24

Onlar onu vadilerine yönelmiş bir bulut halinde gördüklerinde: "Bu bize yağmur indirecek bir buluttur" dediler. "Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. Bir rüzgardır ki onda çok acıklı bir azâb vardır.

"Onlar onu vadilerine yönelmiş bir bulut halinde gördüklerinde..." âyeti ile ilgili olarak el-Müberred şöyle demektedir:

"Onlar onu... gördüklerinde" lâfzındaki zamir daha önce sözü edilmemiş bir şeye aittir. Bunu da yüce Allah'ın

"bir bulut" âyeti açıklamaktadır. O halde burada zamir buluta aittir. Yani onlar bulutun kendilerine yönelmiş olduğunu gördüklerinde... demek olur. Buna göre: "Bir bulut halinde" âyeti tekrar dolayısıyla nasbedilmistir. Buluta bu ismin (ând) veriliş sebebi göğün arzında (eninde) görülmesinden dolayıdır. Hal üzere nasbedildiği de söylenmiştir (Onu lâfzındaki) zamirin yüce Allah'ın;

"O halde bizi kendisi ile tehdit etmekte olduğun şeyi getir" âyetine raci olduğu da söylenmiştir.

Onlar onu gördüklerinde kendilerine yağmur yağdıracak bir bulut zannettiler. Çoktan beri yağmur yağmamış ve gecikmişti. Onlar bunu "vadilerine yönelmiş" olarak gördüklerinde bu işe sevindiler. Gördükleri bu bululun geldiği taraf adeten o taraftan görünen bulutun yağmur yağdırdığı bir cihetten geliyordu. Bu açıklamayı İbn Abbâs ve başkaları yapmıştır.

el-Cevherî dedi ki: "Yemin" ufukta enine görünen bulut demektir, Yüce Allah'ın:

"Bu bize yağmur yağdıracak bir yemin (bulut)dur." âyetinde bu anlamdadır. Bize yağmur yağdıracak bulut demektir. Çünkü "bize yağmur İndirecek" lâfzı bir marifedir ve nekre olan "yemin: bir bulut'a sıfat olması doğru değildir. Araplar bu gibi fiilden türetilmiş isimleri başkalarından farklı kullanırlar. Şair Cerir şöyle demiştir:

"Bize gıpta eden nice kişi vardır ki eğer sizin arkanızdan gelecek olursa,

Sizden uzaklaştırılmak ve mahrum bırakılmakla karşılaşır."

Arapçada -bizim kölemiz (olan) bir adamdır anlamında-: demek doğru olamaz. Bir bedevi Arap da orucun sona ermesinden sonra: “' Nice oruç attan vardır ki bunu oruç tutmamıştır, nice de namazla geçiren vardır ki bunu (duayı) namazla geçirmemiştir" diyerek nekreye sıfat yapmış ve marifeye izafet etmiştir,

Derim ki: el-Cevherînin: "Andın sıfatı olması câiz değildir" şeklindeki açıklaması nahivcilerin görüşüne muhaliftir. Çünkü infisal takdirinde izafet hakiki değil, lafzi bir izafettir. Çünkü birinci kelimeye bir marifelik kazandırmış olmuyor. Aksine isim olduğu haliyle nekre kalmaya devam ediyor. İşte bundan dolayı nekreye sıfat getirilmiş olmaktadır. Gerek âyet-i kerîme, gerek teyit hakkında nahivcilerin açıklaması bu şekildedir. Nekreye sıfat, da nekredir. Diğer taraftan (bedevinin nakledilen sözünde geçen): "Nice" edatı ancak nekrenin başına gelir.

"Hayır, o..." Hud onlara dedi ki... anlamına gelmektedir. Buna delil de: "Hud dedi ki: Hayır o" diye okuyanların kıraatidir. Bu âyet ayrıca: " De ki, hayır (o) sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir, O bir rüzgardır," diye de okunmuştur. Yani yüce Allah buyurdu ki: De ki: Hayır o acele gelmesini istediğiniz şeydir. Bununla da kavminin söylediği: "Bizi kendisi ile tehdit etmekte olduğun şeyi getir" sözleridir. Sonra da bunun ne olduğunu beyan ederek şöyle buyurmaktadır:

"Bir rüzgardır ki; onda çok acıklı bir azâb vardır." Kendisiyle azaplandıkları rüzgar, gördükleri o buluttan ortaya çıkmıştı. Hud ise aralarından ayrılıp gitmişti. Gelen bu rüzgar çadırları ve hevdecleriyle birlikte develeri kaldırıp bir çekirge gibi havaya yükseltiyor, sonra da onları kayalara çarpıyordu.

İbn Abbâs dedi ki: Onlar bulutu ilk gördükleri sırada ayağa dikilip ellerini uzattılar. Onun azâb olduğunu ilk olarak anladıkları vakit, yurtlarının dışına çıkmış bulunan erkek ve davarları, rüzgarın yer ile gük arasında havaya bir tüy gibi uçurmuş olduğunu gördüler. Bunun üzerine evlerine girip kapılarını kilitlediler. Rüzgar kapıları sökerek onları yerlerine yıktı. Yüce Allah rüzgara emir vererek, üzerlerine kumları yıktı. Böylelikle onlar kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gündüz boyunca iniltilerle kumların altında kaldılar. Daha sonra yüce Allah rüzgara emir vererek üzerlerinden kumları açtı ve onları alıp denize attı. İşte yüce Allah'ın hakkında:

24 ﴿