'' buna benzer söyleyişler nakletmiş ve şöyle bir beyiti zikretmiş olsalar dahi bu böyledir: "Onlar hayır söyleyenlerdir ve onu emredenlerdir, Yeni (bid'at) olarak ortaya çıkan işin çok büyük (zararlar vereceğinden) korktukları takdirde." el-Ferrâ'' (buradaki) "Onu emredenler" lâfzını: "Onu yapanlar" diye zikretmiştir. Sîbeveyh de tek başına olmak üzere şu mısraı zikreder: "İnsanlar onun etrafında toplanmış iken o ise (infakı dolayısıyla malı tükenir diye) korkmaksızın." Ancak bu söyleyişler şazdır ve Arapların kullanımlarının dışındadır. Bu türden olan sözler, yüce Allah'ın Kitabı hakkında delil olarak gösterilemezler ve bunlar fasih kullanım kapsamına girmezler. Bu kıraatin izahı ile ilgili olarak şu açıklamada bulunulmuştur: Burada ism-i fail mana itibarıyla yakınlığından ötürü müzari fiil gibi değerlendirilmiştir. Bundan dolayı "Bakanlar" fiili "bakarlar" gibi kullanılmıştır. Bu açıklamayı Ebû’l-Feth Osman b. Cinnî zikretmiş ve şu mısraları nakletmiştir: "Acaba ben yumuşak ve güzel bir çocuk doğursam, Ve bu yiğit birisi olup güzel elbiseler de giyinse, Yine şahidler getirin deyici misin? (diyecek misin?)" Görüldüğü gibi burada şair: "Deyici misin?" İsm-i failini: "Diyecek misin?" anlamında kullanmıştır. |
﴾ 54 ﴿