96

"Halbuki sizi de, yapıp ettiklerinizi de Allah yaratmıştır."

"Halbuki sizi de, yapıp ettiklerinizi de Allah yaratmıştır" âyetindeki nasb konumundadır. Yani yüce Allah sizin yapıp ettiğiniz bu putları da yaratmıştır. İster ağaç, ister taş, ister başka şeylerden olsun. Yüce Allah'ın şu âyetine benzemektedir:

"Hayır, sizin Rabbiniz göklerle yerin Rabbi ve onları yoktan var edendir." (el-Enbiya, 21/56)

Buradaki ....'ın istifham (soru) edatı anlamında olduğu da söylenmiştir Buna göre âyetin anlamı şöyle olur: Halbuki Allah sizi yaratmıştır. Siz ne yapıyorsunuz böyle?

Onların yaptıklarını küçümsemektir, tahkir etmek anlamına gelir. Bu edatın nefy edatı olduğu da söylenmiştir. Yani bunu yapan sizler değilsiniz, onu yaratan Allah'tır.

Ancak en güzeli bu edatın fiil ile birlikte mastar olmasıdır. İfadenin takdiri de şöyle olur: Halbuki Allah sizi de, sizin amelinizi de yaratmıştır. Ehl-i sünnetin mezhebi de budur. Onlara göre Allah fiillerin halikidir, kullar da o fiilleri kesbedenler (kazananlar)dır. Bu âyet ile Kaderiyye ve Cebriye'nin görüşleri iptal edilmekte, çürütülmektedir. Rivâyete göre de Ebû Hüreyre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın şöyle buyurduğunu bildirmektedir: "Şüphesiz Allah her bir sâniî (yapıcıyı) ve sanatını (onun yaptığını) yaratandır." Bunu es-Sa'lebî zikretmiş olduğu gibi, Beyhakî de bunu Huzeyfe'den gelen bir hadis olarak rivâyet etmiştir. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Şüphesiz aziz ve celil olan Allah herbir sâniî ve onun sanatını yaratmıştır. " Beyhakî, Şuabu'l-Îman, I, 209 O halde hâlik de O'dur, sânî de odur. O her türlü eksiklikten münezzehtir. Biz bu iki ismi "el-Kitabu'l-Esna fi Şerhi Esmaillahi'l-Hüsna" adlı eserimizde açıkladık.

96 ﴿