11

Sonra duman halinde bulunan semaya yöneldi de ona ve yere: "İsteyerek veya istemeyerek gelin" dedi. İkisi de: "İsteyerek geldik" dediler.

"Sonra duman halinde bulunan semaya yöneldi." Yani onu yaratmaya yöneldi ve orayı düzenlemeyi kastetti. Buradaki "istiva" bu husustaki görüşlerin bir çoğuna göre yüce Allah'ın fiil sıfatlarındandır. Buna da yüce Allah'ın:

"Sonra göğe yönelip de onları yedi gök halinde düzenleyen O'dur" (el-Bakara, 2/29) âyeti delil teşkil etmektedir. Orada (el-Bakara, 2/29. âyet, 5. başlıkta) buna dair açıklamalar geçmiş bulunmaktadır.

Ebû Salih, İbn Abbâs'tan yüce Allah'ın:

"Sonra... semaya yöneldi" âyeti hakkında: Yani emri semaya yükseldi, dediğini rivâyet etmektedir, el-Hasen de böyle demiştir.

Bunun zâid bir zatî sıfat olduğunu söyleyenler de şöyle derler: O ezelde sıfatlarıyla istiva etmiştir.

“Sonra" âyeti semanın duman halinden kesiflik haline getirilmesi ile alakalıdır. Bu duman ise, daha önce Bakara Sûresi'nde (az önce belirtilen yerde) İbn Mes’ûd'dan ve başkalarından nakledildiği üzere, suyun nefes alıp vermesinden (buharlaşmasından) meydana gelmiş idi.

"Ona ve yere: İsteyerek veya istemeyerek gelin, dedi." Ben sizde yaratmış olduğum menfaatler ve maslahatlar ile birlikte geliniz ve onları yaratıklarım için ortaya çıkartınız, demektir.

İbn Abbâs dedi ki: Yüce Allah semaya: Güneşini, ayını ve yıldızlarını çıkart. Rüzgarlarını ve bulutlarını yürüt, dedi. Yere de: Irmaklarını yar, ağaçlarını ve meyvelerini çıkart. Her ikiniz de isteyerek veya istemeyerek bunu yapınız, dedi.

"İkisi de: İsteyerek geldik, dediler."

İfadede hazfedilmiş lâfızlar da vardır. Biz senin emrine "isteyerek geldik" dediler, demektir.

Bir başka açıklamaya göre: Buradaki emir müsahhar kılmak demektir. Yani onlara: Olun dedi, onlar da oluverdiler. Yüce Allah'ın:

"Bir şeyi dilediğimiz zaman sözümüz ona sadece:

"Ol " dememizden ibarettir, o da derhal oluverir" (en-Nahl, 16/40) âyetinde olduğu gibi. Buna göre yüce Allah bunu, onları yaratmadan önce söylemiş olur. Ancak birinci görüşe göre bu sözleri onlara, onları yarattıktan sonra söylemiştir. Cumhûrun (çoğunluğun) kabul ettiği görüş budur.

Yüce Allah'ın bu buyrukları onlara nasıl verdiği hususunda da iki açıklama vardır. Bu açıklamaların birisine göre o, kelam ile söylediği bir sözdür, ikincisine göre ise onlar tarafından anlaşılan onlara zahir olan O'nun bir kudreti ile olmuştur. Bu da maksadın gerçekleştirilmesi bakımından söz söylemek durumunda olmuştur. Bunu el-Maverdî zikretmektedir.

"İkisi de: İsteyerek geldik dediler" âyeti hakkında da iki türlü açıklama sözkonusudur. Birincisine göre emre itaat ederek, emri kabul ederek itaatleri ortaya çıkması ile bunu söylemiş gibi oldular. Böylelikle onların itaati söz söyleme yerini tutmuştur. Recez vezninde şairin şu beyiti de bu anlamdadır:

"Havuz doldu ve yeter bana dedi.

Yavaş ol, yavaş karnımı doldurdun (dedi)."

Bu husus (yani dolduğu) onda açıkça göründü demektir.

İlim ehlinin çoğunluğu da şöyle demiştir: Yüce Allah yerde ve gökte konuşma kabiliyetini yarattı. Onlar da yüce Allah'ın irade buyurduğu şekilde konuştular.

Ebû Nasr es-Seksekî dedi ki: Yerden Ka'be'nin bulunduğu yer konuştu, semadan da onun karşısındaki yer konuştu. Yüce Allah da Haremini oraya koydu.

Yüce Allah'ın:

"İsteyerek geldik" diye buyurup, (üç ve yukarısı için kullanılan çoğul kipi ile) kullanarak lâfza uygun olarak: "İkimiz isteyerek geldik" diye, ya da anlama uygun olarak: diye buyurmaması, her ikisinin de (tek sema değil) birçok semalar (yerin de bir yer değil, birçok) yerler olduklarından ötürüdür. Çünkü O, hem onlar hakkında, hem de onların içinde bulunanlar hakkında haber vermiş olmaktadır.

Şöyle de açıklanmıştır: Yüce Allah akıl sahibi varlıkların niteliklerinden olan söz söylemek ve cevap vermekle onları nitelelendirince, onlar için kullanılan zamir bakımından da akıl sahibi varlıklar gibi değerlendirmiştir. Yüce Allah'ın:

"Gördüm ki, onlar bana secde ediyorlardı" (Yusuf, 12/4) âyeti da buna benzemektedir. Daha önceden (bu hususa dair açıklamalar -belirtilen âyetin tefsirinde-) geçmiş bulunmaktadır.

Bir hadiste de belirtildiğine göre Mûsa (aleyhisselâm): Ey Rabbim demiş, eğer gökler ve yer Sen kendilerine:

"İsteyerek veya istemeyerek gelin" dediğinde Sana karşı gelmiş olsalardı, onlara ne yapacaktın? Yüce Allah: Yarattığım canlılardan birisine emrederdim, o ikisini yutardı diye cevab verdi. Tekrar: Rabbim, peki bu canlı varlık nerede? diye sordu. Yüce Allah: Benim meralarımdan birisinde, dedi. Mûsa (aleyhisselâm): Rabbim o mera nerede? diye sordu. Yüce Allah: İlmimden bir ilim içinde, diye buyurdu. Bunu es-Sa'lebî zikretti.

İbn Abbâs, Mücahid, Said b. Cübeyr ve İkrime

"gelin" anlamındaki âyeti: şeklinde med ve üstün ile okumuşlardır.

"İsteyerek geldik" âyetini da böylece okumuşlardır. Yani itaat ettiğinizi ortaya koyunuz, demek olur. Onlar da "isteyerek" itaat ediyoruz "dediler". Buna göre iki mef'ûl birlikte hazfedilmiş olmaktadır. Bundan daha güzeli bunun: şeklinde olması da mümkündür, bu durumda tek bir mef'ûl hazfedilmiş olur. Bu şekilde okuyanların okuyuşuna göre, içimizdekilerle birlikte geldik, demek olur. Daha önce birden çok yerde açıklaması geçtiği gibi. Yüce Allah'a hamdolsun.

11 ﴿