40

Âyetlerimiz hakkında doğru yoldan sapanlar, muhakkak onlar Bize gizli kalmazlar. O halde ateşe atılacak kimse mi hayırlıdır; yoksa kıyâmet gününde emin olarak gelen kimse mi? Dilediğinizi yapın. Çünkü O ne yaptığınızı çok iyi görendir.

"Ayetlerimiz hakkında doğru yoldan sapanlar" yani delillerimiz hususunda hakkı bırakıp, başka tarafa sapanlar... demektir.

"İlhâd: Sapmak" meyletmek ve başka tarafa ayrılıp gitmek demektir. "Kabirde lahd" tabiri de buradan gelmektedir. Çünkü lahd bölümü kabrin bir tarafına doğru daha çok meyillidir (kaymış olur). "Allah'ın dininde yan çizdi ve başka tarafa saptı" demektir. şekli bu tabirin bir başka söyleniş tarzıdır. Bu âyet daha önce kendilerinden sözedilen:

"Bu Kur'ân'ı dinlemeyin ve o okunurken anlamsız sesler çıkarın" (Fussilet, 41/26) diye söyleyen kimseler hakkındadır.

İşte Allah'ın âyetleri hakkında doğru yoldan sapıp hakkı bırakarak başka tarafa giden kimseler ve: Bu Kur'ân Allah tarafından indirilmemiştir yahutta o bir şiir ya da bir sihirdir diyenler, onlardır. O halde buradaki "âyetlerden kasıt Kur'ân'ın âyetleridir.

Mücahid dedi ki:

"Âyetlerimiz hakkında doğru yoldan sapanlar" Kur'ân-ı Kerîm'in okunması esnasında ıslık çalarak, gürültü koparanlar, boş söz söyleyip, şarkı söyleyenler demektir.

İbn Abbâs dedi ki: Bu, sözü değiştirmek ve onu olması gereken yerden başka bir yere koymak demektir.

Katade dedi ki:

"Âyetlerimiz hakkında doğru yoldan sapanlar" âyetlerimiz hakkında yalan söyleyenler demektir. es-Süddî dedi ki: İnatlaşanlar ve ayrılık içerisinde olanlar, demektir. İbn Zeyd'e göre hem şirk koşan, hem de yalanlayan kimselerdir. Anlamlar birbirlerine yakındır.

Mukâtil dedi ki: Bu âyet-i kerîme Ebû Cehil hakkında inmiştir.

Burada sözü edilen

"âyetler"in mucizeler olduğu da söylenmiştir. Bununla birlikte bu açıklama birinci açıklamanın kapsamı içerisindedir. Çünkü Kur'ân zaten mucizedir.

"O halde" yüzü üzere

"ateşe atılacak kimse" -İbn Abbâs ve başkalarının görüşüne göre bu Ebû Cehil-

"mi hayırlıdır? Yoksa kıyâmet gününde emin olarak gelen kimse mi?"

Mukâtil 'in dediğine göre; bununla da kastedilen Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'dır. Bundan kastın Osman, Ammar b. Yasir, Hamza, Ömer b. el-Hattâb olduğu söylendiği gibi; Ebû Seleme b. Abdi’l-Esed el-Mahzumî olduğu da söylenmiş, bütün mü’minlerin olduğu da söylenmiştir.

Âyet-i kerimenin umumi bir anlam ifade ettiği de söylenmiştir. Yani cehennem ateşine atılan kişi kâfirdir, kıyâmet gününde emin olarak gelen kimse de mü’mindir; Bu açıklamayı da İbn Bahr yapmıştır.

"Dilediğinizi yapın" emri, tehdit ihtiva eden bir emirdir. Sizler bu ikisinin eşit olmayacağını bildikten ve amellerin karşılığının mutlaka verileceğini öğrendikten sonra (istediğinizi yapabilirsiniz) demektir.

"Çünkü O, ne yaptığınızı çok iyi görendir." Bu, tehdit mahiyetinde bir âyettir.

40 ﴿