62

Ziyafet olarak bu mu hayırlıdır, yoksa Zakkum ağacı mı?

"Ziyafet olarak" anlamındaki: lâfzı, beyan (temyiz olarak) nasb edilmiştir.

"Bu mu hayırlıdır?" buyrukları mübteda ve haberdir. Bu âyetler yüce Allah'ın (bize hitaben) söyledikleridir. Ziyafet olarak cennetin nimetleri mi hayırlıdır

"yoksa Zakkum ağacı mı?" hayırlıdır, demektir.

"Nüzul Ziyafet" sözlükte -en-Nehhâs'ın belirttiği gibi- genişçe rızık demektir. "Nüzl" de böyledir. Ancak "ze" harfi sakin olmak üzere "nüzl"in ayrı bir söyleyiş olması mümkün olduğu gibi, bunun aslının "nüzul" olması da mümkündür. "Onlara nüzulleri (ikramları) yapıldı" tabiri de buradan gelmektedir. Bunun türediği asıl ise, varlığı halinde konaklamalarına ve orada bir süre ikamet etmelerine elverişli olan gıdanın bulunmasıdır. Buna dair açıklamalar daha önceden Al-i İmrân Sûresi'nin sonlarında (3/190-200 âyetler, 20 ve 21. başlıklarda) geçmiş bulunmaktadır.

"Zakkum ağacı" da tiksinti verici olduğu ve kokuşmuşluğu dolayısıyla oldukça gayret harcayarak yutmak demek olan: "Zıkkımlanmaktan türemiştir.

Müfessirler derler ki: Bu ağaç (cehennemin) altıncı kapısındadır. Normal ağaçlar suyun serinliği ile canlandığı gibi, bu ağaç da ateşin alevi ile canlanır. Cehennemliklerden olup da onun daha yukarılarında bulunan kimselerin buraya gelerek bundan yemeleri kaçınılmaz olduğu gibi, ondan daha aşağıda bulunanlar da ona çıkarlar.

Acaba bu ağaç Arapların bilip tanıdıkları dünya ağaçlarından mıdır, değil midir, hususunda iki farklı görüş vardır. Bir görüşe göre bu dünya ağaçlarından olup bilinen bir ağaçtır. Bu görüşü kabul edenler hangi ağaç olduğu hususunda kendi aralarında ihtilaf etmişlerdir. Kutrub der ki: Bu Tihame taraflarında yetişen ve en berbat ağaçlarından birisi olan oldukça acı bir ağaçtır. Başkası, bu öldürücü bir bitkidir, demektedir.

İkinci görüşe göre de bu, dünya ağaçlarından tanınan bir ağaç değildir. Zakkum ağacı hakkındaki bu âyet-i kerîme nazil olunca, Kureyş kâfirleri: Biz bu ağacı tanımıyoruz, dediler. Afrika'dan bir adam onların yanına geldiğinde ona sordular, o da: Bize göre bu tereyağı ve hurma demektir. Bunun üzerine İbn ez-Ziba'rî: Allah evimizdeki zakkumu çoğaltsın, dedi. Ebû Cehil de cariyesine: Haydi bizi zıkkımlandır deyince, ona tereyağı ve hurma getirdi. Sonra da arkadaşlarına: Zıkkımlanın, işte Muhammed'in bizi kendisi ile korkuttuğu budur. Üstelik o, ateş ağacı yakıp bitirdiği halde ateşin ağaç bitirdiğini iddia etmektedir, dedi.

62 ﴿