37

Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa egemen olanlar onlar mıdır?

"Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır?" Yoksa Rabbinin hazineleri yanlarında bulunduğu için Allah'a muhtaç olmadıklarından, O'nun emrinden yüz mü çeviriyorlar?

İbn Abbâs dedi ki: Rabbinin hazineleri yağmur ve rızıktır. "Rahmetin anahtarları" olduğu da söylenmiştir. İkrime, peygamberliktir diye açıklamıştır. Yani Rabbinin risalet anahtarları onların elinde bulunup onlar bunu istedikleri yere mi koyabilirler? Yüce Allah'ın

"hazineler"i örnek göstermesinin sebebi,

"hazine"nin çeşitli türden biriktirilecek şeyleri toplayıp bir arada tutmak üzere hazırlanan bir ev, oda (veya kasa) oluşundan dolayıdır. Yüce Rabbimizin muktedir olduğu şeyler ise, bütün türlerin içinde bulunduğu sonsuz hazinelere benzer. Onların sonu yoktur.

"Yoksa egemen olanlar onlar mıdır?" âyeti hakkında İbn Abbâs: Otorite sahibi olup varlıkları istediklerine boyun eğdirenler onlar mıdır? diye açıklamıştır. Yine ondan gelen rivâyete göre, batıl peşinde olanlar, diye açıklamıştır, ed-Dahhak da böyle demiştir. İbn Abbâs'tan gelen bir başka rivâyete göre her işin velayeti (kontrol ve gözetimi)ni üzerlerine alanlar onlar mıdır? Atâ: Yoksa herkesi ve herşeyi kahredici güce sahib rabler onlar mıdır? diye açıklamıştır. Yine Atâ dedi ki: "Sen benim üzerime otorite kurdun, egemen oldun" denilir, Sen beni kendine boyun eğdirdin, hizmetçi edindin, demektir. Ebû Ubeyde de böyle demiştir.

es-Sıhah'ta şöyle denilmektedir: bir şeyi kontrol altında tutmak, onun durumlarını yakından tetkik edip amelini yazmak maksadı ile o şeye musallat olan, egemen olan demektir. Bunun kökü "satımdan gelmektedir. Çünkü kitab satır satır yazılır. Bu durumda olan birisinin yaptığı işe: "Egemen, musallat olan" denilir, "Bizim üzerimize musallat oldun, egemen oldun" denilir.

İbn Bahr dedi ki:

"Yoksa egemen olanlar onlar mıdır?" âyeti Hafaza melekleri onlar mıdır? demektir. Bu içine yazılanları muhafaza eden kitabın satır satır yazılışından alınmış bir tabirdir. Buna göre burada: Egemen olan yüce Allah'ın Levh-i Mahfuz'da yazdığını muhafaza eden, koruyan" demek olur. Bunun üç türlü söylenişi vardır. Birincisi, genelin de okuyuş şekli olan "sad" harfi ile telaffuzudur. İkinci "sin" harfi ile olup İbn Muhaysın, Humeyd, Mücahid, Kumbul, Hişam ve Ebû Hayve'nin kıraatidir, "Sad" ile "zel" arasında (işmam ile) okuyuş da üçüncü okuyuş olup, bu da daha Önce

"es-sırat: Yol"da (el-Fâtiha, 1/6, âyet, 27. başlıkta) geçtiği üzere Hamza'nın kıraatidir.

37 ﴿