48

Rabbinin hükmüne kadar sabret. Muhakkak ki sen Bizim gözetimimiz altındasın. Kalktığın vakitte de Rabbinİ hamd ile tesbih et.

Yüce Allah’ın:

"Rabbinin hükmüne kadar sabret. Muhakkak ki sen Bizim gözetimimiz altındasın" âyetine dair açıklamalarımızı iki başlık altında sunacağız:

1- Rabbinin Hükmü;

"Rabbinin hükmüne kadar sabret," Denildiğine göre; Rabbinin sana yüklemiş olduğu risalet vazifeleri hususunda Rabbinin hükmüne sabret, diye açıklandığı gibi, Allah'ın, kavminden gelen sıkıntılarla mübtela kıldığı hususlarda O'nun belasına (sınamalarına) karşı sabret, diye de açıklanmıştır. Sonra bu kılıç (cihadı emreden) âyetiyle nesh olmuştur.

2- Allah'ın Gözetimi Altında Bulunmak:

Yüce Allah'ın:

"Muhakak ki sen Bizim gözetimimiz altındasın." Bizim tarafımızdan görülmektesin. Biz senin neler yaptığını görüyor, neler söylediğini işitiyoruz. Bizim seni göreceğimiz, koruyacağımız, himaye edeceğimiz, kollayacağımız ve seni gözeteceğimiz bir konumdasın, diye de açıklanmıştır. Anlamlar birdir.

Yüce Allah'ın Mûsa (aleyhisselâm)'a söylediği:

"Benim gözetimim altında yetiştirilesin diye."(Ta-Ha, 20/39) âyeti da bu anlamdadır. Bu da benim korumam ve muhafazam altında yetiştirilesin, demektir. Daha Önce (Ta-Ha, 20/39. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.

"Kalktığın vakitte de Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bir kısmında da, yıldızların kaybolması vaktinde de O'nu tesbih et" âyetine dair açıklamalarımızı iki başlık halinde sunacağız:

1- Rabbi Hamd ile Tesbih etme Zamanları"

"Kalktığın vakitte de Rabbini hamd ile tesbih et" âyetinde yer alan

"kalktığın vakit”in te'vili hususunda farklı görüşler vardır: Avn b. Malik, İbn Mes’ûd, Atâ, Said b. Cübeyr, Süfyan es-Sevri ve Ebû'l-Ahvas şöyle demişlerdir: Meclisinden kalkacağı vakit Allah'ı teşbih ederek "subhanallahi ve bi hamdihi" yahutta "subhanekellahumme ve bi hamdike" der. Eğer meclis bir hayır meclisi ise fazladan bir de güzel övgüde bulunulmuş olur. Şayet böyle değil ise bu sefer o meclisin keffareti olur. Bu tevilin delili Tirmizi'nin rivâyet ettiği Ebû Hüreyre'nin naklettiği şu hadistir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Her kim bir mecliste oturur da orada boş sözleri fazlalaşacak olursa meclisinden kalkmadan önce de: "Allah'ım, seni hamdinle teşbih ederim. Şehadet ederim ki senden başka hiçbir ilâh yoktur. Senden mağfiret diler ve sana tevbe ederim," diyecek olursa, mutlaka o meclisinde olan hatalar ona bağışlanır." (Tirmizi) dedi ki: Bu hasen, sahih, garib bir hadistir. Tirmizi, V, 494; Müsned, I!, 494.

Yine Tirmizi'de kaydedildiğine göre İbn Ömer şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın bir tek mecliste yerinden kalkmadan önce yüz defa istiğfar getirdiğini sayardık: "Rabbim, bana mağfiret buyur, tevbemi kabul buyur. Çünkü şüphesiz tevbeleri çokça kabul eden, günahları çokça bağışlayan sensin" (diyordu.) (Tirmizi) dedi ki: Bu hasen, sahih, garib bir hadistir. Tirmizi, V, 4y4; Nesâî, es-Sünenu'l-Kübra, VI, 119,

Muhammed b. Ka'b, ed-Dahhak ve er-Rabi şöyle demişlerdir: Bu, namaz için kalkacağın vakit... anlamındadır. ed-Dahhak da şöyle demiştir: Kişi kalkacağı vakit: "Allah en büyüktür, Allah'a çokça hamd u senalar olsun. Sabah akşam Seni eksikliklerden tenzih ederim Allah'ım" der.

Ancak el-Kiya et-Taberi dedi ki: Bunun böyle olması ihtimali uzaktır. Çünkü yüce Allah'ın:

"Kalktığın vakit" diye buyurması tekbirden sonra teşbihte bulunmaya delalet etmemektedir. Kalkıştan sonra getirilecek olan şey, tekbirdir, bundan sonra da teşbih getirilir, demektir. O halde bundan maksad İbn Mes’ûd (radıyallahü anh)'ın dediği gibi, nereden olursa olsun kalkacağın vakittir.

Ebû'l-Cevza ile Hassan b. Atiyye de söyle demişlerdir: Uykundan kalkacağın vakit anlamındadır. Hassan dedi ki: Bundan maksat, ameline yüce Allah'ı zikrederek başlamasıdır.

el-Kelbî dedi ki; Sen yatağından kalkıp namaza -ki bu sabah namazıdır-başlayacağın vakte kadar dilinle Allah'ı zikret. Bu hususta sahih çeşitli rivâyetler vardır. Bunlardan birisi Ubade'nin Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'dan yaptığı şöyle dediğine dair rivâyetidir: ';Her kim geceleyin uyanıp da:

Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O bir ve tektir, O'nun ortağı yoktur. Mülk yalnız O'nundur, hamd de yalnız O'nadır. O herşeye güç yetirendir. Yüce Allah'a hamdolsun, Allah her türlü eksiklikten münezzehtir. Allah en büyüktür. Allah ile olmadıkça hiçbir şeye güç ve takat getirilemez." dedikten sonra: Allah'ım bana mağfiret buyur der yahutta dua ederse, onun duası kabul olunur. Eğer abdest alır, namaz kılarsa namazı da kabul olunu Buhârî, I,387;Tirmizi,V, 480; Dârimi, II,377; Ebû Davud, IV, 314; İbn Mace, II 1276;Müsned,V,313. Bunu Buhârî rivâyet etmiştir. Hadisin baş tarafındaki “geceleyin uyanırsa” tabiri ile ilgili iki satırlık bir sözlük açıklaması gerek olmadığından tercüme edilmemiştir.

İbn Abbâs'tan rivâyet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) geceleyin namaz kılmak üzere kalktığı vakit şöyle dermiş:

"Allah'ım, hamd yalnız Sanadır. Sen göklerin, yerin ve onlarda bulunanların nurusun. Hamd Sanadır. Gökleri, yeri ve orada bulunanları var eden ve varlıklarını ayakta tutan Sensin. Hamd yalnız Sanadır. Göklerin, yerin ve onlarda bulunanların Rabbi Sensin. Sen haksin, vaadin haktır, sözün haktır, Sana kavuşmak haktır, cennet haktır, cehennem haktır, kıyâmet haktır, peygamberler haktır, Muhammed haktır. Allah'ım, ben Sana testim oldum, Sana güvenip dayandım, Sana inandım, Sana dönüyorum, Senin adınla düşmanlık ediyor ve Senin önünde muhakeme oluyor, Senin hükmüne başvuruyorum. Önceden işlediklerimi, sonradan İşleyeceklerimi, gizlediklerimi, açıkladıklarımı Sen bana mağfiret buyur! Öne geçiren de Sensin, geri bırakan da Sensin. Senden başka hiçbir ilâh yoktur, Senin dışında da hiçbir ilâh yoktur." Buhârî, I,377,V,3228,VI, 2689,2709;Müslim,I,533; Tirmizi,V, 481;Ebû Davud,I, 205; Muvatta’I,215;Müsned,I298,308.

Hadis Buhari ve Müslim tarafından rivâyet edilmiştir.

Yine İbn Abbâs'tan rivâyet edildiğine göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) geceleyin uyandı mı yüzünden uykuyu siler, sonra da Al-i İmrân Sûresi'nin sonundaki on âyet-i kerimeyi okurdu. Buhârî, I,401,IV, 1666;Müslim,I 526;Ebû Davud,II,47;Nesâî,III,211;İbn Mace, I, 433;Muvatta’,I,121;Müsned I 243

Zeyd b. Eslem dedi ki: Sen öğlen vakti yattığın kaylule uykusundan, öğle namazını kılmak üzere kalktığın vakit, demektir.

İbnu'l-Arabî dedi ki: Kaylule uykusu ile ilgili herhangi bir rivâyet bulunmamaktadır. O da gece uykusu gibi değerlendirilir.

ed-Dahhak dedi ki: Bundan kasıt, namaz kılmak üzere kalktığı vakit namazdaki teşbihlerdir.

el-Maverdî dedi ki: Bu teşbihin ne olduğu hususunda iki görüş vardır. Birincisine göre bu, kişinin rükû' esnasında "subhane rabbiye’l-azim" ile sücud esnasında "subhane rabbiye’l-a'la" demesidir. İkinci görüşe göre ise bu namaza başlarken okunan duadır.

Bu sırada kişi: "Allah'ım, Seni hamdinle teşbih ederim. Senin adın pek mübarektir, şanın pek yücedir, senden başka hiçbir ilâh yoktur" Müslim, I, 299; Müsned, III, 50, 69. der.

İbnul-Arabî dedi ki: Bundan kastın, namazdaki teşbih olduğunu söyleyenlerin görüşlerini ele alacak olursak, bu getirilen teşbihlerin en faziletlîsidir. Bu konudaki rivâyetler pek çoktur. Bunların en büyüğü Ali (radıyallahü anh)'dan, onun Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'dan rivâyet ettiği sabit olmuş şu rivâyettir. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) namaza kalktı mı: "Yüzümü yönelttim..." diye dua ederdi. Müslim, I, 534-535, 536; Tirmizi, V, 4H5, 4ü6, 487; Dârimi, I, 309; Ebû Davud, 1, 201, Müsned, I, 94.

Biz bunu da, benzerlerini de el-En'am Sûresi'nin sonlarında (6/101-103. âyetler, 3. başlıkta) zikretmiş bulunuyoruz.

Buhârî’de de Ebû Bekir es-Sıddîk (radıyallahü anh)'dan şöyle dediği rivâyet edilmektedir: Ey Allah'ın Rasûlü, dedim. Bana namazım esnasında yapacağım bir dua öğret. Şöyle buyurdu:

"Allah'ım, gerçekten ben nefsime çokça zulmettim. Senden başka da kimse günahları bağışlamaz. O halde kendi nezdinden bana bir mağfirette bulun ve bana merhamet eyle. Şüphesiz ki Sen günahları çok çok bağışlayan ve çok çok merhametli olansın, de." Buhârî, I, 286, V, 2331; Müslim, IV, 2078; Tirmizi, v, 543; İbn Mace, II, 1Z<51; Müsned, 1.3.

48 ﴿