65Onun meyvesi şeytanların başları gibidir. "Onun meyvesi" yani mahsulünün: diye adlandırılması; çıkması, ağaçta görülmesi dolayısıyladır. "Şeytanların başları gibidir." Bizatihi şeytanları kastettiği söylenmiştir. Onun mahsullerini çirkinlikleri dolayısıyla şeytanların başlarına benzetmiştir. Şeytanların başları görünen bir şey olmasa dahi, insan hayalinde tasavvur olunan bir şeydir. Nitekim Arapların çirkin olan herbir şeye "o şeytana benzer" demeleri güzel olan herbir surete de: "o melek suretine benziyor" demeleri de bu kabildendir. Yüce Allah'ın Yusuf (aleyhisselâm)'ı gören kadınların durumunu haber verirken: "Bu bir beşer değildir. Bu ancak çok şerefli bir melektir." (Yusuf, 12/31) dediklerini haber verdiği ifadeler de bu kabildendir. Bu tahyili bir benzetmedir. Bu anlamdaki bir açıklama İbn Abbâs ve el-Kurazî'den de rivâyet edilmiştir. İmruu'l-Kays'ın şu mısraındaki canlandırma da bu kabildendir: "Uçları öyle parlak ve keskin (oklar) ki; gulyabanilerin azı dişleri gibidir." Gulyabaniler her ne kadar bilinmiyor ise de hayalde onların çirkinliklerini tasavvur ettiğinden dolayı (bu benzetmeyi) yapmıştır. Yüce Allah da: "İns ve cin şeytanlarını..." (el-En'am, 6/112) diye buyurmuştur. İnsanların azgın olanları gözle görülen şeytanlardır. Sahih hadiste de şöyle buyurulmaktadır: "Sanki onun hurmaları şeytanların başları gibidir." Buhârî, V, 2174-2176, V, 2347; Müslim, IV, 1720; İbn Mace, II, 1173; Müsned, VI, 57, 63. Araplardan pekçok kimse şeytanları ve gulyabanileri gördüğünü iddia etmiştir. ez-Zeccâc ve el-Ferrâ'' şöyle demişlerdir: Şeytanlar başları ve başlarında ibikleri bulunan yılan çeşitleridir. Bunlar en çirkin ve en kötü, bedenen de en hafif olanlarıdır. Recez vezninde şair bir kadını, ibiği bulunan yılana benzeterek şöyle demektedir: "Öyle huysuz bir kadın ki o da yemin eder ben yemin ettiğimde, Yılanların yuvalandığı yabani incirdeki ibikli yılan gibidir." Bir başka şair de dişi devesinin yularını nitelendirirken Merhum müfessir burada önce: "...şair dişi devesini niteledirirken şunları söylemektedir" deyip aşağıdaki beyiti nakletmekte, arkasından beyitteki garip bazı kelimelerin açıklamasını yapmaktadır. Daha sonra: "Dişi devenin yularını nitelendirirken şöyle der..." diyerek aynı beyiti tekrarlamaktadır. Biz, -Arapça baskıyı yapanların düştükleri notu da dikkate alarak- gördüğünüz şekilde terceme ile yetindik. şunları söylemektedir: "Hadramevt'linin yuları ile oynar, Sanki o yular, cılız bitkileri bulunan kurak bir yerdeki yılanın kıvrılması gibidir." Bir başka açıklamaya göre bu, Yemen'de Esten ve Şeytan diye adlandırılan oldukça kötü bir bitkiye benzetilmiştir. en-Nehhâs: Araplarca bu bilinen bir şey değildir, demiştir. ez-Zemahşerî de şöyle demiştir: Bu meyvelerine "şeytanların başları" ismi verilen çirkin görünümlü, acı, pis kokan kaba bir ağaçtır. en-Nehhâs da şöyle demiştir: Şeytanların, çok çirkin bir çeşit yılan türü olduğu söylenmiştir. |
﴾ 65 ﴿