20

Îman edenler der ki: "Bir sûre indirilmeli değil mi idi?" Muhkem bir sûre indirilip içinde savaş (emri) verilince, kalplerinde hastalık bulunanların, üzerine ölüm baygınlığı gelmiş (kimse) gibi sana baktıklarını görürsün. O onlara yakın ola!

"Îman edenler" yani ihlâs sahibi mü’minler

"der ki: Bir sûre indirilmeli değil mi idi?" Bu onların vahye duyduktan özlem ile cihad ve mükâfatına olan tutkuları dolayısıyla söyledikleri sözleridir.

"Muhkem" yani kendisinde neshin sözkonusu olmadığı

"bir SÛRE indirilip..." Katade dedi ki: Cihadın sözkonusu edildiği herbir sûre muhkemdir. Bu sûreler münafıklara karşı en ağır sureleridir.

Bu âyet, Abdullah b. Mesud'un kıraatinde: "Nüzulü yeni bir sûre indirilip..." şeklindedir.

"...İçinde savaş" yani cihadın farzolduğu emri

"verilince..." Bu âyet da: " Bir sûre indirilip içinde savaş emrini verirse" şeklinde "emir verme" anlamındaki fiil malum ve "savaş" lâfzı da nasb ile okunmuştur.

"Kalplerinde hastalık" şüphe ve münafıklık

"bulunanların üzerine ölüm baygınlığı gelmiş (kimse) gibi sana baktıklarını görürsün." Ölüm esnasında gözü yerinden kayan kimse gibi gözlerini irileştirerek, keskin bakarak, öfkeli ve mütereddid bir şekilde baktıklarını görürsün. Buna sebeb ise savaştan korkmaları ve savaşa karşı direnemeyişleri, tahammül gösteremeyişleri, içten içe de kâfirlere meyilli olmalarından dolayıdır.

"O onlara yakın ola. İtaat edip güzel söz söylemeli (İdiler)" buyruğunduk!:

"o onlara yakın ola" tabiri hakkında el-Cevherî şunları söylemektedir: Arapların: " Sana yakın ola, sana daha çok yakışır" tabirleri bir tehdittir, Şair şöyle demiştir:

"Yakın ola, sonra yakın ola, sonra yakın ola.

Acaba hiç doğumu yakın bir davardan, süt sağılabilir mi?"

el-Esmaî, kendisini helâk edecek şey ona çok yakın oldu. Yani başına gelip indi, diye açıklamış ve şu beyiti zikretmiştir:

"Aralarından ikisi arasından arka arkaya gidip durdu,

Üçe daha da ilave etmesi daha da uygundur."

Burada, nerdeyse üçe daha fazlasını da ilave edecekti, demektir.

Sa'leb dedi ki: Bu tabir hakkında el-Esmaî'nin yaptığı açıklamadan daha güzel bir açıklamayı kimse yapabilmiş değildir.

el-Müberred dedi ki: Helâk olmak üzere olup da sonradan, bundan kurtulan kimseye denilir ki; bu da "helâk olmaya yaklaştım" demektir. Nitekim rivâyete göre bir bedevi Arap ardı arkasına avlara atış yaptığı halde avı yakalayamıyor, o da diyordu. Sonra bir ava ok attı, ona çok yakın düştükten sonra yine av elinden kurtulunca şunları söyledi:

"Eğer bu avın arkadaşlara yiyecek olması daha uygun olsaydı, ben

avlardım onları, Fakat evla olan (daha uygunu) onları aç bırakmaktır."

Bu tabirin, bir kimsenin arkadaşına: "Ey mahrum, sen neler kaybettin!" demesine benzer, diye de açıklanmıştır. el-Cürcanî dedi ki: Bu: " Veyl"den alınmış olduğundan, veznindedir. Şu kadar var ki bunda kalb (harflerin değiştirilmesi) vardır. Bu da aynu’l-fül (kelimenin ikinci harfi)'nin lamu’l-fiil (üçüncü harfi) yerine geçmiş olmasıdır.

Yüce Allah'ın:

"O onlara yakın ola" âyeti ile ifade tamam olmaktadır. Katade dedi ki: Ceza onlara daha uygundur, diye buyurulmuş gibidir. Hoşlanmadıkları şey onların peşindedir, diye de açıklanmıştır.

20 ﴿