31

"Ey kavmimiz! Allah'ın davetçisinin çağrısını kabul edin ve ona îman edin. Günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acıklı bir azaptan kurtarsın."

"Ey kavmimiz! Allah'ın davetçisinin çağrısını kabul edin." Kasıt Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'dır. Bu da onun cinlere de, insanlara da peygamber olarak gönderilmiş olduğunu göstermektedir. Mukâtil dedi ki: Yüce Allah Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'dan önce hem cinlere, hem insanlara bir peygamber göndermiş değildir.

Derim ki: Müslim'in Sahih'inde yer alan Cabir b. Abdullah el-Ensarî'nin şöyle dediğine dair rivâyet onun bu sözüne delil teşkil eder: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Benden önce hiçbir kimseye verilmemiş beş özellik verildi. Benden önceki her peygamber özel olarak kendi kavmine gönderilirdi. Ben ise kırmızı tenli, siyah tenli herkese gönderildim. Benden Önce hiçbir kimseye ganimet helâl olmadığı halde bana helal kılındı. Yeryüzü de benim için hoş ve temiz bir temizlenme aracı (teyemmüm) ve mescid kılındı. Herhangi bir kimse namaz vaktine erişti mi nerede ise namazını orada kılar ve bir aylık mesafeden (düşmanımın kalbine salınan) korku ile yardıma mazhar oldum ve bana şefaat verildi." Müslim, I, 370; Buhârî, I, 12H, tf)8; Dârimi, I, 174; Nesâî, I, 210; Müsned, Hl, 301 (2) Müslim, 1, 371;

Mücahid dedi ki; "Kırmızı ve siyah"tan kasıt, cinler ve insanlardır. Ebû Hüreyre'nin rivâyetiyle bu hadisteki ifadeleri "Ve bütün yaratılmışlara peygamber olarak gönderildim ve peygamberler benimle son buldu" Tirmizî, IV 123. şeklindedir.

"Ve ona" o davetçiye

"îman edin." O da Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'dır.

"Ona" lâfzının Allah'a îman edin, anlamında olduğu da söylenmiştir. Buna delil de yüce Allah'ın:

"Günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın" âyetidir. İbn Abbâs dedi ki: Kavimlerinden yetmiş kişi onların çağrılarını kabul etti. Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'a geri döndüler ve el-Batha'da onunla karşılaştılar. Onlara Kur'ân-ı Kerîm'i okudu, emirler verdi, yasaklar bildirdi.

Cinler İçin Mükellefiyet Var mıdır?:

Bu âyet-i kerimeler emir, yasak, mükâfat ve ceza bakımından cinlerin de insanlar gibi olduklarını göstermektedir, el-Hasen dedi ki: Mü’min cinler için ateşten kurtulmanın dışında bir mükâfat yoktur. Buna da yüce Allah'ın:

"...günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acıklı bir azaptan kurtarsın." âyeti delil teşkil etmektedir. Ebû Hanife de bu görüşü kabul etmiş olup şöyle demektedir; Cinlerin cehennem ateşinden kurtarılmaktan başka bir mükâfatları yoktur. Sonra onlara -hayvanlara denileceği gibi-: Toprak olunuz, denilecektir.

Başkaları şöyle demiştir: Kötülük yaptıkları takdirde cezalandırılacakları gibi, iyilik yapmaları halinde de tıpkı insanlar gibi mükâfatlarını alacaklardır. Malik, Şâfiî ve İbn Ebi Leyla bu kanaati benimsemiştir. ed-Dahhak da şöyle demiştir: Cinler cennete girecekler ve yerler, iterler.

el-Kuşeyrî dedi ki: Doğrusu bu husus, hakkında kesin bir şey söylenemeyecek konulardandır. Bunun hangisinin doğru olduğunu ancak Allah bilir.

Derim ki; Yüce Allah'ın:

"Herkese işlediklerine göre dereceleri vardır." (el-En'am, 6/132) âyeti cinlerin de mükâfat alacaklarına, cennete gireceklerine delil teşkil etmektedir. Çünkü bu âyetin öncesinde yüce Allah:

"Ey cin ve insanlar topluluğu! İçinizden size âyetlerimi okuyan, bugününüzün gelip çatacağını bildirip sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?..." (el-En'am, 6/132) diye buyurduktan sonra devamında:

"Herkese işlediklerine göre dereceleri vardır" diye buyurmaktadır.

Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. Bu hususa dair daha geniş açıklamalar yüce Allah'ın İzniyle er-Rahmân Sûresi'nde (55/31- âyetin tefsirinde) gelecektir.

31 ﴿