10Göklerle yerin mirası Allah'ın olduğu halde ne oluyor size ki Allah yolunda İnfak etmiyorsunuz? Aranızda Fetihten önce infak edip savaşanlar (diğerleriyle) bir olmaz. Onların dereceleri Fetih sonrasında infak edip savaşanlardan daha büyüktür. Bununla beraber Allah hepsine de el-Hüsnâyı vaadetmiştir. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Bu âyete dair açıklamalarımızı beş başlık halinde sunacağız: 1- Allah Yolunda İnfak Etmemek: "Göklerle yerin mirası Allah'ın olduğu halde" mirasın hak sahibine dönmesi gibi göklerde ve yerde bulunanların yok olmasından sonra gök ve yer O'na geri döneceğine göre "ne oluyor size ki Allah yolunda infak etmiyorsunuz.?" Allah yolunda ve sizi Rabbinize yakınlaştıracak hususlarda İnfak etmekten sizi alıkoyan nedir? Halbuki sizler mallarınızı geride bırakarak öleceksiniz ve bunlar Allah'a dönecektir. O halde âyet infak etmemekten ötürü bir azar mahiyetindedir. 2- İnfak Edenler Arasındaki Fark: "Aranızdan Fetihten önce İnfak edip savaşanlar (diğerleriyle) bir olmaz." Müfessirlerin çoğunun kanaatine göre Fetih'ten kasıt Mekke'nin fethidir. eş-Şa'bi' ve ez-Zühri ise Hudeybiye fethidir demişlerdir. Katade de şöyle demiştir: Biri diğerinden daha faziletli olmak üzere iki ayrı savaş ve biri diğerinden daha faziletli olmak üzere iki ayrı infak olmuştu. Mekke'nin fethinden önceki savaş ve infak, bundan sonra yapılan infak ve savaştan daha faziletlidir. İfadede hazfedilmiş lâfızlar vardır. "Aranızdan fetihten önce infak edip savaşanlar" ile fetihten sonra infak edip savaşanlar "bir olmaz" demektir. Bu lâfızlar ifadenin delaleti dolayısıyla hazfedilmiştir. Fetihten önce yapılan infakın daha büyük olmasının sebebi, müslümanların zayıflığı sebebiyle insanların bu infaka daha çok muhtaç oluşlarından dolayı idi. Diğer taraftan o dönemde infak edenlere infak daha ağır geliyordu. Mükâfat ve ecir, çekilen sıkıntıya ve zorluğa göredir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. 3- Bu Âyet Ebû Bekir'in Faziletine Delildir: Eşheb'in rivâyetine göre Malik şöyle demiştir: Fazilet ve azimet sahibi kimselerin Öne geçirilmesi gerekir. Çünkü yüce Allah: "Aranızdan Fetihten önce infak edip savaşanlar (diğerleriyle) bir olmaz" diye buyurmuştur. el-Kelbi dedi ki: Bu âyet Ebû Bekr (radıyallahü anh) hakkında inmiştir. Ebû Bekr (radıyallahü anh)'ın faziletli olduğuna ve öne geçirilmesi gerektiğine de bu âyette delil vardır. Çünkü o, İslama giren ilk kişidir. İbn Mes’ûd'dan da şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Kılıcını kuşanarak İslamını açığa vuran ilk kişi, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile Ebû Bekir'dir. Diğer taraftan Allah'ın peygamberine ilk harcamada bulunan kişi de odur. İbn Ömer'den şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında idim. Üzerinde göğsüne iliştirdiği bir abası bulunduğu halde Ebû Bekir de vardı. Cebrâîl inerek Ey Allah'ın peygamberi dedi. bana ne oluyor da Ebû Bekir'i üzerinde göğsünde iliklediği bir aba ile görüyorum? Bunun üzerine Peygamber: "O Fetihten önce malını bana harcadı" deyince, Cebrâîl şöyle dedi: Allah sana diyor ki: Ebû Bekir'e selam söyle ve ona bu fakir halinde hoşnut musun, yoksa kızgın mısın? diye sor. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu; "Ey Ebû Bekir yüce Allah sana selam ediyor ve sen bu fakir halinde hoşnut musun, yoksa kızgın mısın? diye soruyor." Ebû Bekir: Ben Rabbime mi kızayım? Şüphesiz Rabbimden razıyım, şüphesiz Rabbimden razıyım, şüphesiz Rabbimden razıyım dedi. Bunun üzerine Peygamber şöyle buyurdu: "Allah da sana diyor ki: Sen Benden razı olduğun gibi, Ben de senden razı oldum." Ebû Bekir ağladı, Cebrâîl (aleyhisselâm) da dedi ki: Ey Muhammed seni hak ile peygamber olarak gönderene yemin olsun ki, Arşı taşıyanlar da senin arkadaşın bu abayı giydiğinden bu yana aba giyindiler. İşte bundan dolayı ashab da Ebû Bekir'i önlerine geçirdiler ve onun önderliğinin kendilerini geride bıraktığını ikrar ettiler. Ali (radıyallahü anh) dedi ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) en öne geçmiştir. Ondan sonra Ebû Bekir geldi, üçüncüleri de Ömer'dir. Eğer huzuruma beni Ebû Bekir'e üstün tutan bir adam getirilecek olursa, mutlaka başkasına zina iftirasında bulunana uygulanan ceza olan sopa ve şahitliğinin kabul edilmemesi cezasını veririm. Çünkü önce müslüman olanlar kendilerinden sonra gelenlerden daha çok zorluk ve sıkıntılarla karşılaştılar. Aynı zamanda onların basiretleri de daha açık idi. 4- Din ve Dünya Ahkâmında Öne Geçmek ve Geride Kalmak: Öne geçmek ve geride kalmak bazen dünya hükümlerinde sözkonusu olabilir. Din hükümleri ile ilgili olarak Âişe (radıyallahü anhnhâ) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bizlere insanları gerçek mevkilerine yerleştirınemizi emretmiştir. ) Müslim, I, 6; Ebû Dâvûd, IV, 261; Beyhaki, Şuahu l-itran. VII, 462. Şüphesiz ki mevkilerin en büyüğü ise namaz mertebesidir. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) da (vefatı ile sonuçlanan) hastalığında şöyle buyurmuştur: "Ebû Bekir'e söyleyiniz. İnsanlara namaz kıldırsın." Buhâri, I, 236, 241, 241 III, 123B, VI, 2663; Müslim, I, 333, 516; Tirmizi, V, 613; Ebû Dâvûd, I, 248; Nesâî, II, 99, 100; İbn Mâce, 1, 339, 390, 391; Müsned, VI, 34, 96, 159, 210, 224, 229, 391; Yine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Cemaate yüce Allah'ın kitabını en iyi bilen kimse İmâm olur." Müslim, 1, 465; Tirmizi, 1, 459; Ebû Dâvûd, I, 159; Nesâî, II, 77; İbn Mâce, 1, 313; Müsned, III, 163, IV, 11H, 121, V, 272. diye buyurduğu gibi, "Yaşça en büyük olanınız size İmâm olsun" Buhâri, III, 1047; Müslim, I, 466 Tirmizi, I, 399; Dârakutni, 1, 346; Nesâî, 11, 88, 77; İbn Mâce, I, 313; Müsned, V, 53- diye buyurmuştur. Sözü geçen bu âyet daha önceden de geçmiş bulunan Malik b. el-Huveyris'in rivâyet ettiği hadiste zikredilmiştir. Buhâri ve daha başka ilim adamları bu hadisten "makam ve mevki itibariyle büyüklük"ü murad ettiğini anlamışlardır. Nitekim Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem); "Vela hakkı büyüklüğedir." diye buyurmuş olup bununla yaşça büyüklüğü kastetmemiştir. Malik ve başkaları da: Şüphesiz ki yaşın bir hakkı vardır, demişlerdir. Şâfiî ve Ebû Hanife de onu gözönünde bulundurmuşlardır. Elbetteki onun gözönünde bulundurulması da uygun bir şeydir. Çünkü hayırlı kimseler arasında, ilim ve yaşça büyük olmak nitelikleri birarada bulunacak olur ise, ilme öncelik tanınır. Dünya ahkâmına gelince, onlar da din ahkamına göre düzene konulmuştur. Dini bakımdan öne geçirilen bir kişi, dünyayı ilgilendiren hususlarda da öne geçilir. Nitekim rivâyetlerde şöyle denilmiştir: "Yaşça büyük olanımıza saygı göstermeyen, küçüğümüze merhamet etmeyen, aramızda ilim adamlarının hakkını tanımayan kimse bizden değildir." Dârimi, II, 470, 471, 480. Fertler hakkında sabit hadisçe de şöyle denilmiştir: "Genç bir delikanlı sırf yaşı dolayısıyla bir yaşlıya ikramda bulunacak olursa, mutlaka yüce Allah da o kimseye yaşlılığı sırasında ikram edecek kimseler takdir buyurur." Tîrmizi, IV, 372; Deylemi, Firdevs, IV, 61. Şairin birinin şu beyitleri zikredilmiştir: "Ey gençken kendisini etkileyen şımarıklık ve Övünçten dolayı yaşlıları ayıplayan kişi. Onları ayıplamak istersen hatırla Dedeni ve babanı ey kardeşimin oğlu, Ve bil ki gençlik geçip gidecektir, Seni bırakarak fakat bırakmaz seni onun günahı, Yaşlılara ikram etmeyip, Saygı göstermeyen Ve bir gün olsun yaşı da yaşlılık sınırına ulaşmamış olan kişi." 5- İnfak Edip Savaşanlara Allah'ın Vaadi: "Bununla beraber Allah hepsine de el-Hüsnâ'yı vaadetmiştir." Yani yüce Allah önceden geçen ilklere de, sonradan onlara yetişenlere de, hepsine derecelerinin farklılıkları ile birlikte cenneti vaadetmiştir. İbn Âmir "Hepsine" lâfzını merfu olarak diye okumuştur. Bu lâfız Şamlıların mushaflarında da böylece ref iledir. Diğerleri mushaflarındaki şekle göre nasb ile okumuşlardır, Bu lâfzı nasb ile okuyanlar fiilin amel etmesine binaen böyle okurlar. Yani: "Allah bununla beraber onların hepsine el-Hüsnâ'yı vaadetmiştir" takdirindedir. Ref ile okuyanların kıraati de şöyle açıklanır: Mef'ûl eğer başa geçecek olursa, fiilin ameli zayıflar. Diğer taraftan: "Ona vaadetmiştir" âyetinden "he" (ona) hazfedilmiştir. |
﴾ 10 ﴿