24Onlar Kur'ân'ı iyiden iyiye düşünmezler mi? Yoksa kalpler üzerinde kilitleri mi var? 2- Kur'ân'ı Niçin Düşünmezler: "Onlar Kur'ân'ı iyiden iyiye düşünmezler mi?" onu iyice belleyip yüce Allah’ın İslâm'dan yüz çeviren kimselere neler hazırladığını böylece öğrenmezler mi? "Yoksa kalpler üzerinde kilitler mi var?". Bilakis bir takim kalplerin üzerini Allah kilitlediğinden, akıllarını kullanmamakta ve akıl erdirmemektedirler. Bu hem kaderiyyenin, hem İmâmiyyenin bu husustaki kanaatlerini Kulun kendi fiillerini dolayısıyla hklayer ve dalaletini yarattığına dair kanaatine işaret etmektedir reddetmektedir. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'a kadar ulaşan ınerfu bir hadiste peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur: "O kalplerin üzerinde yüce Allah bizzat onları açıncaya kadar demir kilitler gibi kilitler vardır." İbn Kesîr, Tefsir, IV, lSl'de İbn Cerir et-Taberiye atfederek; bu sözleri Peygamber efendimizin ayeti olmadığında, hazır bulunan Yemenli bir gencin söylediği belirtilmektedir "Kilitlemek" lâfzının asıl anlamı kuruluk ve sertliktir. Nitekim kurumuş ağaçlara da böyle denilir, de onun gibidir. Bu aynı zamanda hem bir bitki, hem bir ses anlamına gelir. Recez vezninde şair şöyle demiştir: "Sana kurumuş ve oldukça yaşlı haliyle gelince, Sen de kalkıp kuru değnekle onu dövdün, O çok saçlı kocamış adamına nasıl da misafirperverlik ettin!?" Beyitteki: el-Esmaî'den nakledildiğine göre "çok yaşlı adam" demektir. "Oruç onu kuruttu" demektir. Bu açıklamayı el-Kuşeyrî ve el-Cevherî yapmıştır. Burada sözü edilen "kilitler", kalbin kapalılığına ve orada imandan eser bulunmadığına bir işarettir. Yani onların kalplerine îman girmediği gibi, oradan küfür de çıkmaz. Çünkü yüce Allah onların kalplerini mühürlemiştır. Burada yüce Allah: "Kalbler üzerinde" diye buyurmuştur. Çünkü şayet "onların kalpleri üzerinde" diye buyurmuş olsaydı, onların dışında olanların kalpleri bu kapsamın içerisine girmezdi. Maksat ise; yoksa bunların kalpleri ile bu nitelikte olanların kalpleri üzerinde kilitler mi vardır, şeklindedir. 3- Akrabalık Bağının Gözetilmesi: Müslim'in, Sahih'inde yer alan rivâyete göre Ebû Hüreyre şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Şüphesiz yüce Allah yaratıkları var edip onların yaratılışını bitirince rahim kalkıp dedi ki: Bu (duruşun), bağı koparılmaktan (sana) sığınanın ayakta duruşudur. Yüce Allah da: Peki seni bitiştireni bitiştirmeme, senin bağını kopartanı da koparmama razı olmaz mısın? diye buyurdu. Rahîm, olurum dedi. Yüce Allah da: Bunu sana verdim, diye buyurdu. Sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: İsterseniz yüce Allah'ın: "Sizden beklenen yönetimi ele alırsanız, yeryüzünde fesad çıkarmak ve akrabalık bağlarınızı paramparça etmek değil midir ki? İşte böyleler! Allah'ın kendilerini lanetlediği, sağırlaşurdığı ve gözlerini kör ettiği kimselerdir. Onlar Kur'ân'ı iyiden iyiye düşünmezler mi? Yoksa kalpler üzerinde kilitler mi var?" âyetini okuyun" diye buyurdu Buhârî, V, 2232; Müslim. IV, 1980; Müsned, II, 330. ancak; Buhârî, IV, 1828 ile VI, 2725'te ayeti okumayı tavsiye edenin Ebû Hüreyre olduğu belirtilmektedir. İbn Hacer, Feihul-Bari, VIII, 580-581'de doğru olanın ayetin okunmasını isteyenin peygamber efendimiz olduğu cihetini tercih etmektedir. Ayetin zahirinden anlaşılan, onun bütün kâfirlere hitab olduğudur. Katade ve başkaları da şöyle demişlerdir: Âyetin anlamı şudur: Eğer sizler imandan yüz çevirecek olursanız, kan dökeceğiniz için tekrar yeryüzünde fesad çıkarmaya dönebilirsiniz, ya da döneceğinizden korkulur. Katade dedi ki: Sizler yüce Allah'ın kitabından yüz çeviren bu insanların nasıl bir hale düştüklerini gördünüz? Haram olan kanı dökmediler mi? Akrabalık bağını koparmadılar mı? Rahmân olan Allah'a isyan etmediler mi? Buna göre burada sözü edilen "akrabalık bağı" yüce Allah'ın: "Mü’minler ancak kardeştir" (el-Hucurat, 49/10) âyetinde "kardeşlik" ismini vermiş olduğu İslâm dini ve îman akrabalığı bağıdır. el-Ferrâ'nın görüşüne göre âyet-i kerîme, Haşimoğulları ile Umeyyeoğulları hakkında inmiştir. Maksat da aralarından içinde münafıklık gizleyen kimselerdir. Böylelikle akrabalık bağının koparılması ile kendileri ile Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın arasındaki akrabalık bağına ve onların Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'ı yalanlamalarına işaret etmiş olmaktadır. Bu ise onlarla savaşmayı gerektiren bir husustur. Özetle söyleyecek olursak, akrabalık bağı genel ve özel olmak üzere iki çeşittir. Genel akrabalık din akrabalığıdır. Sürekli îmana bağlı kalmak, Îman ehlini sevmek, onlara yardımcı olmak, samimiyetle öğüt verip iyiliklerini istemek, onlara zararı terketmek, aralarında adalet yapmak, onlarla girişilecek karşılıklı ilişkilerde insaflı olmak, hastalarının ziyareti, ölenlerinin yıkanması, namazlarının kılınması, defnedilmesi gibi... sahib oldukları haklarını ve diğerlerini yerine getirmek suretiyle bu bağı sürekli gözetmek gerekmektedir. Özel akrabalığa gelince bu da kişinin gerek babası, gerek annesi tarafından meydana gelmiş olan akrabalık bağıdır. Onların özel hakları ve fazlası da vardır. Nafaka, durumlarını görüp gözetmek, zor ve sıkıntılı zamanlarında onları gerekli şekilde kollamaktan yana gafil olmamak gerekir. Ayrıca bunlar hakkında genel akrabalık hakları da daha sağlam bir şekilde gözetilrnelidir. Öyle ki, kişinin üzerinde gözetilmesi gereken haklar birden çok olursa (ve hepsini yerine getiremiyor ise) o takdirde yakın olanın haklarını yerine getirmekle işe başlar. Kimi ilim adamı şöyle demiştir: Gözetilmesi gereken akrabalık bağı mahrem olan herkesin bütün akrabalandır. Buna göre amca çocukları ile dayı çocukları hakkında böyle bir bağın gözetilmesi gerekmemektedir. Bir diğer görüşe göre; mirasta -ister mahrem olsun, ister olmasın- hakkında "zevi'l-erham" tabirinin kullanılabileceği bütün akrabalar hakkında geçerlidir. Buna göre kendisi sebebiyle miras alınmayan annenin akrabalarının gözetilmesi vacib olmadığı gibi, o bağın gözetilmemesi de haram değildir. Ancak bu doğru değildir. Doğrusu "rahim: akrabalık" kavramının kapsamı içerisine giren herkesin her durumda bağının gözetilmesi -ilk olarak zikrettiğimiz şekilde bu ister akrabalık bağı olsun, ister dini akrabalık olsun- gerekmektedir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. Ebû Davud et-Tayalisî, Müsned’inde kaydettiği bir rivâyette şöyle demektedir; Bize Şu'be anlattı dedi ki: Bana Muhammed b. Abdu'l-Cebbar haber verdi, dedi ki: Ben Muhammed b. Ka'b el-Kurazîyi Ebû Hüreyre'den hadis naklederken dinledim: Ebû Hüreyre dedi ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ı şöyle buyururken dinledim: "Şüphesiz rahimin (akrabalık bağının) kıyâmet gününde Arş'ın altında şöyle diyecek bir dili olacaktır: Rabbim koparıldım, Rabbim zulmedildim, Rabbim bana kötülük yapıldı. Rabbi ona şöyle cevab verecek: Seni bitiştireni bitiştirmeme, seni kopartanı da kopartmama razı olmaz" Tayalisi, Müsned, \, 331. Müslim'in, Sahih'inde de Cubeyr b. Mutim'den, o Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'dan: "Akrabalık bağını koparan bir kimse cennete girmez" diye buyurmuştur, Buhârî, IV, 2231; Müslim, IV, 1981; Tirmizi, IV, 316; Müsned, IV, 80, H3, 84. İbn Ebi Ömer dedi ki: Süfyan dedi ki: O bununla akrabalık bağını kopartanı kastetmektedir Tirmizî, IV, 316 Bunu Buhârî de rivâyet etmiştir. Buhârî, V, 2231. 4- Akrabalık Bağını Gözetmeye Dair Gelmiş Hadis Rivâyetlerinin Anlamı: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in: "Allah yaratıkları var edip yaratılışlarını bitirince.,." âyetindeki "yaratıkları var etmek" yoktan meydana getirmek demektir ki; önceden de geçtiği üzere bunun esasını takdir teşkil eder. (Bk. el-Bakara, 2/21. âyetin tefsiri) Burada halk (yaratıklar) mahluk anlamındadır. Yüce Allah'ın: "Bunlar Allah'ın yarattığıdır" (Lukman, 31/11) âyetinde de bu anlamdadır ki; Allah'ın yarattıklarıdır demektir. "Yaratılışlarını bitirince"; onların yaratılmaları tamamlanınca anlamındadır. Ancak bu onların yaratılmaları ile belli bir süre uğraşıp sonra da bu işini bitirmesinden sonra... demek değildir. Zira yüce Allah'ın fiili, belli bir organla yapmak yahut, onu ele almak suretiyle ortaya çıkmaz. Herhangi bir alet ya da bir çaba ile de değildir. O, bundan yüce ve münezzehtir. "Rahîm ayağa kalkıp dedi ki" âyeti da iki şekilden birisiyle yorumlanır: 1- Yüce Allah rahim (akrabalık) adına meleklerden bu şekilde konuşacak birisini dikecek ve o da bunları söyleyecektir. Sanki bu melek, akrabalık bağının adına mücadele edip akrabalık bağını gözetenin sevabını o bağı kopartanın da günahını yazmak ile böyle bir ibadette bulunmakla görevlendirilmiş gibidir. Tıpkı diğer amelleri yazmakla görevlendirdiği Kiramen Katibin ile biri diğerine devrederek namaz vakitlerinde hazır bulunmakla görevli meleklerin olduğu gibi. 2- Bu konunun anlaşılması ve bu bağa ileri derecede itina gösterildiğinin belirtilmesi için takdiri ve temsili bir ifadedir. Şöyle buyurmuş gibidir: Eğer rahim (akrabalık bağı) aklı eren ve konuşan bir varlık olsaydı, bu sözleri söyleyecekti. Nitekim yüce Allah: "Şayet Biz bu Kur'ân'ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki Allah'ın korkusundan onun başını eğerek dağılıp parça parça olduğunu görürdün" (el-Haşr, 59/21) diye buyurduktan sonra: "İşte Biz bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz" diye buyurmaktadır. Peygamber efendimizin: "Bu koparılmaktan yana sana sığınanın konumudur" âyetine gelince, bundan maksat akrabalık bağını gözetme emrinin oldukça güçlü ifadelerle emredilmiş olduğunun, şanı yüce Allah'ın himayesine sığınıp onu kendisinin himayesine aldığı, onu kendi koruması altına ve muhafazasına aldığı kimse konumuna çıkarttığının vurgulu bir şekilde haber verilmesidir. Durum böyle olduğuna göre şu da bilinmeli ki Allah'ın himayesine aldığı bir varlık yardımsız bırakılmaz. Onun verdiği sözü de kimse bozamaz. Bundan dolayı yüce Allah rahime: "Seni koruyup gözeteni gözetmeme, seni kopartanı da kopartmama razı olmaz mısın?" diye hitab etmiştir. Bu da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in şu âyetini andırmaktadır: "Sabah namazını kılan bir kimse yüce Allah'ın himayesi altındadır. O bakımdan sakın Allah kendi hakkından dolayı sizden bir şey istemesin. Çünkü O kimden kendisine ait olan bir hakkı isteyecek olursa, onu yakalar, sonra da yüzüstü o kimseyi cehenneme yıkar." Müslim, I, 454; İbn Mace, II, 1301; Müsned, II, 111. |
﴾ 24 ﴿