30

Yoksa onlar: "O bir şairdir. Biz onun zamanın ızdırap veren musibetine uğramasını bekliyoruz." mu diyorlar?

"Yoksa onlar: O bir şairdir... mu diyorlar?" Yani onlar Muhammed bir şairdir diyorlar. Sîbeveyh dedi ki: Allah'ın kullarına bu âyetler ile, kendi ifadelerinde kullanılan üslub ile hitab edilmiştir. Ebû Cafer en-Nehhâs da şöyle demiştir: Bu güzel bir açıklamadır. Şu kadar var ki, bunun gerekli şekilde açıklaması yapılmamıştır. Sîbeveyh şunu anlatmak istiyor:

"Yoksa" lâfzı Arapçada bir konudan başka bir konuya geçiş için kullanılır. Şairin şu ifadelerinde olduğu gibi:

"Sen güzelliğinden süslenme ihtiyacı olmayan birisinden uzak mı kalırsın,

yoksa kınar mısın?"

Burada ifade tamam olmaktadır. Sonra şair bir başka konuya geçerek şunları söylemektedir:

"Yoksa halat onu tanıyamadığı için mi kopmuş oluyor?"

İşte yüce Allah'ın Kitabında bu türden varid olmuş olan âyetlerin anlamı takrir (doğruyu söyletmek) azarlamak ve bir konudan, başka bir konuya geçiş kabilindedir. Nahivciler, bu gibi anlatımlarda kullanılacak edata: "Aksine, belki" edatını örnek gösterirler.

"Biz onun, zamanın ızdırab veren musibetine uğramasını bekliyoruz." Katade dedi ki: Kâfirlerden bir topluluk: Siz Muhammed'in ölümünü bekleyiniz. Filan oğullarının şairinin işini ölüm hallettiği gibi, sizi de ölüm Muhammed'den kurtaracaktır, demişlerdi.

ed-Dahhak dedi ki: Bu sözleri söyleyenler Abdu'd-Dar oğullarıdır. Onlar bu sözleriyle onun şair olduğunu söylemiş oluyorlardı. Yani bundan önce şairler nasıl öldüyse, o da pek yakında ölecektir. Üstelik babası da genç yaşta ölmüştü. Belki o da babası gibi genç yaşta ölür.

el-Ahfeş dedi ki: Bu ifade; " Biz onu zamanın ızdırab veren musibetine uğrayıncaya kadar bekliyoruz" anlamındadır. Burada harf-i cer hazfedilmiştir. Nitekim "Zeyd'e gittim" denilirken denilmesi de buna benzer.

"Izdırab veren musibet": İbn Abbâs'ın açıklamasına göre ölümdür. Ebû’l-Ğavl et-Tuhevî de şöyle demiştir:

"Onlar beni el-Vekaba suyunun koruluğundan döverek alıkoydular

O (dövme) ölümün dağınıklıklarını biraraya getiriyordu."

Şair burada şunu anlatmak istiyor: Dövmek değişik yerlerde bulunan dağınık bir topluluğu biraraya getirir. Eğer onların bulundukları yerlerde ölümleri gelecek olursa, ölüm de onlara dağınık gelecekti. Biraraya gelip toplanmaları sonucunda da ölümleri de onlara hep birlikte gelmiş oldu.

es-Süddî, Ebû malik'ten, o İbn Abbâs'tan şöyle dediğini rivâyet etmektedir: "Rayb" Kur'ânı Kerîm’de şüphe ve tereddüt anlamındadır. Yanlız et-Tur Sûresi'ndeki bir yer müstesnadır. "Raybe'l-menun" zamanın olayları ve musibetleri demektir. Şair de şöyle demiştir:

"Başına gelecek zamanın musibetlerini bekle, olur ki

Bir gün boşanır yahutta onun helali (kocası) ölür."

Mücahid de şöyle demiştir:

"Zamanın musibeti" zamanın olayları anlamındadır. "el-Menun" zaman ile aynı şeydir. Ebû Zueyb dedi ki:

"Sen zamandan ve onun musibetlerinden mi izdırab çekiyorsun?

Halbuki zaman (musibetlere) tahammül göstermeyen kimselerin mazeretini kabul etmez."

Burada şair beyitin birinci mısraında zaman anlamında "el-menun" lâfzını, ikinci mısraında da "dehr" lâfzını kullanmıştır. Mücahid'in açıklamasında da menun, dehr yani zaman diye açıklanmıştır.

el-A'şa'da şöyle demiştir:

"Gözleri zayıf gören ve zamanın, musibetleri ile hastalıklara mübtela kıldığı,

Yakınlarının kendisinde sevinilecek hiçbir taraf bulamadıkları bir adam gördü diye mi?..."

el-Esmaî dedi ki: "el-Menun" gece ve gündüz demektir. Onlara bu ismin veriliş sebebi ömrü eksiltmeleri ve ecelleri sona erdirmeleridir. Yine ondan nakledildiğine göre zamana "menun" deniliş sebebi, hayatın gücünü alıp götürmesinden dolayıdır. "el-Meniyye" de bu şekildedir.

Ebû Ubeyde dedi ki: Zamana bu ismin veriliş sebebi onun zamanla insanı zayıf düşürmesinden dolayıdır. Bu da Arapların: "Güçsüz, zayıf halat"1 tabirlerinden alınmıştır. "İnce toz" demektir.

el-Ferrâ'' dedi ki: "el-Menun" müennes bir lafızdır, tekil ve çoğul olarak böyle gelir. el-Esmaî de: Bu çoğulu bulunmayan tekil bir lafızdır, demiştir. el-Ahfeş de böyle demiştir: Bu, tekili bulunmayan çoğul bir lafızdır, "el-Menun" müzekker ve müennes olarak gelir. Bunu müzekker olarak kabul eden "zaman" anlamında ya da ölüm anlamında kabul ederken, müennes olarak kabul edenler ise manasını gözönünde bulundurarak müennes kabul etmişler. Sanki bununla: "Ölüm" lâfzını kastetmiş gibi olurlar.

30 ﴿